Giriş |  Kayıt
"Cibilliyetsize ilim öğretmek, eşkıyanın eline kılıç vermektir."
MEVLANA
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Ahlak  
Bir olayın bir durumun karşısına onun "sekans değerini" koymak zorundasınız. Bakınız sekans hareketi yazım. Kısaca sekans iki ve daha çok konumun birbirine göre ilişki denge bağıntısı olmasıydı.

Sekans denge ve dengesizlik durumları içinde birinden diğerine geçmekle girişen denge ve dengesizlik süreçleriyle bir bağıntıdır. Her bir durum geçicidir ve kalıcı olamaz. Kalıcı olursa dinamik bozulur.

Eşit kollu bir terazi, örneğimizdi. Eşit kollu terazide kefeler birbirine göre dengededirler. Kefelerden (sekanslardan) birisine koyduğunuz bir yük (etki değeri, etki alanı); karşı kefede (karşı sekansta) bir bozulma ortaya koymakla, süreç dengesizleşir. Böylece süreç dengeye; denge de dengesizliğe çekilir.

Karşı kefeye de, yük konulan kefe kadarla bir yük konulmakla sistemi yeniden denge ve kararlılık durumuna getirirsiniz. Ya da onun daha azını veya daha çoğunu karşı sekansa (kefeye) koymakla süreç dengelerini değiştirip kontrol etmekle süreci çevrimlersiniz.

Para basmanın karşısına, ya da para basmanın karşı sekansına bastığınız para kadar altın veya petrol koymakla; "petro dolar" yaptığınız süreç, dengeli girişmeli bir "sekans hareketidir". Kimi yer de denge; kimi yerde az biraz küsuratla dengesizlik gözetilmekle, bunlar eninde sonunda dengeye referans edilirler.

Davranışlarımızın kaynağı; temel korunumla bencilliklerimizin giderilmesi oluşuyla; bencilliğin giderilmesi de asal eksen ilişkisi olmakla ortaya çıkar. Ahlak; bu asal eksenli davranışın sosyo toplumlar düzenlen imli; kesikli sürekli kontrol hareketli ilişkiler ağına çevrilmesidirler.

Temel bencilliğin karşılanması olacak davranışın karşısındaki sekansa, totemi veya ilahi düzenlen imli kontrol olmakla; artan azalan oranda, kontrollü kolektif davranışlar konur. İşte bu kolektif davranış, som tekil insanın sağlamışı olan davranışı değildir.

Tekil insanın saldırganlık ve savunma içinde, hiç bir mal mülk servet sahipliği yoktur. İlk sahiplik ortaklaşma yapan kolektif grup gücü olmakla ortaya çıkmıştır. Sahiplik; bir ortaklaşma ilişkisidir. İlk ortaklık sahipliği, emek gücü dediğimiz çaba gayretlerin dayanışması içinde olmakla sağlama ya da ortaklıktı.

Som davranışın içinde başta doğada sağlama olan hareket vardı. Daha sonra da üreten ilişki ve üretim hareketiyle, kolektif sahiplik vardır. Sosyo toplum alanlı bu tutum da (bu ahlak ta); kişi sağlatılır olan tutum ve ahlakın kendisi değildir.

Sağlayıştı asal eksenli davranışınızın karşı sekansına; totem alan içinde ortaklaşan (kolektif) sahiplikle totem gücünü, korsunuz. Totem, ilk kez tekil kişilerin, birlikte davranmalarını sahiplik bilinci olmakla tutum aşmayı ortaklaşma kılan sahiplikti. İlah ta aynıydı. İlk kez gruplar arası ortaklaşmanın, ortaklaşan sahipliğiydi.

Ve ön ittifakı alan içinde de, yine ortaklaşan totemi gücün yanına ve totemi gücün üzerine gruplar arası gücü sentez edersiniz. Böylece siz som (katışıksız) davranışınıza, bir düzey düzlem ilişkisi olan ilahi gücün tutumlatmasını alırsınız. Bu aşamada ahlak özgecilik diye ortaya çıkar. Özgecilik hemen hemen bir türdendir.

Gerilimli asal eksen ilişkisi olan yalın (som) davranışınız; karşılanma eğilim içinde olmakla ilahi alan içine de referans olur. İlahi tutum düzenli kolektif düzey düzlem ilişkili müktesebatlar; kimi kişilerin sahipliği olmakla herkese değil de kimi kişi bencilliğine doğru pay pay edilip parçalanır. Bu köleci aşamada ahlak; tam bir bencilliktir, egoistliktir.

Bu bencillik te; temel ve asal eksen olan bencilliğin doyurulmasıysa da; bu ikinci bencillik, asal eksen davranışlı bencilliğin kendisi değildir. Çünkü bu bencilliğin zaman zemin devinmesi, kolektif güçlü zaman zemin devinmeli düzey ve düzlemin ilişkileri üzerinde "ancak aktif" olabilen bir ahlaktır.

Köleci sistemde ahlakın karşı sekansına konan bağıntı girişmesi, başka şeydi. Sahipliğin kendisi değil sahipliğin hilesiydi. Sahiplik, mutlak ve zorunlu olurla bir ortaklık ilişkisiydi. Ortaklık ilişkisi olmadan sürekli bir sahiplik bağıntılı bir ilişki çevrimi ortaya koyamıyordunuz. Emek ortaktı. Üretim ortaktı.

Sahiplik ilişkisinin temeli ortaklaşan alan ilişkisiyle ortaya konan çaba gayret olmakla emekti. Tekil kişi asla ve hiç bir şekilde; ortaklaşan emek gücünün kazandırdığı olanağa; sahip bir belirme oluşla beliremiyordu. Bunun içinde tekil kişinin kendisine, şimdiki gibi sağlama yapar bir sahipliği yoktu.

Köleci sahiplik; tekil kişinin asla sahip olamayacağı bir kolektif üretme ve kolektif sağlatma gücünü; kişi üretmeli ve kişi sağlatmalı güç gibi olurlu bir duruma, getirmenin yanılsatmasıdır.

Köleci sahiplik, bu yanılsatmasını da ancak; totemi ve ilahi kolektife sahiplik içindeki müktesebattı ilişkilerin zenginleşmesinden sonra, yapılmasıyla olanaklı olmuştur. Takdirce olan hile buradaydı.

Özel mülk sahipliği içindeki ahlakın karşı sekansına da; kolektif üreten ilişki ile kolektif sahiplik bilincini parçalayıp koyarsınız. Parçayı da kendi kişi sel sahipliğiniz yapmanın paylaşım hukuku olmakla sekans içine korsunuz. Yani ahlakın karşı sekansına kolektif sahipliğin davranımı yerine, özel mülk sahipliğinin davranma hukuku olanı korsunuz.

Böylece kolektif sahiplikle ürettirirsiniz. Üretilene de ÖZEL MÜLK SAHİBİ OLMA HUKUKUYLA, ürüne sahip çıkarsınız. Ürünün, ürünlere sahip olmayanlar üzerindeki potansiyelli alçak basınca doğru olur eğim muktedirliği ile de sizler kişilere hükmedersiniz.

İşte köleci ilişkide sekansın birinde mülk sahipliğinin takdiri vardır. Karşı sekansta da mülke sahip olmamanın muhtaçlığı ile ortaya konan ahlaki davranışı beklersiniz. Daha doğrusu kendisi bencil olmuş mülk sahibi; kolektif sahiplikteki özgecilik ahlakını; mülksüz, aç olan sizden beklerler.

Özgecil ahlak, ortak sahipliğin karşı sekansı olmakla; özel mülk sahipliği içinde ne kadar öğüt ve dini özendirilme edilirse edilsinler; beklenildiği gibi gerçekleşmez. Bu gerçekleşmeyen özgeciliğe de insanların ahlaksızlığı; insanların ahlakının bozulması denirler(!)

Söz gelimi kolektif ortaklık içinde kolektif servet, mülk; hepinizin olmakla, dıştaki başka grupların ganimetçe saldırısına karşı hepiniz onu özgecil olmakla korursunuz. Kolektif akıllı bilinç bunu böyle özgecil etmiştir. Özel mülk sahipliğin karşı sekansı içine özgeciliği korsanız; kolay kolay girişmez.

Özel servet ve özel mülk sahipliği içinde özel mülk sahipleri kölelerde özgecil davranış bekler. Özel mülk ve özel mala karşı vaki bir ganimetçe dış saldırı karşısında köleler “özgecil tutumla” savunmaya geçmezler. Efendiler de olduğu gibi kölelerde de, ön ittifak üstü kişisel bencillik öne çıkmıştır.

Bu şimdiki kişisel bencillik; asal eksenli som bencillikle; köleci bencilliğin arasına totem alanlı, ilahi alanlı ve köleci sistem alanlı zaman zemin ilişkili düzey düzlemin bağıntısını almakla gerçekleşmedir.

Köleci süreçte özel mülk bağıntılı sekans; kendi içine para adamlığını almıştır. Para adamlığı paradan para kazanma olakala, mülk sahibini de sömüren bir başka sömürü (kapital sömürü) sistemidir.

Bunun mana anlaması da kapitalin ilahlığıdır (takdir ve kaderleri belirlemesidir). Kapital Mamon’luğun (takdir ve kaderleri belirlemesi) olmakla, kapitalin kutsaması olup; "kapital tapıcılığıdır".

Dün özel mülk sahibine karşı; Baal´in mülkünden, gücünden şüphe duymayan imanı takva vardı. Aynı takva giderek Baal’in kullarında; Baal’in mülkünden, Baal´in sahipliğinden ve Baal´in gücünden şüphe etmekle şirke batan kuşkuya kapılıp mutmain olmayan bir iç kirlenmesi yaşıyordu. Baal’in kulları bu kirlenmeyle azıp sapan isyan ahlakı ortaya koyuyordu.

Diğer yandan isyan edenlerin (sömürülenlerin) isyanlarının bastırılması karşısındaki kırımlarla hepten kaybedilmemesi için af ve tövbe kapıları açılmıştı. Şüphe; iç kirliliği ve fesat olmuştu. Şüpheci olmanın iç kirliliği ve fesadından kurtulacağı arınma olan abdest te, kirlenen için temizliğiydi. Arınma yoluyla (abdestle) yapılan bağlılık ve teslimiyet tazimi şüpheci kirlenmenin af ve tövbe kapısıydı.

Arınma ve arınmanın tazimi olan ibadet akdi; şimdi de hür teşebbüsçü, para adamlığıyla özgürlükçü serbest pazarlı, tekelci finans dünyasına karşı arınmanın abdest almasına dönüşmüştü.

Uluslararası odaklara (Mamon’lara) belli vakitlerde iltica akdi olan selam ve saygı lamalarınızın bağlılık ifadelerini (tapıcılığı) göndermezseniz (ahlak etmezseniz); sizi önce imana çağıracaklardır. Ne iğfal eden iğfal etme suçluluğunu unutacaktı; ne de iğfale uğrayan iğfalini unutacaktı! Unutulmayan kuyruk acısıydı. Arınma biat iman akdi selam da bu tedirginliğe duyulan huzursuzluğun huzura dönüşmesiydi.

Ambargo tufanlarıyla, devalüasyon tapıcılığı (kur ayarlaması tapıcılığı) ile, borsayla, sıcak parayla türlü türlü birçok şimşekleriyle iktidarınıza (yedek ilahlara), günlük iman nikâhınızı tazeletecekti.

Güç karşısında karşılıklı çıkarlarınızı gözetemeyip; dostumuz, müttefikimiz türü söylemlerin gerisinde olan tarihi geri beslenmeli bilinçle; arınmanın, tazim ve saygı lamalarıyla (ibadetiyle) güce ve tapıcılığa boyun eğmediniz mi, işiniz bitikti. İşte ahlakınız buydu. Güç te; ortak sahiplik bilincinde kopardığınızı Mamon’lara kurban etmenizle ve birilerine teslim ettiğinizle, kendinize yabancılaşma olan sizdiniz.

Atatürk Osmanlının kulluğundan, "vatandaşı" ortaya çıkarmıştı. Atatürk´ten sonra gelen siyasetler vatandaşı giderek "müşteri" yapmıştı. Sandığa da müşteri mantığıyla götürüldü, eğitimi ve sağlığı, güvenliği dahi müşteri mantığıyla anlam edilip dile getirildi.

Köleci sistemden bu yana inşalaşan bu oluşma en temel zirvesinden birini daha ortaya koymuştu. Ahlak, onur ciro ve kârla dile getirilip kutsandı. Yeni iman ciro ve kâr mantığıydı.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki891011121314SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.