Giriş |  Kayıt
"Tilki, kümesi iyi tanıyor diye bekçi yapılır mı?"
TRUMAN
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Alan Etkisi Ve İnsan 11  
Demek ki ön ittifak içinde köleci düzenlemeyi ele verecek olan belirme onu destekleyecek şartlarının olmamasına rağmen sadece yansıma oluşuyla vardı. Ön ittifak içinde kamu yararı oluşuyla kendi alan etkisini kazanan kült merkezli ortaklık vardı. Bu ortaklık içinde kendi alan etkisini kazanmış olan kült merkezine çalışan ön ittifaklı birliğin, bu çalışması; dıştaki kişiye (saf totemi olan ilaha) "merkeze çalışan köleler" gibi yansınır olmuştu

Ön ittifaklı sentez; ayrı bir sistem olmasıyla gerçekleşecek olmanın köleci algısını verecek; köleci algıyı besleyecek ve köleci algıyı inşalatacak olan belirmeni oluşunu, ön ittifakla birlikte hemen hemen aynı anda boy vermişti

Ön ittifaklı tevhidi gerektiren enerji köleci sahiplik olan enerjiye nasıl dönüşecekti? Eş deyişle sisteme nasıl dıştan bakacaktık ki bu köleci algıyı görelim?

Sistemin içinde kalmakla ve karşıt süreçleri üretmekle; ortam içinde karşıt süreçlere yansıma verdirip te ortamda görünmeyen zıtların görünmesine de neden, olacaktılar. Genel ortaklığı ortaya koyan güç birliği totem dönemde doğada sağlama yapardı.

Ön ittifaklarda hem doğada sağlama hem de üreten ilişki birliği içinde olmanın bu sağlama, üretme olanaklarını grup merkezinde (kült merkezinde) geçici ve kalıcı olmakla biriktirirlerdi. İhtiyaç nesnelerinin toplaması ile sonrada bu toplananı, herkese göre mutlak ve zorunlu dağıtmayı ön görmeleriydi.

Kült merkezi içinde ortada köleci ilişki olmadığı halde, bugünden ve bu günkü anlayışımızla sürece baktığımızda ortamda sanki köle olucu yansıma belirtileri vardır. Bir arı kovanındaki yöneten kraliçe arı ve işçi arılar benzeri bir görünüm söz konusudur. Üretimi yapılan ilişki nesnelerinin kült merkezinde depolanması ile dağıtımı arasında giriştirme yapan “yöneten güç olan ilahi enerji” stoklama ile dağıtma arasındaki “dağıtma yapar olan sentez gücünü” kendisine vehim biçti.

Depolama ile dağıtma arasındaki boşluk devinmesi bu kuruntu ile doldu. Temsilci kişilikler sentezin gücünü ve sentezin yetkili kılma (yetkilenme) gücünü kendi gücü gibi gördüler. Dağıtım yapan güç dağıtım nesnesine uhdesinde sahip olmakla, bu yöneten sahipliğin onu uhdesinde olması içinde kazanacağı muktedirlikleri gördü.

Üretenler ha bire (durmadan-sürekli) merkeze katkı vermeyi görürken, yöneten güç (ilah temsilciler) yöneten güç enerjisi dâhiliyesinde bu gücü takdir etmenin kerametini kendisinden görüp, gördürdü. Gördüğü şeylerin düşünce devimlerini içinde dönüşmekle; ortaklığın gücünü “kült merkezinin (tek tek ilahın) sahipliği” olmak gibi tutumla görüntüyü ortama baskı ve basınç ettiler.

İşte genel ortaklığın biriken zenginlik kaynaklarının depo kontrolü ile depolanan gereksinim nesneleri ve aletle avadanlıklarının kazandığı ortamın alan etkisi ilahlara yeni bir hava ve güç vehmi, veriyordu. Biriken gücü dağıtım yapılması da ilahlara ikinci bir güç vehmi veriyordu. Birinci güç vehmi, ittifakının sahipliği olan süreci, ilahların kendi sahipliği olan süreçmiş gibi görülmeleriydi. İttifaka yabancılaşma.

İkinci tür süreç olan depo ürünlerini dağıtma süreci de bir başka güç vehmi olmakla ilahların keyfine göre oluşunun takdir yetkisi gibi görünme olan genel algı çarpılması ile “genel gücü” kişisel güç kullanımına dönüşüyordu. Bu sahipliğe güç yetmezdi ve bu yanılsama yabancılaşmayı pekişiyordu.

Böylece kült merkezinin müştereken yönetme gücü olan ilahlar; kendilerinin depo bekçiliği yapar olmakla kazandığı alan etkisi yüklenimiyle ve depo nesnelerini dağıtan güç olmayla kazanır oldukları muktedirlikteki algısal alan etkisini gördüler. Yani sentezin kararlarını icra etmeyi kendi kararlarını icra etme gibi görme vehmi ille kendi kendilerini ikna ettiler. Bu sahipti vehme öznelce tasımlarıyla alan davranışı kazandırdılar.

Nasıl düz hareket, bir dönme hareketi değilse; dağıtım için kült merkezinde depolanıp biriken ihtiyaç nesneleri de özel sahiplikle özel mülk değildiler. Dönen bir tekerleğin dönme hareketini düz harekete çevirmesi gibi kült merkezli (ilahlar) uhdesinde biriken ihtiyaç nesneleri döngülü çevrim süreçleri de bu nesneleri sanki ilahların sahipliği oluşmuş gibi ilahlarını yaptıran etkinin öznel algısına çevirmişti.

Bu süreç bunula kalmayacaktı. Bu ilahtı (Mamon’i) sahiplik, kayra oluşun kendi takdiri ile efendilere cenneti yaşatırken, cennete olacak olası yağmacı saldırı ile cennetin bir gün elinde gitme korkusunu da duymaya başlayan bu düşünce cennetin efendilerine cennette cehennemi düşünce kaygılarını yaşatıyordu.

Efendilerin cehennem kaygılarına aldırmayan yoksulluk ta efendilerin yaşamı olan cennete bakınıp bakıp kendi özlemleriyle yanıp tutuşuyordular. Ön ittifaklı süreç uygulamaları içinde yansımasını veren “yöneten güç vehimli sahiplik davranışları” ortam içinin gelişen süreçleri ile desteklenmeye başlar başlamaz vehimce olmanın bağıntı görüntüleri desteklenen süreçler içinde görünür olmaya da başladılar. Yeni kült merkezli üretim dağıtım şeklinin ateşleyicileri içinde, bu nicelişler de olacaktı.

Kült merkezi içinde olmanın alan etkisiyle paylaştıran ortaklığı kendi kişisel sahipliği olmanın kuruntu ve gururuna çeviren ilahların kazandığı kendi sahiplik vehimleri (kuruntuları-doxaları) süreç içine inşa etmekle sahiplik tekilliği tam anlamıyla kült birliğine hükmedemezdi.

Hükmedişin olabilmesi için Kült birliğinin ilahlar kayralı olan düşünme güdümü ekseninde kendilik bir totem düzlem aiti oluşun arkaikti baskı ve basıncı anlamalı oluşa yatkınlıkla ayrışmaların yansıması ile sürecin özel mülk sahipliği ekseninde yeni düzlemi içinde parçalanması gerekiyordu.

Bu sosyal elçi mana anlayışını güden ana mana anlayışı; bu özel sahipliğe ve onun takdiri bir mamon iradesi olduğuna iman etme içinde olan tevekkül edişlerin, efendiye hizmet bağlılığı oluşuyla ortaya kondu.

Özel mülk sahipliğinin ihyası, inşası olmakla parçalanma; bir süre sonra bu muktedirliği, güç ihalesine çevirecekti. Güç ihalesine dönüşen özel sahiplik potansiyelli öznel ve alan etkili enerji İbrahim´i millet olma gibi yeni süreç bilinciyle sentezi olan tevhide doğru birleşme salınımlarını vermesi, kaçınılmazdı.

Kendi öncesi ortaklığın içinde çıkmasına rağmen kendi öncesinin ittifak ve özel mülk sahipliği olan zıttını, yani ilahi muktedirlik ortaklığını put kılan özel mülk sahipliği temsilcisi haniflik (şimdiki doğru yol üzerine oluş); ön ittifakın yaşam bölüşüm tarzı olmakla kendisini doğuran putlarını! kıracaktı.

Kült merkezli bağ enerjisi temsilcileri olan ilahlar bu vehimci güçle parçalanıp ayrı ayrı kayralar yapma tasarruf ve yetkisinde olan Mamon’lardı. Baal’lerdi. El’e ve Rabb’ilere dönüşmüştü. İş, bunların meşru olan kendi yeni mana anlamalarını; yeni kayraca ruh üzerinde olan mana anlamalı ittifakın; yeni iman (köleci iman) sentezi içinde olacak şekildeki güç birliği olan tevhitlerini ortaya koymaya kalacaktı.

Süreç kendi yansıma ve nicelemelerini verirken efendiler özel mülk sahibi içinde olmanın gerçek cennetini yaşayacaktı. Kölelerse, bu çatışma içinde genel yararın özlemini cennet tasımına dönüşecektiler. Bu fikirlerin müsademeyi efkârı içindeki deneyimle asalak sınıfı (lümpenliği) oluşan din adamlarının, şeyhlerin olmadığı her yer cennet, deme düşüncesinin felsefesini de üretecektiler.

Genel sahipliği özel sahiplik yapmakla kazanılan kişisi öznel tasımla bu yeni alan; ilahların bir kayra içinde olmalarıyla kendi İbrahim´lerine, kendi Nemrut’una ya da firavunlarına Mamon´ca takdirde bulunmaları olacaktı. Artık İbrahim´lerin kayrasında oldukları bir Baal´i bir El´i bir Rabbi; vardı. Her birinin parçalanan kült merkezlerinde kopan aynı kayraları sağlayan etnik totem grup eksenli farklı boy, soy rableri vardı. Boy soy ittifak kültü içinde yeni düzene göre çekimlenişe seslenilmeydi.

Bu Rabb ya da El olur durum farklı düzey ve düzlem ilişkilerinin girişmesi olmakla asla ilkteki totem grup girişmeli yansıma değildi. Bu başlanış koşullarına bağlı özne duygusal çekimleyiş ve çekimlenişin yeni mana anlamasını iman etmesi olmanın, kullanımı ve inşacı; olmasıydı.

Ama genel ortaklıklar olan bu komünle yaşamın yeni durum içinde olunmakla kült merkezine köleliği doğurtur olan özel sahiplik algılı yansımasını fark ettirişler içinde olunacak durum altı çizilen özellik değildi henüz. Lakin süreç niceleyişleri parça parça destek durumlar üzerinde bu tür yansımasını da verdi. Yeni tür yansımalar özellikle kült merkezi içindeki ilahtı temsilcilerine, kişisi sahipliğin tutumu olacak etkilerinin yeni görünüşlü donanımlarına sahip olan ilahlarına düşünce jimnastiği yaptırıyordu.

Bu kült merkezli yöneten temsilcilikler eliyle yürütülmekle genel yarar için kült merkezlerine çalışan kölelerin görünüş yansıması ile ilahların kendilerini genel yarar yerine geçirmekle özel yararın mal sahibi olma iradesini ortaya koydular. Mal mülk sahibi olan kült merkezli ilahlar, bu kazanımlarını ortaklaşma olanın genel iradeli dağıtmasını kendi keyiflerine göre oluşun dağıtmasıyla ifade ettiler. Bu ifade şekli yeni dönüşmenin sahibi olmanın güç birliğine dönüştü. Yani kült merkezli ilahlar ortak mal sahipliği olmanın kayrası içinde olmakla çevresine doğru bir güçle yansıdılar.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki891011121314SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.