Giriş |  Kayıt
"Toplumun insanlık özelliği, güzel sanatlarla beslenir."
İSMET İNÖNÜ
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Alan Etkisi Ve İnsan 5  
Mamon insana nimeti ne zaman “tattırdım” diyordu? Nimeti ne zaman “geri alırsak” diyordu. Hepsi bu ifadenin içinde olmakla, kolektif insanlık geçmişinin şimdiye doğru kendi tarihselliği olan alt bilince uygun olmanın karşılık verilen konuşmalardı. “o kahrolası insan ne nankör şey!” diyordu Mamon kendi hitabında. Nedendi acaba? Şüphesiz insan El’ine (rabbine) karşı çok nankördür”.

Bazen de Mamon aynı şeylerin her durumda bir başka şekilde karşısına çıkan sorunları karşısında çok kızıyordu. Çalkantıların kendi takdiri nedenle olduğunu çok iyi biliyordu. Takdire leke sürmemek için kendisini temize çıkarma bağlamında “ Şüphesiz biz insana yolu gösterdik, ister şükredici olsun isterse nankör” diyordu.

Siz buna şimdiki aklınızla insana verilen seçme iradesini tanıma diyebilirsiniz. Bunlar aslı astarı olmayan yorumlardır. Bir kere takdirin olduğu yerde özgür irade ve cüzi irade olmaz. Cüzi irade de takdirin içinde ön görülen takdirin alt parçası olan iradedir.

Ayrıca Mamon’un da sizin özgür olup olmamanızla hiçbir derdi yok. Özgür olup olmamakla Mamon’un umurunda bile değilsiniz. Ön ittifaklı üreten bölüşen özgür iradeyi bozan Mamon; neye karşı sizin özgürlüğünüzü isteyecekti? Mamon’un tek derdi eşitsiz takdiri olan özel mülk sahipliği ilkesini hayata geçirmek ve adaleti de mülk dediği bu haksız eşitsiz iktisap şeklinin temeli kılmaktı.

Takdirin kabulü için Baal’e (efendiye-sahibe) sorgusuz sualsiz bir biat ve itaat içinde melek gibi olmak çok önemliydi. İtaatsizliği görmekle Mamon kızıyordu. İlerleyen süreçteki yeni yeni ön görünmezlikler karşısındaki şikâyet ve sızlanmalarla, çatışmalarla baş edemediğini gördükçe; panikliyordu.

Bu panikle ve boş vermişlik sendromuyla Mamon ne yapayım? Ben insana doğru yolu gösterdim (nasihat ettim). İster nasihatime şükredip uyar, İsterse uymaz, nankör olur diyen Mamon zaman zaman yukarıdaki söz gibi sosyo toplumsa öğütçü diyalogların belirtilmesi içinde ipin ucunu elinde kaçırıyordu.

Ortamın alan etkisi madden ve manen olan yaptırımlarıyla çok şiddetliydi. Alan içinde birçok mana yaptıranla potansiyeli etkiler, sosyo toplumsa alan içine imbikten süzülen titizlikle ve on binlerce aklın eforu sonunda inşa oluyordu. On binlerin inşacı aklı, sizin hayranlık duyan aklınızda büyüktü.

Nankör ve asi oluş (sorgulama) içinde başka ön ittifaklı nedenler de vardı. 1789’a kadar kolektife oluşla özgür olan insana dek böyle bir mana ortaya konamıyordu. Kolektif özgür olan ön ittifaklı melezi (sentezi) insan ön ittifak içinde gruplar temsilcisi simgesi olan ilahlarına inanıyordu.

İlahların her biri bir grup temsilciliği olmakla temsilciler onun biyolojik, kültürel sentezli inşacılarıydı. Melez insanın sentezi veren grup kadar kültür kotaranla özelliğinin sahibi olan ilahı vardı. İlahlara sahiplik duyuşu bu melezi katkılı görünüş, duyuş ve o ilahların ruhlarından üfürülmüş olmakla ilahların melezi olmasıydı.

Bu nedenle haklı ve doğru oluşla kolektivist melez insan tam bir doğrulukla politeistti. İlahların insan dışındaki kendi totem grubu adına ortaklaşma yaptırılmaları nedeniyle melez insan ilahlarına ortak kararlar aldırıyorlardı. Kolektivist insan ortak olan üst iradenin peşindeydiler.

Mamon’un keyfi ve eşitsiz takdiri olan kararları ortak irade içinde alınabilecek bir karar değildi. İlahlar kurulunda asla böyle bir karar çıkmazdı. Her biri kendi görünüş ve kendi parçası olan insanın kimine mal mülk verip kimini de mal verdiklerine köle yapma kararı ilahlar kurulunda vize alabilecek bir karar olamazdı.

Üstelik ilahın böyle bir yetkisi olmadığı gibi ilahlara da böyle bir mana isnadı yapılamazdı. Bu nedenle Mamon giderek tek irade olup iradesi tartışılmaz olan olmalıydı. Mamon kendi tekliğine bakıp ön ittifak içindeki insana görünüşünü veren ilahların gruplar eşitliği olan siyasi politikalı eşit ortaklıktaki ilahlar statüsüne bakıp bakıp insana; azıtıp sapıtan insan diyecekti. Mamon politikasına uymayan kolektif manalı insan, kolektif olmayan mamondu manada hafızalara kazınmakla azıp sapan şöhretti.

İşte kolektif bilincin ürünü olmakla insana bu tür ortaklık kabiliyetli insanlık geçmişi olan insana insanlık geçmişi unutturulacaktı. Nasıl unutturulacaktı? Kolektif bilinci olan insana dilde azıp sapıttı söylemini propaganda ve pelesenk etmekle bu oldukça olası olabilecekti. Özel mülkiyetin ikamesi karşısında İnsan kolektif bilincini unutmalıydı. Bu müthiş bir alan etkisi potansiyellisiydi.

Artık kolektif bilinçli insan ki bugün de öyledir; Mamon kararına karşı olan kişiler anlamına nas, kul, köle, maraba, azap, amele, ırgat vs. dendi. Nas olan ırgat olanlar, kul olanlar kolektif bilinçli insan değildi. Kul insan değildi. Ya da kolektif bilinci taşımanın insanı değildi. Güdülendi.

Kul olanın karşıtına da seyit, seyidina, seyduna, melik, malik, efendi, sahip. habibi vs. deniyordu. Ancak 1789´la bir nas, zengin de olsa, fakir de olsa; nas kişilere artık açık açık olmakla yeniden insan denecekti. İnsan tanımı kalkmayan köleliği içinde yeni bir tanıma girmişti. Tabii ki burada da, ön ittifakın; ya da inşanın temelindeki kolektivist olan insan bilincinde eser yoktu. İnsanın çevresinde dönülüyordu.

1789’dan itibaren kişilere, insan denmesinin anlamı içinde köleci dönemle kazanılan köleci salınımlar aynen korunuyordu. Zengin de, fakir de; ağa da, köle de olsa kişiler artık yeni insandı. Bu insan tanımı içinde köleliğin kalkmasını dile getirme varsa da yeni insan tanımı köleliği tam kaldırmaz. Kölelik şekil değiştirtir. Kölelik değişen şekil içinde kendisini saklar. İnsan söylemce, hukukça ve siyaseten eşittir.


Nasıl ki geçmişteki nas, nesy, ırgat, amele olan söylem kolektif bilinçli insanı unutturmaksa; bu kez de yeni insan tanımı eyyuhel nas olan köleliğin aşağılayan anlamını unutturmak, efendiliğin tahrik eden yüksek basıncını törpülemekti.

Yine de bu modernine içindeki yeni tanımlı insanın, insan tanımlı çerçevesi; zor da olsa mücadele vermenize olası oluyordu. Ön ittifakın insanıyla çağdaş insanın arasına giren mekanik kölecilik vardı. Ön ittifaklarda insanın; sentezi sosyo toplumsa ürün olmasıyla biyo kültürel bir tarihsel oluşması vardı. Bu tarihsel oluşma kutsanıyordu. Ön ittifakın insanı ilahlara göre insan olmanın ilk ürünüydü. Ve ilk ürün hep kutsanacaktı. Köleci dönem içinde bile başka atıflarıyla da olsa ilk ürün kutsanacaktı.

Bu kutsanma ittifak ahdi oluşla; insana ve insanı kültürce ve üreten ilişki olmakla inşa eden ilahlara seremonine oluyordu. İlahlara insan denmiyordu. İlahlar biyo-kültür sentezi olmamakla insan değildi. Ama insanlığın bağ enerjisinin inşacıları ve saf biyolojik soy atalarıydı. Bu durum yeni yeni ittifaklar içinde her ittifakın özelliği olmakla sentez bağı ya da bağ enerjisi olmalarının sosyal mana anlayışına dönüştü. İlk ürün olma bilinci, çok kuvvetle sentezi üreten sosyal hafızanın bağ enerjili pekişmesiydi.

Maziyi belirleyen bu tarihsel insan oluş; ön ittifaklar içinde ittifaka her katılım yapan katılımcıların başlangıç çevrimi olmakla ittifakın kolektif bilinci oldu. Bu kolektif sosyal bilinçle insana ve onları inşa düzencisi olan ilah atalarına secde edildi. Çünkü insan ilah değildi. İlah da biyo kültürce insan değildi. Çünkü insan saf totemi öncülü de değildi. Çünkü ön ittifaklı insan ile şimdiki tanımdaki kul olan köleci insana; ön ittifakta secde edilen insan olma tarihselliği; köleci dönemle unutturulmuştu.

Secde edilen ön ittifaklı insanını köleci sistem içindeki anısı, deforme edilen köleci mana ilişkilerine dönüşen bir anlatım olmaya başlamıştı. Bu nedenle köleci dönemdeki gibi modern çağdaş insanda da, tarihsel insanın tanımı bulunmuyordu. Ama anlatımlar hep ön ittifakın insan tanımı olan oyuk alanlı devinme içine ve üzerine yapılıyordu.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki10111213141516SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.