Giriş |  Kayıt
"Şiirin, düz yazıdan ayrıldığı nokta şudur: Az sözcükle çok şey söylemek."
VOLTAIRE
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Anlamak Gerek 42  
42
Ama köleci sitemler birbirine ağ gözü gibi iç içe girişmiş; başın son, sonun da baş gibi davranır olduğu birikmelerin komplike bağıntılar içindedirler. Birçok olgu ve olay üzerinde neden olan bir etki durum, hemen yanındaki birçok olgu ve olaylarda da sonuç durumdur. Burada buğday ekimi henüz yeni yapılıyorsa (neden); sözgelimi Adana da buğday ekilmiş hasat ediliyordur. Yani burada henüz neden durumunda olan Adana da sonuçtur.

Köleci sistem içine birikmiş bir zenginlik işleyişleri olarak aktarılan neden ve sonuç aynı anda birçok niceli durumlarla aktif girişmelerdir. Köleci sistem bu tür tarih sel olanağı kimi kişiler eksenli bencil çevrim ilişkilerine dönüşecekti. Nedeni sonuç gibi, sonucu da neden gibi davrandıracaktı. Köleci sistem efendileri bu gerçekleri kendine göre tepe taklak yapacaktı.

Bu tür muktedirliğine sahip olan köleci sistem ve köleci sistem inşacıları, sonucu baş yapabilme keyfiyet, reşitlik ve mümeyyizliğine sahiptiler. Bu nedenle köleci inşacılar istediği yere istedikleri gibi bu tür anlam, anlatım dizaynlarını bindiriş yapmanın yaklaşımı içinde olabilirlerdi.

Diyelim ki kolektif bir yapı araba gibi bir makinayı ortaya koymuş olsun. Teker arabaya bağıntı bir ilişki yansımasıydı. Birbirinin nedeni ve sonucu değildiler.

Köleci sistem tekere bambaşka anlamla bakıp, tekere köleci telakkiler yükleyebilirdi. Nasıl olsa teker vardı. Araba vardı. Bunları birbirine bağıntı kılacak imaj yansımaları vardı. Ve siz tekere meker de deseniz teker yine her türlü faildi. Ve meker söylemi zaten tekerden içkin (mündemiç) kendi iç ilişkenli dönüsü, biçimi, en az sürtünme yüzeyi gibi birçok duruma göre fail olmasıyla faaldi.

İmajın yansımaları olan geri çağırmalar içinde teker motora neden gibi yansıyabilir. Motor da tekere bir neden gibi yansıyabilirdi. Bu kabil imaj yansımaları içinde bu soyutlama gücü zenginliği içinde El; biz tekeri siz araba kullanasınız diye var ettik, diyebilirdi. Hâlbuki ki teker de motor da her biri başka başka nedenlerden ötürü birer sonuçtular. Motoru tekere ilişkin kıldığınız zaman, alakasızlar birbiri ile alakalı oluyordu. Neden sonuç bağıntısı içine giriyorlardı.

İşte El bu durumu kullanacaktı. Alakasız alakalı duruma: biz tekeri siz araba kullanasınız diye var ettik, diyecekti. Gerektirmeli durumlar içinde birbirine göre neden ve sonuç olan araba ve teker bağıntılıları birbirinin nedeni ve sonucu olma algısına dönüşecekti.

Burada zaaf olan şey sanki araba kendi kendisine varmıştı, ama teker olmadığı için yürümüyordu. Gibi bir algılatmayı bilinç altına gönderiyordu. İşte bu bizim mağlubiyetimizdi. Gelecekte bile başka bir şey yapmaya gerek yoktu. İnanma, kendi kendimizi hipnoz etme zaafımızı ortaya koyuyordu.

Kendi kendimize etkinin devamı düşüncesi şudur. El araba kullanalım diye bize tekerleği nimet olarak verdi ise, devamında biz kendi kendimizi verilen tekerin minneti, mihneti içine sokacaktık.

Gerek biz: El bize acıdı da tekeri bağışladı; diyecektik. Gerekse de El: ben acıyanım, merhameti olanım; demekle El bizim minnettarlığımızı pekiştirecekti. El tekeri bize rızk olarak vermesi nedenle vardı. Biz de bu nimete karşı kullukla, köle oluşla vardık.

Kolektif süreç, dinamik süreç. Hayal ile gerçeği birbirinde ayıran süreç; özelleştirmeci tuzaklı El mana anlayışıyla, nerden nereye gelmişti.

Her biri bambaşka nedenlerle var olan durumlar girişmeli yansımalar, El in gözünde: yerde biten, toprakta koşup, yürüyen, kımıldayan, havada uçan her şey; bize verilmiş nimetti. El in bu gibi söylemlerine karşın yine de biz açlık zaten vardı, yargısını çıkarabiliriz. Yani acıkmamız El nedeni ile değildi diyebiliriz, ama El korkusu bunu düşünmemize engeldir.

İşte bu nedenle: El, aç olduğumuzu bildiği için bize Elmayı lütfetmişti. Ama El köleci sistem muktedirliği içinde şunu da iyi biliyordu. Acıkan insan, elma ile (acıkmayla, mideden) tutsak alınabilirdi. El üretimi yapılan elmanın bittiği toprağa da sahip olursa kişiler bu toprakta çalışmak için El e geleceklerdi. Ve El ne derse onu yapacaklardı.

El bu nedenle mülk sahibi olmak istiyordu. Mülk sahipliği anlayışı üreten ilişkiler bağıntısı nedenle oluşan girişmelerin yansımasıydı. Üzerinde üretim yapılmayan üzerinde çalışılmayan toprak mülk olmuyordu. Toprak başka nedenle vardı. Çalışma başka nedenle (hareket nedeniyle) vardı.

Elma başka nedenle vardı. Klima, su başka nedenle vardı. Bunlar birbiri ile alakalı, alakasızlardı. Toprak, elma, çalışma (emek) birbiriyle bağıntı kılındığı zaman üretim ortaya çıkıyordu. Bunlar üretimde bağıtlandıkları için birbirinin değil üretimin nedeniydiler. El alakalı ve alakasız nedenleri keyfine göre başa sona alıp kendi hikayesini anlatıyordu.

Eğer El in mülk sahibi olmakla yine de yapamadıkları varsa, insanın muhtaçlıklarına göre; yerde biteni, toprakta koşup, yürüyeni, havada uçanı, denizde yüzeni, size verdim; diye minnet ve mihnet duyguları üzerinde dolaylı yolla yine istediğini yaptırıyordu.

Teker motor bağıntısında motor; kaynatılmış su gibi ısı enerjisinin ve yakıt enerjisinin hareket enerjisine çevrilmesinden kaynaklı tasarımdı. Isı enerjisi ve yakıt enerjisi birbirine giriştirilerek hareket enerjisi elde edilirdi. Isı ve yakıt enerjisi giriştirmesinde hareket enerjisi elde edilince; ısı ve yakıtla alakası olmayan piston, aks, krank, dingil vs. gibi birçok neden sonuç birbirine bağıtlanmakla yeni bir araba sonucu ortaya konmuştu.

Halbuki araba bizim yük taşımamız için değildi. Araba yük taşınsın diye düşünülüp icat edilmemişti. Ama araba bir kes icat edildikten sonra artık yük taşıma bağıntısına da uygun oluyordu. Bu kes de yük taşımayı araba üretme becerimizin önüne alıp bir tren katarını yük taşıma için tasarımını yapabilirdik.

Yani bir kes motor icat edilip üretimi yapıldıktan sonra, bir sonuç durum olan motor motora dek yük taşıtma fikrini başa alıp, motordan yük taşıma işine uygun bir araç yapabilirdik. Motor, uzak mesafeleri kat etmemiz için ortaya konmamıştı. Ama El bambaşka, öznel, boyun eğdirici nedenlerle ve bambaşka bağıntılarıyla bir çırpıda oluşamayan motor, araç gibi sonuç durumlar entegrasyonuna El: üzerinize olan nimetimi anın, diyordu.

Birbiri ile alakası olmayan, zaman içinde olanak olup olanak olmaktan çıkan birçok sonuç bağımlılaşmaları başa alıp kişilerin şimdiki ihtiyacına bina en minnetimizi kullanıyordu. Enerji türü birbirine dönüşmese motor ortaya konamayacaktı. Enerji neden, motor sonuç değildi.

Aksine motor enerji dönüşümünü veren entegre bağıntılar nedenle var oluştu. Motor olmasa araba gitmezdi. Motor arabanın nedeni değildi. Aksine motor arabanın gitmesinin nedeniydi. Siz arabaya, denizde yüzen gemiye, gitme gücünü veren: El´dir; deseniz de bu söylem işleyen bir motor süreci içinde her zaman doğru gibi algılanacaktır. Uçan kuş ta, kaçan tavşan da yüzen balık ta, biten ot ta kendi nedenli hayat olguları içinde vardı.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki78910111213SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  İbrahim Değerli
3 .  Gülüm Çamlısoy
4 .  Berat Uyanık
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.