Giriş |  Kayıt
"Hayat yaşla değil, yaşamakla anlaşılır."
ANDRE GIDE
 
 
 

Yazar ismi :  Muhammed Burkucu (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Muhammed Burkucu isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Ayrılığın Ertesi  
Hiç bir şey söylemedi, daha doğrusu söyleyemedi, kadının titreyen dudaklarıyla:"Bugün gidiyorum ben, bir daha dönmemek üzere gidiyorum... " demesine karşılık.
Dünyasını onun etrafında döndürdüğü, hayatı boyunca sevdiği kadındı bunu söyleyen.

Her şey sükûnete büründü adamla birlikte. Adam hiç bir şey düşünemiyor sadece ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Kadın bu sükuneti: “Bir şey söylemeyecek misin?” diye sorarak bozdu.

Öyle ya da böyle kopacaktı fırtına geri dönüş yoktu artık ok çıkmıştı bir kere yaydan ve ok saplandı kalbine adamın ama adam olayın sıcaklığından bir şey hissetmiyordu. Ayrılık gelmiş dayanmıştı kapıya, ölüm dayanmıştı.
Öylece vakitsiz, öylece aniden. Azrail’in gelişi bile böylesine ani olamazdı.

Yutkundu ve idam sebebini bilmeyen mahkûmunun celladına infazının sebebini sorduğu gibi sordu: “Neden?”

Kadının gözlerindeki korkuyu fark etmek zor değildi, kadın bir taraftan ürkek bir ceylan, bir taraftan da bir o kadar diktatör bir edayla: “Olmayacağı ta başından beri belliydi zaten, olamayacağımız. Ama şuna inanmalısın; ben çok taviz verdim kendimden” dedi böyle demesi onu biraz rahatlatmıştı her şeyi açıkladığını düşünüyordu.

“Taviz dediği neydi, kendisine meftun olan, hayatını ona adayan adamın yanında kalmak mı? İyi de, zaten kendi isteğiyle gelmemiş miydi? Sevdiğini söylememiş miydi, geldiğinde? Bu muydu, tek mantıklı açıklama?”

Bilirdi adam ne söylese boştu, karşısında ne yapacağını bilmeyen saçma sapan bahanelerle, açıklamalarla kendini her daim savunabilecek kadar bencil ve zavallı bir kız çocuğu vardı ya da mükemmel bir suikast düzenleyen ve onu harfi harfine aynı mükemmellikte uygulamayı başaran bir katil...

“Peki” dedi adam ve ekledi:”Yolun açık olsun, gönlünce olsun her şey.”

O eser kalmayan gururu, alevlenmişti tekrar, bunları söylerken.

Kadın, o büyük şaşkınlığını ustaca gizleyerek: “Bu kadarsa söyleyeceklerin ben daha fazla kalmayım” dedi.

“Bu kadar” diyerek kestirip attı adam.
.
“Tamam o zaman, kendine iyi bak” dedi ve kalktı.

Adam karşılık vermedi.

“Kadın kapının yanına geldi ve son kez baktı bir daha asla girmeyeceğini düşündüğü eve, evin içinde öyle boğucu bir hava vardı ki adeta ruhu sıkıştı ve son olarak daha terk ettiği adama baktı. Aslında ona değil de içindeki sevgiye yani kendisine aşık olan adama.
Ağzının içinden "Affet beni" diyerek son kez çıktı kapıdan.

Adam hareket etmiyordu, nefes bile almıyordu dense yeridir. Bir saat ya da daha fazla aynı vaziyette durdu. Neyse ki sonunda ayağa kalktı. Tarifsiz bir ateş bütün vücudunu kaplamıştı. Başı döner gibi oldu ama fazla sürmedi. E ne yapacaktı şimdi? Evde durması mümkün değildi. Dışarı çıksa nereye gidecekti? Nereye sığacaktı, kaldırımlar yeter miydi bu gece ona?
Her şeyi olduğu gibi bıraktı, ışıkları kapamayı bile unuttu çıktı, daha bir kaç saat önce hayatının çıkıp gittiği kapıdan.

Bomboştu kafası sanki şimdi kaza geçirmiş de ne olup bittiğini hatırlamıyordu son gördüğü geçmişten bugüne doğru hızla gelen bir trendi vagonlarında çığlıkların koptuğu bir tren...
Aşağıya indi dışarı çıkar çıkmaz derin bir nefes aldı gökyüzüne baktı yıldızların kapladığı ve ay’ın büyüsünden kurtulamayan gökyüzüne. Yürümeye başladı sokaklar geceye hazırlanıyordu, tenhalığa... Kaldırımlar adama, adam sigaraya sarıldı. Bu gecenin ve kaldırımların bitmesini istemiyordu ah keşke bitmese bu gece keşke mezarı olsaydı da yığılıp kalsaydı şu tozlu kaldırımların üstüne.


Epey yürüdükten sonra bir bank bulup oturdu, oturunca anladı yorulduğunu gece yarıyı çoktan geçmişti bile.
Olanlardan sonra ilk defa düşünmeye başladı ne olup bittiğini, her şey bir anda gelişmişti, düşündükçe hayret ediyordu nasıl olduğuna, birdenbire ne olmuştu da, gitmişti bu kadın ve kendisi nasıl olmuştu da kal dememiş, diyememişti?
Kal dese ne olacaktı ki? Ne değişecekti? Gitmeyi kafasına koyan eninde sonunda gitmeyecek miydi?

İçi titriyordu, hava o kadar da soğuk değildi oysa… Bir sigara yaktı, daha bir derin çekiyordu içine, üşüdükçe…
Şimdi ne yapacağını düşündü. Eve gitmeyi aklından çıkarmıştı, oraya gidemezdi en azından birkaç gün. Birden şehir dışındaki arkadaşı geldi aklına. En iyisi oraya gitmek diye geçirdi içinden. Sabahı bekleyecekti, eve gidinceye kadar çoktan sabah olurdu zaten.

Kalktı, dilinde eski bir şarkı kendi kendine mırıldanarak yürümeye başladı. Eve geldiğinde gün ağarmıştı. Önce bir duş aldı, sonra daha erken olduğunu düşünerek çay koydu.
Çay demleyip, içmesi aşağı yukarı bir saat sürdü. Şimdi arayabilirdi arkadaşını. Arkadaşı öğretmendi.
Arayıp, yanına geleceği bir müddet kaldıktan sonra geri döneceğini söyledi.
Öğretmen, iki yıldır görmediği arkadaşını özlediği için sevindi bu habere.

Öğleden sonra şehir dışındaki arkadaşın telefonu çaldı. Arayan bizim adamdı.
Bu kadar çabuk gelmiş olabilir mi, diye söylenerek telefonu açtı, yabancı bir ses:

“Bu numaranın sahibi yarım saat önce trafik kazası geçirdi, en son aradığı numarayı aradık,
yakını mısınız?” diyordu, ne diyeceğini şaşıran adam güç bela: “Evet arkadaşıyım” diyebildi.

“Başınız sağ olsun, arkadaşınız biz buraya geldiğimizde çoktan ölmüştü” dedi polis memuru...

Muhammed BURKUCU
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Muhammed Burkucu üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.