Giriş |  Kayıt
"Ümidini kaybetmiş olanın, başka kaybedecek şeyi yoktur."
BOLSE
 
 
 

Yazar ismi :  Canay Gümüşlü Safi (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Canay Gümüşlü Safi isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Batan Geminin Malları- 3  
      Sonuçta arkadaşlar bunlar vizyon ve misyon ile ilgilidir. Vizyonu ve misyonu olmayan firmalar çökmeye, batmaya mahkumdur. Vizyon bizim amaçlarımızı, misyon ise bu amaçlar için görevlerimizi hatırlatır bize. Firmaların stratejik hedefleri olmalı. Enflasyonist piyasa koşullarında bile firma satışlarını ve gelirini koruyabilmeli, bu yüzden koyduğu hedeflere ulaşmak çok önemlidir. Firmanın bir disiplini, bir ekolü olmalıdır. Hepimiz firmamızı temsil ediyoruz değil mi? Mesela giyimimize kuşamımıza dikkat etmeliyiz, traşımızı aksatmamalıyız. Bu insanın, herkesten önce kendisine saygı duyması demektir. Evet arkadaşlar, firmamızı ileriye götüreceğiz. Neden bizim de büyük bir organize bölgesinde geniş bir fabrikamız olmasın! Eller yapıyor da biz niye yapamayalım. Bu uzun maratonda sizlerle birlikte koşmaya geldim arkadaşlar. Bu toplu görüşmemizden sonra hepiniz ile tek tek tanışacağım. Sorusu olan yoksa, şimdilik işlerimizin başına dağılabiliriz.



Sorusu olan var mıydı? Aslında orada herkesin soracağı o kadar çok şey vardı ki? Sanki yüzyıllardır elektriği olmayan bir köye cep telefonu gelmesi kadar ilginçti yeni gelen bu müdür. Herkes pür dikkat Tamer’i süzüyordu. Patronun köylüsü, yaklaşık 20 senedir orada çalışan Nahit, biraz kıskançlıkla, biraz da şaşkınlıkla süzüyordu karşısındaki genci. Ya makine operatörü, Ahmet, Niyazi, Samet’e ne demeli. Aralarında her an kahkaha atacaklarmış gibi gülüşmeler bakışmalar dönüyordu. Hatta, gece vardiyasından sonra servislere binmek yerine apar topar buraya getirildiklerinden ötürü yorgunluklarına yenik düşmüş, Dursun ve Hüseyin Ustalar, kayan gözlerle kâh rüya aleminden kâh yaşanan o andan katılıyorlardı toplantıya. Dursun Usta’nın sessizliği bozan kısa bir horlaması ile kendisi dahil herkes bir anda irkildi. Evet kimsenin sorusu yoktu. Kış uykusunun bahara doğru sona ermesi gibi herkes yeni bir döneme başlıyordu kısacası.



            Akşama doğru Tamer ile Alim Bey karşılıklı oturmuş, Tamer’in görevinin ne olacağını tam olarak belirlemeye çalışıyorlardı. Çünkü henüz Alim Bey dahil firmasına kattığı bu genç çocuğun ne yapacağını bilmiyordu.


-                          Abi bana bir title vermemiz gerek.


-                          Taytıl ne ki?


Kendinin müthiş İngilizce terim kabiliyetinden yine mest olmuştu Tamer. Alaycı gülüşüyle cevapladı karşısındaki babası yaşındaki patronunu


-                          Kusura bakma abi, yani pozisyon, benim görevim ne olacak?


-                          Ne bileyim işte  müdür oldun ya!


-                          Yok öyle boş bir müdür yazılmaz ki abi, Dur 1 sn, senin kart vizitine bakalım ne yazıyor, senin pozisyonuna göre bir görev yazarız.


Otomobil firmasında çalışırken aldığı Alim Bey’in kartvizitini buldu elindeki defterin içinden. Ve kart vizite baktı. Baktı ve kalakaldı Tamer. Daha önce hiç dikkat etmemişti. “A businessman” yazıyordu, hem de kocaman harflerle. Yani “BİR İŞADAMI” …. Yutkundu, gülmemek için kendini zor tutarak kart viziti defterin arasında geri koydu.


-                          Tamam abi, şimdi şöyle yapalım, sen “GENEL MÜDÜR”  ol ben de “GENEL MÜDÜR YARDIMICISI” Olmaz mi?


-                          İyi sen bilirsin. Bu arada sen ne kadar istiyorsun?


-                          2000 yeter.


-                          İyi. Bak sözünden vazgeçmek yok, sonra az vermişsin demek yok, kendin belirledin, yarın Ayhan Bey’e söyle de girsin senin bordronu.


-




Evet ilk iş gününün nasıl geçtiğini anlayamamıştı ama akşam olmuş ve bilgisayarın henüz uğramadığı bu atölyeden yüzlerce sayfa elle doldurulmuş evrak ile evine geri dönüyordu Tamer. Ama bu lüks araba, ne kadar gergin ve endişeli olursa olsun rahatlatıyordu onu. O zaten her türlü mal varlığından rahatlamayı iyi biliyordu. Zaten edineceği gelirin daha yüksek olması getirmemiş miydi onu bu izbe yere. “İzbe mizbe” dedi kendi kendine, “Çözmeliyim ve yeni şeyler getirmeliyim, burada yapılacak daha çok şey var….”





Bir sonraki hikaye parçaları, ilk iş gününün ardından yaşananları hayal ettirecek sizlere….
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Canay Gümüşlü Safi üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki12345SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.