Giriş |  Kayıt
"Doğru düşündüğüne inanan yanlış fikirlerle savaşmak zorunda kalır."
MEHMET KAPLAN
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Denge Ve Dengesizlik Süreçleri 6  
Kalıtım malzemesini şimdiki süreç içinde, genelde nükleik asit dizilimi taşıyor. Bu tarz transfer işinin nükleik asit gibi özgün enerji düzeyiyle taşınıyor olmasını görmemiz, bu sürecin kopyalanma, aktarma işinin illa nükleik yolla oluru değil, kanımca. Kopyalama, depolama, aktarma gibi parçalı süreçler geri bağlanım (kontrol) yasası içindedirler. Geri bağlanım süreçleri için asıl olan nükleik asit sentezleri değildir. Geçmişi geleceğe bağlamak; geleceği geçmişin başlangıç koşullarıyla kontrol etmek türü transferdir. Transferler sözle de olur, görsel de olur, elektriklen de olur. Yazıyla, işaretlerle vs. de olur.

Transferler dalga hareketi ile de taşınır. Parçacık hareketiyle de taşınır. Pozitifi olmayanın, negatifi de yoktur. Negatifi olmayanın pozitifi de yoktur. Negatif yönde kaybolan, pozitif polarmayla ortaya çıkar. Pozitif yönde engellenen, baskılanan negatif yönde ortaya çıkar. Firen ile durdurulan enerjinin ısı enerjisi türünden ortaya çıkması gibi

Onun için pozitif olanın negatif olanı, yani DVD olanın nükleik asit olanı ortaya konacaktı. 2600-2800 angström filtre, birçok sentez süreçlerini kesmişse; bunun negatif süreci olukla nükleik asitler ortaya çıkmışsa bu kaybolanın negatifi demektir. Birisi olmayanın, tersi de olmamakla; o şey yoktur. Yokluk denen anlam, akıl dışı ve absürttür. Eğer biz varın yokunu, yokunda varını biliyorsak salt yok, yoktur.

Biz gerçekliğin dışında yok olanı da, var olanı da tarif edemeyiz. Var olanı yok olanla; tok olanı var olanla söylüyorsak; bunlar varlığın (enerjinin) gelip geçici belirme durumları olup; süreci zıttı (aksiyle), başlangıç koşullarıyla, geçmişiyle, şimdisiyle; bir belirime göre diğeri olanla vs. söylüyoruz demektir.

Ama nükleik asitli işlevin diğer yollarda kopyalanma süreçleri; bilginin, inşa malzemesinin, geçmişin vs. transfer edilir olduğunu da biliyoruz. Süreç; bir kez atom oluşla, alüminyum oluşla, polimer yapılı moleküler oluşla vs. inşaca oluşları nasıl unutulmamakla olası oluyorsa; illaki süreç artan azalan olukla doğada bölünme çoğalma oluşla doğada var.

Replikasyon bu bölünme çoğalmanın denge dengesizlik koşulunu yapan amitoz olanın DNA düzlemle farklı bir frekansa karşılık gelen bölünüp çoğalmasıdır. Özyinelemenin (rekursif ligin) bu DNA işlevle olmalı tekrarın özüdür. Hatırlama da; yok olanın tersi bir genetik kodla aktaran ortam içinde; elbette belek, hatırlama, unutma, saklama, aktarma, korunum gibi her biri bir hem parça süreç olacaklardı. Hem parça işlevlerle üzerinde enerji akışlı olacaklardı. Hem de DNA gibi beyin gibi karaciğer gibi entegre süreçler olacaktı (parçalanan birleşen süreçler olacaklardı).

Bu belirme, süreci kesikli sürekli yapar oluşun dinamiği ve mantığıdır. Kalıtımda sürecin kesikli sürekli ve parçalı olma mantığının bir dinamiğidir. Unutulan geçmiş başlangıç koşuluyla anımsanır. Hatırlanan şimdiki belirim biçimi içinde unutulur. Veya unutulanda sürer. Bilginin, başlangıç koşullarının zıtlığın bir belirim biçimi ya da özel bağıntılı durumla yansıtılması olmakla taşınmaması da; söz konusu değildir.

Söz gelimi genleşme, büzülme, boyun uzaması, boyun kısalması vs. nasıl unutulmuyor olukla tüm süreçlerde inşa oluşun materyali olan durum ve özellik belirmeleriyse kalıtım da aynı özel bağıntının bir üst ve gelişmiş özelliği olmakla atom düzeninin sosyo-toplum ve sosyo toplumun öznel bilinç olma düzenli enerji frekanslı genetikliğidir. Biri diğerine indirgenmez. Bunu anlamakta sıkıntı çekenler için haydi size bir soru. Toplumsal kalıtım malzemesi de nükleik asitler marifetiyle mi kalıtım edilir? Tek yol nükleik asit midir? Kişi ölünce kişin genetik malzemesi de ölür.

Oysa toplumun belleği ölmez, tür üzerinde kopyalama bambaşka bir harikadır. Doğa bunu ortamda zaten olan herhangi bir transfer ediciyle taşırdı. Nitekim de öyle. Nükleik asitle taşıyamadığı olay, olgu ve devinmeyi, sosyo toplum gibi başka bir organik devinimle, taşıyor; genetik aktarımını yapıyordu.

İnorganik süreçlerdeki kopyalama ve transfer devinimini doğa ve evrimsel süreçler organik düzeye taşımakla; bunu asitlerin bazların hormonların sentez bağıntısı kılmıştı. Eş deyişle nükleik baz bu şartla bu yolla bu boşluk devinmeli parçalı süreç olmakla belirebilmişti. Demek ki tersten düşünürsek bir transfer süreci olmasaydı böylesi bir belirimi içinde nükleik asitte olmayacaktı.

Yani hareket olmasaydı ayaklarımız da olmayacaktı. Ayaklarımız olduğu için hareket var değildir. Aksine hareket olduğu için ayaklarımız, hareketin bir belirme, bir taşınması biçimi olukla vardır. Transfer, kopyalama, hafıza süreçleri olduğu için nükleik asit bunların boşluk devinmesi olukla beliren parçalı süreç olmanın zorunlu kaidesidir.

Aksi halde ancak bu yol ve bu anlam işleviyle beliren nükleik asit; bu yol dışında “bu bağıntıyla” beliremezdi. Her yol, yeni bir boşluk devinmeli bağıntı belirmesidir. Her belirme yeni bir bağıntıya boşluk devinmesine yol olmanın olun ve oluş olanağıdır.

Enerji nasıl hep klorofil düzeyinde organik süreçlere dönüşememenin doygunluğu nedeniyle hep elma olamıyorsa ve elmayı yiyen kurt; kurdu ve elmayı yiyen kuş; kuşu yiyen tilki ile yeni bir boşluk devimli süreçler oluyordular. İşte bu sıkışma ve doygunluk ta birbirinin tersi olan, yeni organik olun ve oluşlar üzerinde akışlı, süreçler oluyordular.

Eş deyişle yine bir başka frekans aralığına karşılık düşen temel enerjinin parçalı olan düzey ve düzlem düzenlenişine bir karşılık oluyorlardı. Ola yazma türlü organik düzenlenişler içinde her bir enerji akış süreçlerini ve sürecin boşluk devinmesini, o frekans aralığına karşılık ediyorlarsa; nükleik asitler de zorunlu olurla böyle bir boşluk devinmesi karşılığında ancak bir belirmeydiler.

Simdi de aynı yolla aynı süreç sosyo toplumsa organik devinimler içinde insan özneli korteks devinimi olmasıyla; sosyo toplumsa kalıtımı sosyo toplumsa korteksin akıl almaz transfer ve kopyalamalarıyla her tür genetik malzemeleri taşıyordu.

Atmosfer ortamı içinde sesinizi; görüntünüzü; parmak izinizi; manyetik ifraz biçimli kodlarla birlikte sizi kopyalayıp saklayan doğanın; kopyalama, depolama, kontrol ve aktarma işinde nükleik asiti tek çözüm görmesi olanaksızdır. Bu sizin kuruntunuzdur. Üstelik doğa doğrudan DNA ile de yola çıkmışta değildi. Başka türlü belirişin o şekilde belirememesinin etrafına sardığı ters alan etkili parçalı boşluk devimli entegrasyon ile ancak bir var olma şeklidir. RNA da kısmen bu işi yapıyorsa her yol gibi bu yol da varyasyonlu olmalı süreçti.

Ve dahi DNA gibi sentez süreçleri, bir evrim ürünü olmakla başlangıcı biçim ve işlevi de bugünkü gibi değildir. Yola ne ile çıkılmışsa, biz onların çok gelişmiş denge dengesizlik entegrasyonlu süreçleriyle baş başayız. Her yol, aynı işi yapsa da; farklı farklı bir kullanım olacağı da açıktır. O kullanım o işin öyle olur gerekliliği değil o yolun öyle olurlusudur.

Duvar kendi kesikli sürekliliği içinde, bir ipin iki uçtan akışla ve çeşitli yerlerinden sürtünme takılma gibi firen etkili geren olaylar gerilmesi ile kendi eğrilik ve doğruluğunu (dengeli ve dengesiz oluşunu) kendi ortaya koyar. İşin öyle olurlunu kendisine ve birbirine göre olan durumların gerilimiydi. Değilse nükleik asit entegreli dizilimle olan süreç etkinliği; öyle olurlun bir durumu kopyalama, depolama, geri bağlanım ve aktarma süreçleri doğada nükleik asitsiz olukla da zorunlu olan süreçlerdir. 2600 ve 2800 frekanslı tayfın basınç yokluğu ile de (filtre edilmesinde) transferci DNA kopyalanması olası oluyordu.

Bu tilkiye göre yenen tavuk oluş değildi. Aksine kendisi de enerji akışına göre olan tavuğun bu tür düzen içinde enerji şarjlı, kontrollü salınımla (fren etkili salınımla) dolma boşalma süreçleri şekli içinde parçalı süreç olmasındaki boşluk devinmelerinin o sürece karşılık olmakla; evrensel çevrim içinde elma severliğe ot severliğe pek yatkın (eğimli) olmayan tilkinin, tavuk üzerindeki enerjiyi akıtır olmasıydı.

Değilse bu filtre efektle DNA olmasaydı da; ne kopyalama, ne kopyalar, yok olmuyordu. Ya da DNA ile var olmayan bir şey de var olmuyordu. Irmakla, kütük ayrı ayrı durumla aynı süreçli ilkeydiler. Kütük ırmakla taşınıyorsa kütük ırmakta taşımak için var değildir. Ya da ırmak kütüğü taşımak için oluşmuş değildir. Asıl olan akıştır. Enerjinin parçalı durumlar üzerinde transferi olan devinimleridir. Transferdir.

Akış ve akış olacak bütünlüğün parçalı durumlar üzerinde transfer akışı var olduğu için ırmak ve kütük bu karşılaşmaya denk gelir. DNA da bu akış transferine denk gelen onca süreçlerden sadece biridir. DNA bu süreç içinde, eğim entegrasyonlarıyla (ırmaktaki kütüğün sağa sola çarpan törpülenmesiyle) iyice biçimlenmesidir. Baştan öyle değildi. Kervan katılımlarla yolda dizilip düzenlenmişti. Dış dünya gözünüz olmasa da, size diğer duyumlara özgü kopyalama yöntemiyle kopyalanırlar. yansırlar. İzlenim etki olurlar. Özellikle de hiç bilmediğimiz hiç farkında olmadığımız manyetik kopyalama müthiştir.

Bir bilgisayar da olan kopyalama tekniği; özne nesnel sürecin ırası olmakla bu ıra elektronik yolda ortaya konan kopyalama ve çoğalmadır. Bilgisayar virüslerinin de bu işi kolaylıkla başardığı bir şey. Bir bilgisayar virüsü nükleik asitlerle kopyalayıp tek yol DNA’dır demez. Siz doğada olup biten süreçlerden ayrı ve farklı bir şey değilsiniz.

Doğada; elektrik te, elektronik te, atom da, mıknatıs ta, gezegenler arası çekip itme vs. ne oluyorsa özü itibarıyla bunlarda olanın aynısı bizde de oluyor. Bu bir geri bağlanımla kalıtımdır. DNA ile ilgisi yoktur. Doğada olan DNA’da görülen işti. DNA’da görülen iş nedenle enerji DNA olukla var olup belirme olmuştu. Siz ağzınız olduğu için yemiyordunuz. Aksine dıştan içe enerji akışlı transfer hareketi olduğu için ağzınız vardı. Tek fark özün başka başka araçlarla gerçekleştiriliyor olmasıdır. Olan şeyler aynen sizde de organik ya da inorganik yollarla olmaktadır. Kopyalamanın böyle çok kolay yolları varken; aslında nükleik asit kopyalaması organizma için çok pahalıdır. Ama süreç yokuş yukarı da olmak zorundadır. Akış bir potansiyelse iniş te çıkışta denge de dengesizlikte bu enerjinin akış şeklidir.

Kısaca istikrar dediğimiz kararlı yapı (sosyo toplumsa gericilik olan muhafazakârlık) da diğer bir ters ya da aksi beliriş şekliyle sosyo toplumların belleğidirler. Kopyalama, depolama, bilgiyi koruma ve sosyo toplum inşacı özne nesnel materyalleri geleceğe aktaran kalıtım malzemesi olmakla sosyo toplumsa yapıların DNA oluşu değildir. Doğadaki gibi akışın transferinin DNA’da belirdiği gibi muhafazakârlığın da DNA işlevle oluşlarıdır.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1234SonrakiSon

 
1 .  NURTEN DEMİREL
2 .  Bayram Kaya
3 .  yakup onat
4 .  İrfan GÖRGÜN
5 .  Yüksel Sarı


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  Sercan Doyuk
5 .  Tunahan çelik


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  Canay Gümüşlü Safi
4 .  Ömer Faruk Hüsmüllü
5 .  erhan

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.