Giriş |  Kayıt
"Yaşamanın amacı, hoşa gitmeyen şeylerden kaçmak değil, hoşa gitmeyen şeyleri yenmektir."
F.W. FOERSTER
 
 
 

Yazar ismi :  Canay Gümüşlü Safi (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Canay Gümüşlü Safi isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      EKIM MEKTUBU - 2 SON  
Sizin hiç bir zaman benim için bir şeyler hatırlamanıza gerek olmadı. Hatırlamayın da zaten, yukarıdaki satırlarla geçmişe dönüp, o safiyane anları saniyelik de olsa yeniden yaşamaya çalışmış iseniz, bu bile yeter. Belki çoğunu hatırlamadınızJ Olur mu olur… Niye yazdım onca şeyi?  Üstelik bu anekdotların yüzde doksanı sadece iş dışında olanlar, iş yerinde yaşananları yazmaya kalksak herhalde sayfalar alabilir. Öyle donanımlıyım ki, aldığım notlar sağ olsun.J Bütün bunların, düz mantık bir yönetici ile çalışanı arasında geçemeyeceğini ikimiz de biliyoruz. Ardımdan neler geçerse geçsin, neler denirse densin, neler düşünülürse düşünülsün, ben müsterihim, gerek oraya gerek size, kimsenin veremeyeceği kadar emek ve özveride bulundum. Yapamadıklarımdan üzüldüğüm kadar da yaptıklarımdan da gurur duyuyorum, keşke benimsenmiş olsaydım daha güzel şeyler yapmaya fırsatım olsaydı. Ama geçmişe bakınca, bugün şu halimde galibiyeti yaşıyorum. Asilik esareti boğdu, en mahrem, en saf duygular acıyla yoğruldu, sonuçta bükülen bilek doğruldu sanki.

Biliyor musunuz, paranın esiri olmayıp, yaşamda insanın elinden geldiği kadar, istediği şeyleri yapması, yapmaya çalışması şimdiden çok iyi geldi bana. Size değil üzüntüm, yaşattıklarınıza, yaşattıklarıma, yaşadıklarıma ve yaşadıklarınıza değil,  yanlış zaman ve mekân olması ah ettiren… Siz farklıydınız ama sıfırın altındaki değer yargıları içinde dondurulmuş bir farklılıksınız artık benim için. İçinde bulunduğunuz baskı ve tek düze yaşamın içinde, sarılabildiğiniz kadar farklı renklere ama sevdiğiniz farklı renklere sarılın derim. Bunların ne olduğu çok önemli değilmiş, onu gördüm. Anne olamadım ama şu kısacık zamanda yaşadığım peş peşe ve titreten azaplar ve ruhumun ruhsuzlar bataklığından kurtulması, daha bir mukavim yaptı beni. Özlüyorum onu, keşke sağlıklı doğsaydı değil mi? Ama onun canlı doğamaması benim yeniden doğmama neden oldu. Şu an oralara geriye baktığımda, oralarda geride kalamayan tek şey, iyiliklerinizle, kötülükleriniz ile bir sizsiniz. Artık size ne kin, ne öfke, hiç bir şey hissetmiyorum. Sadece iyi şeyler yaşamanızı istiyorum. O geçen günlerin hatırına, bendeki emekleriniz hatırına, bu ansız bitişin sebebi olarak, çevremdeki yaşam sizi de sorumlu tutsa da, ben sizi hep kadim bir dostum olarak hatırlayacağım. Herkese ve her şeye inat, otuzlarımın başına her bakışımda, paslı bile olsa kıymetli bir fener ışık tutacak bana.

Hani size demiştim ya, en kötü ihtimal, yıllar sonra bir şekilde karşılaşırsak, birbirimizin yüzüne bakacak bir beşeriyet, bir hukuk kalmalı… Siz belki içinde bulunduğunuz ortamın da tesiriyle beni silseniz de, belki nefret etseniz bile, benden yana her zaman o hukuk bakidir. Pardon, siz kimseyi silmezdiniz değil mi? Hep öyle derdiniz, unuttum, o zaman “ben kendimi sizde silsem bile” diye düzelteyim mi?  Alışmışım, size yazarken her noktaya temas etmeye…  Lüzumsuz şeyler yazmak değil amacım. Deneyimli ve cefakar bir kaptanın, anısı olan limanın çok uzağından bile geçerken, bir selam düdüğü öttürmesi gibi, bu yaptığım...

Lafı toparlamak gerekirse, bunu okur musunuz, gönderir miyim bilmem, ama size yazmayı özlemişim. Ve eğer bu satırları okumuş iseniz, geri cevap yazmayın, daha sizin yazdıklarınızı okuyacak kadar soğumadı harabenin külleri. Temizlik devam ediyor. O yüzden yazsanız bile okuyamam. Eğer gerçekten buna yanıt vermek isterseniz, yüzünüze “Nasılsınız?” diyeceğim günü bekleyelim. Sadece eğer bir gün beyninizdeki GPS çalışmaz ise, arayabilirsiniz beni. Dediğim gibi nötrüm. Ezberlediğiniz yolları yine kısa bir sürelik olsa bile, beyin fırtınaları ile ama bu sefer elimdeki somut ve keyifli işlerim ile unuttururum belki. Aramayacağınızı da adım gibi biliyorum ama dedim ya bugün aklımdakileri yazma günü. Sınırlamadım kendimi. Hepsine zaman yetemese bile, bugün döküldüğüm gün.

 

Yine ayırdığınız bu kısa zaman, ve düşünüp hatırladıklarınız için teşekkür ederim.

 

Benden sonra bütün sıkıntılarınızın dinmiş olması dileğiyle…

                                                                                                                      Nisa

 

 
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Canay Gümüşlü Safi üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki12345SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.