Giriş |  Kayıt
"Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılamayacak kadar güçlü olurlar."
BENJAMIN DISRAELI
 
 
 

Yazar ismi :  Muhammed Burkucu (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Muhammed Burkucu isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Geçmişten Gelen Mektup  
Şunun şurasında düğüne ne kaldı? Sen hâlâ işe geliyorsun, dedi. En iyi iş arkadaşı…
Ne kadar rahatsın, insanda biraz heyecan olur. Sanki beş gün sonra evlenecek olan benim! Diye devam etti.

Kendi bilmiyormuş gibi düğüne bu kadar az bir süre kaldığını, tüyleri diken diken oldu birden bunları duyunca.
Aman ne yapıyım, bütün hazırlıklar tamam zaten, hem bu kadar abartacak ne var?
Diye umursamaz bir tavırla karşılık verdi arkadaşına.

Ne demek abartacak ne var? Bir defa evleneceksin! Anlamıyorum seni, nasıl bu kadar hafife alabiliyorsun?

Baktı ki, arkadaşının dilinden kurtulamayacak:

Tamam tamam, biraz dolaşır eve giderim, ondan sonra karar veririm ne yapacağıma.

Hah şöyle! Dedi, arkadaşını ikna etmeyi başaran kadın.

Masadaki çantasını aldı, çıkmadan son kez arkadaşına baktı. Arkadaşı bu hayatta tek kazancıydı, öyle düşünüyordu.
Görüşürüz, dedikten sonra çıktı ofisten. Eve yürüyerek gitmeye karar verdi. Yol boyu boş boş vitrinlere baktı.
Bir gelinlikçinin vitrinindeki gelinliğe takıldı gözü, durakladı. Ama fazla sürmedi bu, devam etti yürümeye.
İçinde tarifsiz bir sıkıntı vardı.

Yaklaşık bir saatlik yürümenin ardından, eve geldi.
Apartman kapısından merdivenlere doğru ilerlerken, posta kutusuna bakmak geldi aklına.
Bir zarf vardı, üzerinde sadece gönderileceği adres yazan bir zarf.
Ne olduğunu merak etse de açmadı hemen, merdivenlerden yavaş yavaş yukarı çıktı.

Evden içeri girdi, çantasını ve anahtarları vestiyerin üzerine bıraktıktan sonra, salona gitti.
Kanepeye oturdu ve zarfı açtı, açarken ellerinin titrediğinin farkında değildi.
Bu bir mektuptu. İlk başta altına baktı mektubun, ama isim yoktu. Okumaya başladı. Mektup şöyleydi;

Selam, bu mektubu yazıp yazmama konusunda çok düşündüm ve sonunda yazmaya karar verdim.
Yazmamın sebebi, evleneceğini duydum ikimizin de tanıdığı bir dosttan. İnanmadım ilk başta,
inanmak istemedim ama doğruymuş. Ben de senden sonra duramadım, beni bırakıp gittiğin yerde.
Geleli bir kaç gün oluyor, gelmeseydim keşke... , Nasıl oldu? Bulabildin mi idealindeki adamı?
Duyduğum kadarıyla adam kendi alanında, kendine göre başarılı bir doktormuş. Evden işe, işten eve...
E birlikte kurduğumuz evlilik hayallerini, bir başkasıyla gerçekleştirecek olman nasıl bir duygu?
Benimle yalnızca hayal kurabilirdin. Ama onunla gerçekleştirebilirsin öyle değil mi?
Zira, benim sana sunabileceğim pek bir şey yoktu. Kuru bir sevdadan başka. Ne evim vardı, ne de elimde işim. Boş gezenin boş kalfası! Okul desen, lise terk.
Senin gözün yüksekteydi hep, ama sende haklısın. Liseyi en iyi şekilde bitirip, iyi bir üniversiteyi kazanan bir insanın gözü kuru bir sevdayı görür müydü?
İstediğin şekilde de bitirmişsin üniversiteyi, idealin olan mesleği de edinmişsin, sevindim bunlara gerçekten.
Seni unutmak için sarf ettiğim çabayı, hayata tutunmaya harcasaydım, ben de başarırdım belki bir şeyler.
Belki merak etmişsindir beni, yok yok etmemişsindir, saçmalıyorum bende.
Ama bilmek istersin belki, dediğim gibi senden sonra bende kalamadım buralarda.
Bütün anılarını bırakıp gittim buralardan. Olmayan hayatın, olmayacak olan yeniliğine inandım. Yeni bir şeyler olmadı, eskimeyen eskide yaşadım hep, sende yaşadım, sen ise benden fazla yaşadın bende.
Öyle işte, ne bir yuva kurdum, ne de hayalini, mutlu bir hayatın. Dağıttım biraz kendimi, her şeyi.
Bir seni atamadım, bir seni dağıtamadım her şeyle birlikte. Alıştım bir süre sonra.
Buraya geldim, buradan nereye giderim bilmiyorum.
Şimdi, senin okuldan çıkmanı beklediğim ağacın altında yazıyorum bu mektubu.
Zor oluyor biraz, gözyaşlarımı gizlemek. Ağaçta kazılı olan isimlerimizin baş harflerine bakarken.
Neyse uzattım ben. Sana mutluluklar dilerim, her şey gönlünce olsun.
İsmimi yazmadım, sen ne istersen onu yaz. Ne olarak görüyorsan beni.
Allah’a emanet ol. Son kez bir şey istiyorum senden.
Güneşin her batışında beni getir aklına. Çünkü ben, battığı yerde olacağım güneşin,
karanlığın başladığı yerde.

Mektuptaki, yazılar kadının gözyaşları ile karıştı birbirine.

Adamın mektupta dediğini yapamadı, bir isim koyamadı hayatında onu en çok seven adama.

Muhammed BURKUCU
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Muhammed Burkucu üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.