Giriş |  Kayıt
"Kitapsız yaşamak, kör sağır, dilsiz yaşamaktır."
SENECA
 
 
 

Yazar ismi :  GÜLCAN ÇATALBAŞ (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de GÜLCAN ÇATALBAŞ isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ  
Çıktım bir yola, ağlaya ağlaya… kolay varılmıyormuş, oraya… döndüm baktım arkama herkes bu yolda. Önümde labirentten bir dünya. Her dönemecince ayrı bir tuzak. Umurumda değil labirentte tuzaklarda. Benim derdim sensin yakmışım gemilerimi senin adana sığınmışım. Aşk suyuna batırılmışım aşkının rengini almışım. Gel gör rengimi aşkın nasıl boyadı beni.
Ellerim ayaklarıma bağlandı; dilim lâl oldu. Gel de çöz beni... Dünya prangalarını vurdu; acımadı zindanına attı. Ben sana gelmek isterken, kötü nefsim yolumu kesti; beni yolumdan etti. Gel de kurtar beni...
Kendim için yaşadığım zamanların muhasebesini tutsam, mizanımın bir tarafı hep eksik çıkacak biliyorum. Bu yüzden kendimi sana hiç savunmuyorum. İçimdeki “ben”i söküp attım karanlık bir kuyunun en derin köşesine. Nasıl da alevler yükseldi o kuyudan; suları kaynadı kuyunun. Ama o ateş, o mahşer meydanı hiç acı vermedi senin aşkının acısı kadar. Cehennem ne ki, ateş ne ki senin derdinin yanında... Üşenmedim, yaşadığım acıları gönlümde koleksiyon yaptım. İçimde bir sürü acı birbirine üstünlük taslayıp durdular hep; tâ ki sen bana gelinceye kadar. Sen geldin, o acılar kuş oldu sanki...
“Ben” kalmadı bende; senin yolunda kaldı ne varsa bende... Yok oldu her şey. O... Onlar... Hiçbiri yok... “Çok” şey yok oldu; “tek” şey kaldı hayatımda!
Kaç gün geçti bilmem gündüz görmeden ıslak yastıkla. Yetmedi sesim hıçkırıklarımı duyurmaya. Gözlerimi açamadım aşkının gözyaşlarından; rüyalarda görebildim ancak seni...
Gelip çilekeş halimi görenler “âşık” dedi, “Mecnûn” dedi; yetmedi “deli” dedi. Ben zaten göremedim ki onları; ben gözlerimi sende kapamıştım çoktan. Sen bana dünyanın en güzel aşkını verdin ya, ben sana gözümü vermişim çok mu? Ben duymamışım, görmemişim, ruh-ı canım için sıcak ya da soğuk fark eder mi? Sahibine ulaşmış iki çift gözün sıcaklığı bu bedene yetmez mi?
Ey aşkların en büyüğü, derdimin dermanı! “Sen” hastalığına yakalandım, gel gör beni. Ya elimden tut kaldır, ya yanına al beni. “Sen” ilacını ver bana!
Sen Şîrîn değilsin ki, senin için dağları deleyim. Sen Yakup değilsin ki, Kenan ellerinde Yusuf’unu bulayım. Senin benzerin yok ki, bu âlemde seni kolay bulayım. Aramaksa, Kaf Dağı’ndan da öteye giderim. Masal kitaplarına girerim, yabancı ellere bile giderim her gördüğüme aşkımı derim. Seni bilmeyen, ne bilsin sevdanı. Onlara sevdanı da öğretirim. Senden vazgeçsem, tatlı rüyadan uyansam ne görür, ne de duyarım. Vazgeçmekten vazgeçerim.
Doluya koysam almıyor, boşa koysam dolmuyor. Ne yapsam çaresizlikteyim. Yunus gibi bir balığın içindeyim. Dost elindeyim, ırakta değilim; ama sana gelmedikçe, sana koşmadıkça çok avareyim...
Ey aşkların en büyüğü, derdimin dermanı! Gelsen görsen beni sensiz ne haldeyim. Bir kilim gibi gerildim nakış nakış dert dokumaktayım. Gel de “sen” ilacını ver bana; n’olur yanına al beni...
Ayaklar sahibine gider; eller sahibini arar. Bendeki emanet beden, sana kavuşmanın düşüyle yaşar. Dilde “sen”, kalpte yalnız “sen”... Dil seni zikreder, kalp seni tasdik eder. Gözler mahmur ve ağlamaklı...
Evvelim sensin, ahirim sen oldun; ben her dem seni düşlerim. Hz. Muhammed (SAV) de demiş ya “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” diye. Bir saniye bile ayrılmadık biz. Sen, hep benimleydin ey sevgili!
Sana âşık bir tek ben değilim ki. Bütün kâinat senin aşkınla yanıp tutuşur. Ekin tarlasında bir başak, elif misali, hep rükûda bekler seni. Rüzgâr haykırır aşkını, “Huuuuu” diye... Bir yağmur tanesi gizler minicik bir kedinin gözyaşlarını. Ama hiç kimse susturamaz o kedi yavrusunun “Rahim, Rahiiim!” deyişlerini.
Ey aşkların en büyüğü, derdimin dermanı! Herkesin, her şeyin derdi de zikri de “sen” olmuşsun. Gel gör bizi aşk n’eyledi...
Seni düşünmek, gül bahçesine girmek gibi... Seni düşünmek; gül bahçesinde gül olmak, sonsuza dek baharı yaşamak gibi... Seni düşünmek; “dünyalık” her şeyi unutmak, kendi benliğinde yok olmak gibi...
Her an senin için yanarım; gâh sabreder susarım, gâh geleceksin diye hep deli divane olurum. Seni hep hayallerimde yaşarım; rüya mı, gerçek mi bilemem. Gel de “sen” ilacını ver bana...
Kum saati durdu, derdin beynime mıhlandı. “O” gitti; “onlar” yoktu zaten; herkes “bir” oldu. Ben de, yok oldum sende; “biz” kaldı geriye!
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu GÜLCAN ÇATALBAŞ üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.