Giriş |  Kayıt
"Yaşamak solumak değil, çalışmaktır."
J.J. ROUSSEAU
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      İnsan 8  
Her bir totem grup temaslı girişmenin "ilk ürünü" olan "melezi gerçeklikler" görünüşçe her bir totemi aitliği yansıtırlar. Ama hiç bir totem (etnik) aitliğe de tam bir benzeyişle temsilcilik değiller. Totemiler huyca görüntü karakterce tek tiptiler. Oysa melezler huyca ve görünüş karakteriyle totemilere göre çift yönlü bir durum yansımasıydı. Melez bir etnik aitliğin kendisi olmayan ama ondan da ayrı olmayıp ondan fazla olan bir şeydi. Fazla olan kısım, karşı totem grup özelliğiydi. Bu etnik oluşun, tarih olmaya başlamasıydı.

İşte insan tanımı totem gruplara nazaran, genelde totem grupların her birinden bir parçaydı. Ama özelde hiç bir totem aitliği olmayan; hiçbir grubun bu benim diyemediği melezlikti. Melezlik bu özgün lüğü ile "ilk üründü". Gruplar girişmeli düzlemde biyo sosyalce olmanın kültürel bir tanımıydı. İlk ürün olmakla insan, sentezi (tevhidi) olmuştu.

Melezi sentez olan insan, ön ittifakı düzlem içinde İki aşamalı ritüelden geçecekti. Melez olan adam (kadın erkek) ilk ürün olmakla kutsanmak ya da takdis edilmenin geçiş ritüeliyle adam (âdem-insan) olacaktı. Bu ilk geçiş ritüeli adamı ilahlar arasında ittifak aiti kılıyordu. İkinci geçiş ritüeli ise adamı bir grup aiti olmanın totem düzlem içinde kişiyi (adamı) ilah aiti kılıyordu.

Totem, yalın grup temsilcisi olmakla takdir yetkisi olmayan manaydı. Girişen gruplar birbirine göre takdirde bulunmayan totem yerine takdirde bulunan ilahi bir mana olma hüviyetine bürünür. Yani totem yalın grubu savunurken ilah sentez olmakla bir araya gelen temas eden sentez olan ittifakı savunur. Yani ilah, totemin takdir eden hali olan gruplardır. Yani ilah totemin takdir etmeye geçiş halidir.

İlk geçiş ritüeli toplum sal üreten ilişkili, uygarlığa geçişin aitliğiydi. İkinci geçiş ritüeli sosyal kültürel temsilcilikle totemi etnik aitlikti. Ki ikinci aitlik, kültürel yaşantı olmanın yanında; o kültüre ait totem mesleğini sırlar öğretisi kapsamında öğrenmenin de hakkıydı. Bir totem grup kendi geçmişini ve kendi totem mesleğini; aittesi olanlara aktardığı söylemleri, sırlar öğretisi olmakla ilk kez ortaya çıkacaktı.

Ön ittifaklı sentezin içinde paylaşılan melezin (insanın); bir totem aitliğe geçebilmek için çeşitli geçiş ritüeli olan uygulamaları ve geçiş ritüellerini sembolize eden bir tarihi geleneğin izlerini de taşıyordu insan.

Yalın totemi aitlik, on binlerce yıla sığmış izole kültürlü anlamın ağırlığı altındaydı. Nasıl olmasındı ki? Geçmişinde hücrelerine kadar işlemiş bir ata erkil oluşun mana duygusuna batmıştınız. Bu duyuşa batmanın sevinci, övüncü ve sağlaması içindeydiniz.

Bundan oluşan kültürel ve biyolojik hissedişle sizler bu düzlem içindeki seçme ayıklamalı tek parça bir mantığın; özne aklı olmasını da, taşıyordunuz. Bu türden belirip kayıp olan firari anlama kalıbı olan akıl, sizdeki totem aitlikti. Totem aitlik geçmişiniz. Adam oluşunuz ön ittifakla birlikte geleceğinizdi. Totem aitlik yalın mantıktı. Adam oluş karmaşık mantıktı. Çelişki buydu

Totemi yalın mantık, ön ittifak içinde yolunu bulmakta şaşacaktı. Ön ittifaklı adam olmanın zaman alan eğimi onu, bir yandan ön ittifaka zorluyordu. Diğer yandan da yerleşik rota bilinci olan totem kültür kişiyi bu ata erkil mana düşünmeli duygu ve mantığın geçmişine çekmesiyle kişisel çelişkileri yaşıyordunuz.

Bu çelişkin mana duygusu firari dirençlerinizi ortaya koyuyordu. Ama bu firariler sizin geride olanla, ileride olmanızı haklı kılarken; şimdiki gelişme sentezleri içinde olmanızla da; firarilere göre olmanızı da geriyle olmanıza doğrulamaz. Bu gericiliğinizi, fikir özgürlüğü kılmaz.

Ne var ki yarar ilkeli tutumunuzla ön ittifakta olma eğimi, firari olan geçmişe ait değer duygusuna karşı at başı öndeydi. Ön ittifakın kıl payı önde olması, ata erkil totem duygularının yok olması değildi. Tümden bastırılamayan ata erkil firarilerin, totem düşüncesine bağlılığı vardı. Bu tür totemi aitlikler hissi ittifak içinde ittifaka olan eğiminiz nedeniyle sizde ikili bir çelişkiyle, bir kırılma ortaya koyuyordu.

Ortaya konan bu kırılma, totemi aitlerimizde ilk suçluluk duygusunu oluştu. Bu çelişki ya da kırılmalar ilk utancın, ilk günahın, ilk aşağılanma duygusunun öznel duyuş, olmasını ortaya koydu. Yani bir yanda adam oluşla uygarlığa varan gelişmeler ortaya konurken; diğer yandan da sosyo özeneli duyuşlarınız nedeniyle hisleriniz kabarıyordu. Yaman çelişkiydi bu. Büyümeye karşı, büyümeme, direnciydi bu! Yukarı olana göre, aşağı olanın direnciydi bu.

İlk kırılmanın özne ruhsal dünyadaki yansıması da ikirciklik (ilk şüphe) olacaktı. Bu ikilemli oluş; totemi duygu olanla; ön ittifakı âdem olmanın arasındaki duraksama yapan ara boşluk devinmesi içinde şüpheci adamın arafta olmasıydı. Araf şüpheci âdemin arınmasını gereken düşünmesi içinde günahı hissettiği bir duyguydu. Totemi duyguya göre İttifak, adamı (âdemi-insanı) günaha çağırıyordu. Günah içinde olmayı şüphe etmekten ötürü adam da; geçmişinin ağırlığından arınmak istiyordu.

İşte insan da duygu olmakla tam da bu günahın ilk ürünü olan somutluktu. İlk günahın somutluğu olan “melez insan”; kendisini kendisine, ilk günahı hatırlatmanın da; ilk ürünüydü. Üstelik âdemin: ata erkil ruhlu totemi duyguyu kendisine sadakat etmesi; ön ittifak içinde sentez olmanın yararlanışına vefasız olmayı da ihanet ve günah sayıyordu. Toteme vefasızlık ve ihanetle; ilaha karşı vefazlık ve ihanetten kaynaklı çelişkin günahın ateşi içten içe ademi kavuruyordu.

Üstelik bu ihanetin günahını taşıdığı yetmiyormuş gibi bir de bu "ilk ürünler olan adamlar" karşı totem grubun totemine aiti yasak (tabu) yiyeceği ya da yasak dediğimiz tabu (meyveyi de) yemişti.

Günahın ağırlığı iki kat artan âdemlerin öznel dünyalarında fırtınalar kopuyordu. Biliyorsunuz totem dönemde bir grubun ürettiği totem mesleği ürün, diğer gruplara dokunmaktan yenmekten yasak olan yiyecekti.

 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki891011121314SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.