Giriş |  Kayıt
"Yurdu savunmanın en ucuz yolu, eğitimdir."
BURKE
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Köleci Yasa 17  

Şimdi kimi köleci yasaları beş altı paragrafla bir girizgah içinde beş on sayfada özetleyelim:

Bütün oluşma, gelişme, ilerleme ve akış olan süreçler; doğa içinde sentezlerle başlar. Totem yapı da kişi-kişi sentezli kolektif bir sosyal grup gücünün süreciydi. İttifaklar iki kez sentez ürünü olan totem meslekli süreçlerdi.

Birincisi, kişiler girişmeli sosyal grup davranışını oluşan "kişiler sentezli" durumu olan totemi sosyal grup yapısını "üreten totem meslekli grup yapıya" dönüşmüş olmanın yalın sentez (totemi) haliydi.

İkinci sentez de üreten yapıya dönüşmüş kolektif totem gruplu yapıların; totem meslekleri nedenle bir kaç grup olukla bir arada bir kaç totem mesleğini bir birine karşılık etmenin birleştiren durumuyla olmalarıydı. Ve birkaç emel totem meslekli entegrasyonlarla melez bir kültür sosyolojisi ortaya koymalarının yalın süreç olmaktan çıkmasıydı (ilahi haldi).

Ön ittifaklar; tarımcı yapılarla, çoban yapılarla ve araç gereç yapımı süreği içinde maden işlemeciliği gibi temel totem meslekli entegrasyonlarıyla "birleşme olmanın" ana nüvesini ortaya koyan bir kendi kendine doygun oluşun yeterliliğine dönüşüyordu. Güvenlik; acıkma gibi her durumla (totem mesleği olmadan da) ortaya çıkan yine bir zorunlu organizasyondu.

Bir ittifak için, bu tür üretici olan girişmeler gerekli ve yeter şarttı. Yeter şart olmanın koşulu doğada kendilikten olan kaynaklara bağlı sağlamalara gerek kalmadan; hayatlarını sürdürebilmenin, üreten emekler üzerinde olma şartıydı. Yani bu temel üretimli hareketin dışında kalan her üreten emek; "ittifakı toplumsal olmanın şartı" değildi.

Sağlık alanındaki üretim de; eğitim alanındaki gelişme de çok gerekliydi. Yaşamsaldılar. Sağlayan alan kıtlığı nedenle bunlar ittifaklara yol olmuyordu. Sağlığın karşılığı; başka bir sağlık ya da eğitim; eğitimin karşılığı başka bir eğitim ya da sağlık olmuyordu.

Tarım çobanlık ve araç gereç yapımı gibi üreten emek gücüne bağlı toplum sal güç bağ enerjisi olmadan; birbirine dönüşlü olabilen sağlık, eğitime; eğitim de sağlığa; takastı dönüşüm olmuyordu. Çünkü bunların senteziyle artan nüfusun güvenliği oluşurdu ama bunların sürdürülebilir olması için, üreten emek gücü gibi bir geri bağlanım yasasıyla sürekli desteklenir olması gerekiyordu.

İki sağlasan yapılan bölge sahiplerinin sağlık eğitim nedenle ittifak etiklerini düşünmekle bu iki bölge birleşmesinin de birleşen yapıya sağlatma yapma yeterliliği olacak dense de uygulamada bu da olası değildir. Çünkü mekaniksek olarak büyüyen alan yapıya karşın, geri bağlanımla iletişim sağlama sartlı olanakları da büyüyemeyeceği için mekanik alan birleşmesi de bu durumda yine pek pek olası değildi. Olası olsa bile böyle bir sürecin ikinci bir adım atılmasına verimli olmayacağı da çok çok açıktır.

İttifakı toplumsal nüveyi (komplike üreten ve uygarlığın insan olmayı) taşıyan ittifakı ana yapıların uzlaşması da itilaf (anlaşma-konsensüs) oluştu. Her bir kolektif ana nüveli emek gücünü, kişisel bazda da içeren, İtilaflı yapılar; insan oluşu tamamlamış yapılar olmakla; insanlığı ortaya koyan bilincin emek gücü ürünüdürler.

El´in kendisi ittifakı kolektif süreç ürünleriyle donanımlı olduğu halde; bu sürece kolektif olmanın bilincini kaybettirip kişisi sahipliğin bilinci yapmakla kul itilaflı ahitsen süreçleri ortaya koyacaktı.

Köleci sistem, El yasalarıdır.
El; ilahi olmayan, ilah anlayışı olmayan mana gücüdür.
El kendisini ilaha göre tanımlar.
El yasaları ilah yasalarına zıtlaşma olmaya başlayan sürecin inşasıdır.
Paylaşımlı olanın, paylaşımsız olmasıdır.
Kolektif sahipliğin, kişi sahipliği olmasıdır
Ortaklaşma olanın, ortaklık tanımazlığıdır.
İnsan olanın, kul olmasıdır.
Kolektif nüveli ana sentezli sürecin kişi donanımlı sürece de dönüşebilmesi.
Bütün olanı parçalayıp, kişiye göre olanı inşa etmenin adım adım yol süreçleri, birikimidir.
Kolektif akıl, kişi aklı; kolektif irade, kişi iradesi; kolektif güç kişi gücü ve tüzelin oluş kişi oluşa iyelik
etmek gibi bütün olandan parçayı inşa eden bay erki dediğimiz monarşin süreçtir.
Monarşi entegrasyonları takım erki denen oligarşi entegrasyonlu tevhitleri ortaya koymuştur.
İlahi entegrasyonlardan çok farklıdır. İlahi bütünleşmenin özünde her biri bir totem meslekli kolektif
gruplar gücü vardır.
El tevhitle entegrasyonda; mal mülk sahipliği oluşla maldan mülkten yoksun oluşun kararı, iradesi ve tüm süreci belirlemesi vardır. Yani ilahi süreçler sekans hareketi iken; El süreçleri buyuran irade ve biat eden iman davranışlarından oluşur.

El kendisinden önce meşruiyet olan kamu ortaklığını kişi sahipliğine dönüşebilmenin anlam ve anlatımı olan irade oluşla ortaya kondu. İlahi ve ittifakı olan bir yaşam biçiminden; zıttı olan yaşam biçimine geçişin meşruiyet aracı olukla ortaya kondu. Ola gelen içinde, yeri olmayanın yeri oluşmakla oluşan yere; nesnel olmayan sübjektif menfaatle, alan açma anlayışının ifadesidir.

Ortaklığı kimi kişilerim mükellef ligine dönüşmenin yasa ve iradesidir. Kolektif olana göre zenginliği, yoksulluğu meşru etmenin anlayışı olmakla yola kondu. İlk dönüşme sırasında yoksulluğu belirtmiyordu. Herkese göre vaat olukla gerçekleşecek olana kadar bir piyangonun herkeste kendisine göre oluşan algısı gibi bir cazipliği ortaya koyuyordu.

Biriken kolektif sahipliğin devamlı kılınması ortaya çıkacaktı. Burada anlaşılacaktı ki; kişisi sahiplik, ancak sahipsiz kılınmalarla; kazanmak, ancak kayıp ettirmelerle; kişisel zenginliği bulmanın, kişisel emek gücünü yitirmekle olası ve sürdürülebilir olacağı daha sonranın yaşanışı içinde deneyimle öğrenilecekti.

Deniz bitip te (kolektifin birikmiş miras gücü olmayıp) ortaya sürekli pey süren olmayınca; oyuncuların her biri birden kazanamıyordu. Birinin emek gücü bir başkasına da pey olabiliyordu. O halde bir kişi sürekli ortaya pey sürmeliydi. Pey kişinin mal mülk sahipliğine karşı, iyeliği olmayan kişinin çalışması olan emek gücü olmalıydı.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki2345678SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.