Giriş |  Kayıt
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."
M. KEMAL ATATÜRK
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Mülk İlişkisi 2  
"El hekmu (hükmü) limen galebe". Yani galibin dediği olur. Hak kuvvetlinindir. Hüküm galibindir. Özel mülkiyetçi sistemle mülk El´in olmuştu. Yani El ittifaka ait mülkü ele geçirmekle ön ittifaka göre bir sıfır öndeydi.

Bu bir sıfır önde oluş galibiyeti, gücü elde etmeydi. Bu bir sıfır önde oluş hüküm vermenin sahibi oluştu. Hüküm sahibi söz söyleyen iradesi olandı. Ön ittifakın mülksüz kalan kısmı iradesiz, mağlup olmakla galip olana tabi olandı.

Neden galibin dediği oluyordu? Hüküm neden galibindi? Mülk yönetendi. Mülk baskı oluşturmaydı. Bu nedenle EL hekmu limen galebeydi. Yani hükmüyle üstün gelmek EL´in işidir. Çünkü El mal mülk sahibi olan hükmeden iradedir.

Yani kişiler sağlatması olacak nesneler grup gücüyle; grup üzerinde organize edilenle ortaya konur. Ortaya konan emek ürünleri gruba pay edilecek yerde; pek çoğu mülk hakkı diye özel mülk sahibine verilir. Pek az kısmı yarı aç, yarı tok olacağı ile grup üyelerine verilir. Bu çürüme nedeniyle; "önce ekmekler bozulmuştu". Yani emeğe ve emek ürününe sahip olma grup bilinci unutturulmuştu.

Önce ekmeklerin bozulması olmakla unutturulan içinde "El hekmu limen galebe oluyordu. İnsan bu hekmu limen galebe oluşu karşısında İnsan bilerek isteyerek bozulmuyordu. İnsan bilerek isteyerek hasta olmuyordu. İnsanı mikrop hasta ediyordu. İnsanı, Mamon da dediğimiz El´in; "El hekmü limen galebe" olucu takdiri mikrobu bozuyordu.

Yiyecek ekmeğin ön ittifaklı grup hareketine göre elde edilme şekliyle ön ittifak sonrası ekmeğin ele geçiriliş biçiminin mülk hakkı olma ahlakı ve davranışı tam bir çürümeydi. Uygarlığı canavarlaşacaktı. Artık şimdiden sonra dinler, buna göre (mülk sahibi olmanın hakkına göre) erdem felsefelerini oluşup; bu çürümenin üstesinden gelmeyi güya öğüt edecekti. Oysa köleci sisteme gelene kadarki uygarlığın temelinde “özel mülk sahipliği” yoktur. Üreten ilişkinin ilk temeli ortak mülkiyet ilişkisiyledir.

Okurun birbirine göre olan, sekans hareketi içinde çokluk, teklik ilişkisini iyi kavraması gereken bir ilişki bağıntısıdır. Bunu kavrayamayan okur, buna göre gidişat olan sürece göre sağlıklı bir birleştirme ve çözümleme olmanın düşünme bilincini edinemez.

Grup hareketi çoklukta tekilliktir. Çokluk olan grup hareketi, eğer özel, kişi mülk sahipliği hareketine dönüşmüşse bu grup tekilliği olan grup hareketinin parçalanmasıydı. Özel mülk sahibinin ele geçirdiği çokluğun özellikleri olan paydı. Grubun çokluk gücüne göre yansıyan pay ya da güç veya egemenlik; kişinin eline geçen güç ya da pay veya egemenlikti. İfadedeki "önce ekmeklerin bozulması" da buydu.

Bu aşamada egemenlik; grup hareketi olan üretim ilişkisine bağlı egemenlik olmakla bu hareket grup sahipliğinin baskı ve basıncı olan egemenliktirler. Egemenlik çoğunluk gücü hareketiydi. Egemenliğin nasıl kullanılacağı, konusu da demokrasiydi. Egemenlik gurup gücüyle oluşmakla; gurup gücü meşru ileti ile kişilere denk düşürülen hak oluşun parçalanmaydı.

Yani grup üretim hareketi ve grup gücü egemenliğiyle olur sağlamaların grup gücünü kişi sağlama ilişkisine düzenleyen tutumlar da demokrasiydi. Özel mülkiyet ilişkisi içinde grup gücü ve grup egemenliği kişi eline geçmekle özel mülk sahipliği egemenliğine dönüşmüştü.

Demokrasi; çokluk olan grup gücünü, eş deyişle çokluk olan grup egemenliğini kullanan, parçalı gücün tüm kişilerine olur eşit ve benzer hakla kullanımı içinde beliriyordu. Egemenlik özel mülkteki gibi tek kişinin ele geçirmesi olan tekil ve takdir de olsa çoğunluk hareketi olmakla çokluğun baskı ve gücüydü.

Çokluğun baskı ve gücünden oluşan egemenlik, kişisel üretim gücü ve üretim hareketi sahipliği üzerinde taşınıp akış yapıyordu. Bu herkese göre benzerlikle olamazdı. İşin püf noktası buradaydı. “Sen ağa ben ağa inekleri sağa” hesabı bu felsefenin özüydü. Biri inek sahibiydi. İnek sahibi olmayan inekleri sağan ineğe bakandı.

İneğin sahibi, ineğin bakımı ve ineğin sağımı sonrası sütü, yoğurdu, eti ve ineğin gücünü ele geçiren olmakla; ineğe bakanı ve ineği sağanı gözetendi! İşte özel mülk sahipliği; çokluğun egemenlik gücü olan bu çoğunluğun üretim gücüne ve çoğunluğun üretim hareketine sahip çıkmasıyla; sahibi olduğu şeyleri gerisin geri yoksunluğun üzerinde yoksulluğa ve dayanılmaz bir ihtiyaçlı olma durumuna çevirmekle tekilleşen monarklık ve mutlak olmaktı. Bu monarklık “bir grup hareketi olanı bozmuştu yani önce ekmekleri bozandı.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözü; bu bağlamıyla, bir çokluk hareketi olmasıyla, genel yasa kapsamındadır. Mülk; seçilmiş, soylu, kimi kapitalist kişilerindir. Her bir üretim, ortak toplum hareketi gücüdür. Ve tüketim çokluk hareketi olmanın alan ilişkili imleci olması gerekirken: mülk sahibi olan iradenin takdir yasası olur. 

Ezen ezilen, varlık sahibi, yokluk sahibi olmanın çoklu gerilimi olan sağlatma ve sağlama ilişkisi alan girişmesi; kültürüyle birlikte milleti verir.  Millet içindeki bu eşitsizliğin taraflarının dengeye gelme hareketi karşılıklı konuşulan olmakla egemenlik milletindir. Bu özelliğiyle egemenlik alanı bir millet olmakla da tekildir.

Ve millet bu üretim, tüketim hareketli egemenleşmenin kültür ahlak ve davranışı içinde olmakla bir tek millettir. Yani çoğul ya da ortak olana ait özellikler, tek olmakla; tekilleşmiştir (sentezdir).

Bu bağlamda egemenlik hareketi “El hükmü limen galeben” sözü mülk ortaklık şeklinize göre hem tekildir hem çoğuldur. Ne var ki bu söz mülkiyet ortaklığı sırasında söylenmiş bir söz değildir. Özel mülk sahipliği sırasında şaşma ve hayret ediş esnasında olup bitene akıl erdirememe sırasında mülk sahibi güçlünün propagandası oluşla ve mülk sahiplerinin yaptıklarının sindirilmesi oluşla söylenmiştir.

Ne zaman emek güçlerinin birleşmesi ve birleşik emek gücü oluşturması ortaya konmuştur; o vakit bu söz köle emeği içinde emek güçleri birliği sahipliği içinde mülk sahibine karşı tersine bir kullanımla “El hükmü limen galeben” de olabilmiştir.

Bu tür emekler güç birliği bilinci içinde sözün gelişi; seçme seçilme kullanımlı demokrasilerde egemen oluş temsilciler eliyle yürütür. Bu demektir ki sürecin kendi içinde kişiler oy kullanımlı olmasıyla emek güç birliği parçalanır olmasıyla tekilleşmiştir.

Ne var ki egemenlik güç birliği olurla hem bir çoğunluk hareketidir, hem oy (irade) kullanımı oluşuyla süreci tekil irade gibi davranıp tekilleşmektedir. Kişi bilinçli irade oluşla geçici süre temsilcisine devredilen yetkilendirme mutlak oluşla devredilemez. Devredilen geçici görevlendirme dahi yine bir hak olup; mutlak kontrolü gerekir.  Yani irade sahipleri kontrol hareketleriyle iradelerini tümden yönetenlere teslim etmemiştir. Bu nedenle kontrol edici baskı gruplarını oluşur.

Çoğunluk hareketi olan demokrasi; oy dökümü sonrasında yeniden ve temsilcisi şahsında, tekilleşir.  Meclis her biri bir tekil temsilcilerden oluşmakla çoğullaşır. Meclis te temsilciler birliği olan kendi ortak iradi kararıyla da o meclis, o ülkede yeniden tek yetkili mercii olmakla parlamenter bir "tekillik" hüviyeti kazanır.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1234SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  Canay Gümüşlü Safi
4 .  erhan
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.