Giriş |  Kayıt
"Aklın ve ilmin üç büyük düşmanı vardır: Kötülük, bilgisizlik ve tembellik."
HAECKEL
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Nasıl Yaşar Nasıl ölürüz 56  

Oysa var oluş ya da hayat, geçmişi ile sonsuz olan ilişkin iliğin içinde geçmişin ansal aktif ve pasif tezahürleri, şimdi ile vardır. Şimdiki durum geçmişin milyonlrca yıl iinde adım adım yavaş tavaş briken kendi somutu içinde bir ilişkinliktir.

İşte bu somut ilişkinliği içindeki kulağı kopararak ya da ilişknliğine bağıntılı kılarak şu hayattır şu hayat değildir diye ilişkinliği ile veya ilişkinsizlii ile ortaya koyabiliriz. Ölümü, hayatı, doğumu ve kelıtsal ve evrimsel transferini bağsan süreklilikle görmemiz gerekir.

Eğer hayatın da süreklilik ve çeşitlilik içnde kesin olmayan gelip geçici durumlarla ancak belirdiğini kavrayamazsak hayatı hiçbir zaman görüp anlayamayız. Böylece metafizik kaygılar içinde debelenir dururuz.

Sürekliliğe ve süreklilik içinde kesikli sürekli olup bitenlerin cümlesini görmemiz gerekir. Sadece kendimizi değil de bize bakıp, bizle olup bitene hayat dememeliyiz. Bu kesde biz, bizde olmayan hayat belirtisi içinde olan semenderin rejenerasyon aktivitesine ne diyecektik?

Re jenerasyon bizde yok diye re jenerasyona, hayatla ya da var oluşla kavranan bir faaliyet değil mi diyecektik? Yok re jenerasyon hayatın faaliyeti ise, bizlerde re jenerasyon yok diye biz hayat değil miydik?

Laf aramızda burada hayatın bir anlam sıçramasına daha değinelim. Bizler kolektif yapı gibi yokuş aşağı bir süre durumu öylesine yüksek enerji tüketerek inşa ederiz ki; bu inşanın kazancı da yine bizim dışımızdaki bir süreklilikle vardır.

Hem de bu kazanç akıl almaz denli bir kolektif yeteneğe, kolektif akla, kolektif yaşama dönüşürler. Ki bizde olmayan re jenerasyon eksikliğini biz dışımızdaki kolektif güç ile tamamlarız.

Kolektif gücün içinde kolektif hafıza vardır. Kolektif aklı vardır. Teknik teknolojik ve bilimsel teorili uygulamalar vardır. Ki kolektif donanımlı yetenekle eksikliğin üstesinde geliriz.

Hayatsal olukla eksiği tamamlama gibi bunları yapan yani hayat bağlamında eksiği tamamlayan güç asla kişisi akıl değildir. Kolektif hafızalı klektif akıldır.

Aksi durum olası olsaydı, tüm bu üreten ikameler teknik ve teknolojik süreçler kolektif süreçten önce 12 000 yıl öncesine kadar beklemez süreçler milyonlarca yıl önceden beri kişisel akılla çoktan ortaya konup, olup bitmesi gerekirdi.

İşte bu sosyo kolektif tutum da ve sosyo kolektif akıl da onca hayatlar gibi sadece dıştaki, yeni bir hayat türü oluştur. Semenderin kendi yaptığını bizler de şimdilik TOPLUMSAL VE KOLEKTİF HAYATLA Protez olarak OLASI KILIYORDUK.

Kısaca okur hayatı veya var oluşu anlamak için olanı olmayana erg etmemek kaydıyla; belirsizliğin belirlenmişine bakar iken yani neden olanın, sonucuna bakarken; belirlenenin de belirsiz iliğine hep bakmalıdır. Yani kesikli süreklilik içinde sonucun zıddıyla yeni bir neden olacağını hep bilmelidir.

Her şeyin hudayinabit olmadığı yokuş aşağı olan süre durumlar içinde bir taş dahi belli enerji düzenini bayağı bir korur. Ve taş; yağmura, sıcağa, soğuğa, yuvarlanıp sürtünmenin, buzul, erezyon sel gibi sürüklenmelerin darbesine karşı aşınmaya direnci vardır.

Enerji düzenini korumanın ilk basamağı pasif tepki ile karşı koymaktır. Böylece bir taş enerji düzenli bütünlüğünü az ya da çok şöyle ya da böyle koruyorsa, bu bir içsel organize olmuşluktur.

Siz bu yokuş yukarı olmanın çok yüksek maliyet tüketimine karşı kendi enerji düzeniniz içinde onca takviyelere karşın bu çevrimle birkaç zaman içinde 50, 100 yıl kadar yaşarsınız.

Taş da aynı birkaç zamanla birlikte sizden kat kat daha fazla sürelerle var olup parçalar halinde kaya olmanın iç enerji düzenini, entropiye karşı korurlar. Üstelik te taş dıştan hemen hemen hiçbir takviye enerji almadan bu işi yapar.

Belki de taş, taş olmakla sizin gibi çok aktif olmamayı göz önüne alıp; henüz bizler gibi organizasyonlar içinde birden ve hızlı enerji tüketememekle bu momentumunu koruyup, daha uzun süre var oluşun hayatını gözüne kestirmişti. Kim bilir.

Biliyorsunuz üzerinde pasif ya da aktif oluşumlarla enerji tutmak (şarjla olmak-dolmak) ve bu enerjin doluluğu ve enerjin boşluğu olan deşarjlarıyla var olmak, hayatın ve var oluşun temel sorunlarından biriydi.

İnorganik süreçlerden bugünkü hayata geiyorduk. Bir gün şu veya bu nedenle her bakımdan hayat yok olursa unutmayın ki yeni bir hayat bu temel düzlemli inorganik süreçlerde başlayacaktır. Başlayacak olan yeni şartlarda yeni durumla yüksek düzen ilişkilerini koyacak olan bir muhafaza ediş rezervidirler.

Tüm enerji düzenleri ister inorgank ister organik düzlemle olsun, yokuş yukarı olan niceli organizen enerji düzenli süreçleriyle, gerisin geri iniş aşağı olmak zorundadır. Bu süreç evrensel yasadır. Bu evrensel olanın da veya yasa olan da inşanın da teori olarak açıklanmasıdır.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki2345678SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  İbrahim Değerli
3 .  Gülüm Çamlısoy
4 .  Berat Uyanık
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.