Giriş |  Kayıt
"Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır."
J. KETH MOORHEAD
 
 
 

Yazar ismi :  Aleyna Altuntaş (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Aleyna Altuntaş isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Sanjay Charan´nın Aşk Ve İnanç Yolu  
Merhaba arkadaşlar benim hikayem de siz değerli okurların eşliği dahilinde öykümün bölüm bölüm devamını yazacağım . umarım beğenir ve heyecanıma eşlik edersiniz.

Hindistan´dan Gelen Genç arkadaşımız Sanjay Charan´nın Türkiye tatili ile hayatının büyük ölçülerde değiştiğine Aşk Ve İnancın hikayede yerini , gücünü , kendisini nasıl tamamladığına şahitlik edeceğiniz satırlar sizlerle olucakdır.






Sanjay Charan 10/05/1985 Hindistan’ın Maharaştra eyaletinin başkenti Mumbai ‘ de En köklü ve zengin bilinen ailelerden Charan Prensi tek erkek çocuk olarak dünyaya geldim . Rabindra Bharati Üniversitesi´nde Güzel sanatlar Fakültesin de okudum. Mezuniyetim sancılı olsa da hayallerimin gerçekleşmesi lezzetini almamın imkansızlığını ilk yıllarımdan beri biliyordum. Çünkü annemin hayali benim heykelcilik yeteneğimi putlar üzerinde geliştirip dini olarak ferah hissetmesiydi . Babam için onun koltuğuna gelmem zaten yeterli olucakdı . Üniversite pek de önemli değildi . Babam kendi tabuları olan inançlarından ödün vermeyen ve ortak hiçbir yanımız olmamasına rağmen ilişkilerimize özen gösteren bir adamdı. Burada ki yaşantım hiçbir zaman durağan ve planlı olmamışdı . Okul bittikden sonra işlerle ne kadar ilgilenmek istesem dahi çalıştıkları sistem , işlerin akışı , bakış açıları benimle çok farklıydı .Bir şeyleri değiştirmeye kalktığımda kökünden oynayan yapılar vardı . Tüm düzen yıllar öncesine dayalı olması , benim hamlelerimle cesaretsizlik , güvensizlik , yeni oluşumlarında tutmama korkusu doğuracağından babam tarafından hiçbir zaman kabul görmemişdi . Kendimi biraz geri çektiğimde durum daha karmaşık gözüküyordu . Çünkü yıllarım bu iş üzerinden gidicekdi . Ama sistem benim istediğim gibi olmayacakdı . Dostluklarıma , eğlence hayatıma ve ilişkilerimin popileritesine her zaman önem vermişimdir. Tatil dönemlerimi genelde Yurt Dışında Geçirir , eğitim için gittiğim yerleri tekrarlamazdım . Her seferinde hiç görmediğim yerler olmalıydı mutlaka . Bu yıl için radikal bir kararla Türkiye’yi seçmiştim. Planlarımı çok geçmeden gerçekleştirmiştim .
Yılın tüm yorgunluğunu atmak için Türkiye gezisi ruhumu doyurucağına inanıyordum . Pasaport / Vize işlemlerini hallettikten sonra babamın yerli yersiz görevlerinden , buraların gece hayatlarından , tek düze günlerinden sıkılmış üç gün sonra ki yolculuk için hazırlanmaya başlamışdım . Okuma bloglarından arkadaş edindiğim Türk bir iki kişiyle sözleşmiş ve orada mutlaka bana rehberlik ediceklerini söylemişlerdi .Onlardan aldığım hava talimatlarına göre 25 günlük bir bavul hazırlamıştım. Yolculuk uzun geçmiş Türkiye-Hindistan arası 4637 km lik yolu 6 saat 37 dakikada gelmiştik . Havaalanı çevresinde gözlerim , fotoğrafı aklımda olan blog arkadaşım Kerim’i arıyordu . Ben ona doğru giderken , o kendimi tanıtıncaya kadar tanıyamamıştı .Söylediğine göre daha beyaz tenli ve kalıplıydım . Ortak dil olarak İngilizceyi konuşuyor neredeyse rahatça anlaşıyorduk . Kendisi İstanbul ‘da yaşıyor Kocaeli’nde çalışıyordu . ilk gün dinlenerek ve tanışarak geçmişti . Benim tatil sürecinde onun çalışıyor olması mahcubiyet oluştursa da Kerim’de , misafir etmesi dahi bana yeterliydi . Rehberlik etmesi için başkasını ayarlamayı teklif etse de ben kabul etmemişdim . kendim gezip kendim keşfetmek fena sayılmaz diye düşünmüşdüm . Fakat zorlandığım çok nokda olmuştu . kısıtlı zamanlarımda tarihi Beyazıt Sarayı , Dolmabahçe Sarayı , Kız Kulesi , Sultan Ahmet Meydanı gibi birçok yeri gezmiş fotoğraflamış ve büyülenmişdim .Gece olduğunda Kerim’lere gidip giysilerimi değiştirip Kerim’i de alıp dışarı çıkıyorduk . Bir gün Kerim ‘i İstanbul’un en meşhur gece klüblerinden biri olan Zelda Zonk’ a götürdüm . Daha önce hiç gitmediğini ve nasıl bu kadar aktif olduğumu soruyordu devamlı .Benim düşünceme göre zaman çabuk geçiyor ve enerjim dört duvar arasında değil hayatın içinde geçsin istiyordum hep . Burada ki günlerim hızlı geçirdu . istanbul’da 5. Günümdü kendime yaptığım program çok yoğundu ama bugün hava geldiğimden buyana en güzel havaydı . açık mavi gökyüzü ve aynı tonlarda deniz vardı fakat daha kalabalıkdı . Sokaklar da gezerken uzaklardan bir kule gördüm ona doğru yürüdüm ve yaklaştıkça bir grubun fotoğraflar çektiğini ve sonrasın da bu kafilenin turist olduğunu fark ettim ve tek bir sesi dinlediklerini duydum . Bu ses çok ince telli ve çok büyük bir bayan sesi değildi. Aksine daha genç yaşlarda heyecanlı , işini seven ve ayrıntılara önem veren bir bayan rehberin sesiydi . uzunca bir süre kuleye çok yakınlaşmadan kalabalığın arkasından kuleye baktım ve kulenin hikayesini o sesten dinledim .Henüz kendisini görmediğim ses anlatıyordu .

--Galata Kulesi Şehrin güzelliğine güzellik katan bu kule ve çevresi hakkında çok garip efsaneler anlatılır. Üstelik efsaneler ilginç bir şekilde bazı somut olaylara da dayanıyor. İntiharlar… Kulenin dibindeki derin kuyularda bulunan onlarca kafatası ve daha neler neler…
Şimdi gelelim bu kule ilk ne zaman ortaya çıktı, niye yapıldı fasıllarına… Efendim bizim verdiğimiz isimle Galata Kulesi’nin olduğu bölge (Bizanslılar bu kuleye İsa kulesi diyor. Hatta Hz. İsa’nın buraya ineceğini düşünüyorlarmış) Fetihten önce Cenevizlilere ait özerk bir bölgeydi. Burada ticaret yaparlardı. Ticari bakımdan değişik imtiyazları vardı. Kuleyi de gemiler yolunu rahat bulsun diye inşa etmiş bu adamlar. Çünkü kulenin hemen alt tarafı Karaköy burada da ticaret limanı var. Amaç aslında bir nevi tabela görevi görsün yani.
Diyerek o anlatmaya devam ediyordu hiç ara vermeden . Hikayeyi yaşayan ve herkese yaşatan bu kızı görme sırası gelmişdi çokdan . Biraz doğrulup kalabalığı geçince arkası dönük kızı seyre durdum ortaca boylu içine düşecek kadar bol ve uzun bir gömlek giymişti fakat şaşırdığım nokta da kızın başında bir örtü vardı . İyiden iyiye ve sebebini bilmediğim bir şekilde kızı merak ettmiştim . Dairesel kulenin arka taraflarında sayıldığım için rehberin bana dönmesi ve bu yersiz merakımı gidermesi için bir sebep gerekirdi ki merakımı anlarcasına hemen yanımda ki Çin uyruklu İngilizce konuşan kadın sordu sorusunu ‘’İlk yapıldığı tarihten bu yana üzerinde tadilat yapıldımı ? ‘’ diye . Aynı hızda bize dönen ve döndüğü an tüm bu satırları yazma sebebi olması ve öykümün baş kahramanı olması aynı an olmuştu. Tarifi olmayan bir güzellikdi bu ve bunu bir tek ben düşünüyor olamazdım pekala kendiside fark etmiş olmalıydı bu güzelliği. Büyük sayılmayacak kadar dikkat çekici ve kendisine çeken bir gözleri vardı , küçük burnu ve insanı o anda büyüleyen kalbini yumuşatan bir gülüşü vardı , elmacık kemikleri çokça belirgindi .Ellerini öyle çok kullanıyordu ki sustuğu an beden diliyle herşeyi anlatabilirdi. O dakikalarda sanki İstanbul’da kimse yoktu .İnsan yok araç sesi yok sadece rehber kız ben ve Galata kulesi vardı .
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Aleyna Altuntaş üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.