Giriş |  Kayıt
"Bir ulusun büyüklüğü, nüfusun çokluğu ile değil, akıllı ve erdemli kişilerin sayısıyla ölçülür."
VİCTOR HUGO
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Sistemlerin İnşa Sürelliği  
Şartlar el verdiğinde bir sistem değişecekse bunun legal görüşme yeri parlamentodur. Bir sistemin inşa olmasını istemekle hiçbir zaman hiçbir haliyle o sistemler tam anlamıyla olgunlaşır boy verirlikle yürür de olmazlar. Çünkü siz dinamik bir yapı içindesiniz. Devinimliler ve büyüme koşulları bunu gerektirir

Yapının şartları bir birine göre bağıl hareketlerle (sekanstık hareketlerle) davranmaktadır. Siz göremeseniz de bu dinamizm içindeki, bağıl hareketli parçaların birindeki bir değişme ve gelişme diğerlerinde de bir değişme gelişmeyi öngörür. Bu senkronlumadır (uyumlaşmadır) .

Yani dinamik ortam içinde her bir parça hareket, bir kendi dinamiği ile değişir. Bir de sekanstik olan diğer parça hareket kendi dinamiği içinde değişme gelişme öngörmese bile; bağıl davranışından ötürü bu değişime uyum ve uyarlanma nedeniyle değişmek zorundadır. Bunlar sistemin tahmin edilirleridirleridir ama ön görülmemeleridirler de.

Bu nedenle hiç bir sistem inşa olukla, baştan sona kadar tam bir olgunluk ya da olgunlaşmayı, tamam olmayı içermezler. Dinamik sistemler birbirine göre çalıştığı için daima birbirine göre yeni akışma içinde olurlar. Bir sistemin başlangıcında beri şimdisine doğru baktığınızda sistemi kurduğunuz an ile şimdiki anı sizlerin kurduğunuz sistem değildir.

Sistemin başlangıcında ön görülemeyenler, otuz yıl sonraki şimdisi içinde olduğunuz sistemin özlenir arzulanır demokratik talebi olmuşlardır. Neden başlangıçta yoktu ya da böyleydi diye bir eleştiri tam doğrulukla ortaya konamaz. Bu talep, ilk başlangıç koşulları içinde olmamakla, şimdiki zamanda sisteme refere edilir. Bu koşulların gereğidir.

Sistemin başında ön görülenler; uğruna feda olunan dinamikler de şimdiki sistemin tıkacı ve arızaları olmuşlardır. Bu nedenle dinamik akış içinde değişmez ligi, dönüşmez ligi olmayan, kutsallık yoktur. Böyle değişmeyen, geçmişi özleyen; öznel sistem sevdası içinde olmalarımızla sistem ölür.

Biz parlamenter sistem içine 1876 ve sonrası süreçlerini saymazsak, 1908 yılından itibaren 108 yıldır şöyle böyle olur şartları altında oluşan akış içinde değişen dönüşen; eksiğiyle tamam olan; eskimeleriyle yerinden kalkan; yerine yeni şartlarıyla yeni inşacı kurumları oluşturulan demokratik parlamenter bir hayata geçmişiz.

Doğal oluşun şartları içinde gelişen değişen yasallıkla birlikte sistemin dinamizminin birden bire her haliyle oturması olanaklı değildir. Her durum şartları içinde, yeni bir her hal çıkar. Her nicelimi olan birikme birden bir değişme ve gelişme olmaz. Soyo-toplum içindeki sistem sel niceli aksamaları; meşruiyet içinde bir müddet fazla rahatsız olmadan, palyatif çözümleri içinde olmakla yaşar.

Rahatsızlık istatistiki oluşla yarıya yakın değerlere doğru tırmanırken; ya da tırmanan bir gelişme gösterirken sosyo toplumlarca iyice görülür bir dile getirme olurlar. Dile gelenler iyice irdelenip, tartışılır. Sonra da bu alandaki niceli değişmelere, gidilerek gerekli sekans uyarlamaları yapılır. Ancak bu değişmeler sistemin içinde kalınarak yapılır.

Çünkü bu değişmeler ve gelişmeler ve aksamalar bu sistemle ön görülmüştür. Nasıl mutlağın buyrukları demokratik yolla çözülemezse; demokratik sorunlar da kral buyruğu ile çözülemezler. Eğer Çözülürse demokratik ve dinamik dengelerden ötürü çözüm şekli çözülemez oluşla başka bir kangren biçiminde kendisini ortaya çıkarır.

Sistemin sorunlarının çözümü de bu sistemledir. Parlamenter sistemin ön görülen sorunlarını, parlamenter sistemin bunca geçmişi olan hafızasına rağmen; başka sistemle ya da sultanlık, başkanlık olan sistemlerle çözemezsiniz. Bu girişim ancak paça kurtarma olur.

Zaten parlamenter sisteme ilişkin sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığınız için günü kurtarmak bağlamıyla demokratik sistemlerin bir istisnası olan kanun hükmündeki kararnameleri (KHK´ları) sistemin parçası yapıp yaygınlaştırırsınız.

Bu tutumlar erkin tam bir çözümsüzlük ve panik halidir. Bu hal ile süreci anti demokratik tutumlara kaydırırsınız. Böylesi devingen ya da dinamik sistemlerin tabiri caiz ise değişmesi karşısında yarın ne olacağı bilinmeyen bir sistem içinde rutinlerinize göre ancak gelip geçici standartlar ile sistemi bilinir, tanınır olam şeklinin kurallarıyla meşru eder; süreci adreslersiniz. Demokrasi adresli parça süreçlerdir.

Sistem böylelikle keyfilik ve kaos olmaktan kurtulup, ortak aklın parlamentosu olur. Bu nedenle bizde 108 yıldır uygulanan parlamenter sistem vrdır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ya da olması gerektiği gibi hiç bir başlangıç sistemleri bizde de olduğu gibi tam anlamıyla kendi olgunlaşmalarını içeremezler. Öznel kasti karışmalar olmadan, ne kadar aksama o kadar düzenlenim ve olgunlaşmadır.

Sosyo toplumsa dinamik sistemler gelip geçici düzen ilkeleri ile hep büyür ve olgunlaşırlar. Şikâyetiniz de övgünüzde çoğu kez gelip geçici olan bu noktalaradır.

Sosyo toplumsa dinamik sistemler ta ki doğal mecrası içinde olgunlaşmasıyla yeni doğumunu verene kadar, ilke olarak gelip geçici parça adreslerle bu böyle sürer. Ta ki yeni ilişki bağıntılı değişen yeni düzenler ortaya koyana kadar bu böyledir.

İşte bu nedenle içinde olunan rejimlerde, dere geçerken at değişilmez. Devingen sistemin kendi sürelli gelişmesi içinde daha birincisi kemal değilken; devingel sürelli sistemn daha tümel belirir haliyle kendisi bilinmiyorken bir cumhuriyetin içinde ikincisi, beşincisi olmaz. Oluyorsa cumhuriyet diye kurulmuş olan sisteminiz cumhuriyet değildir.

Değilse bir rejimin içinde o rejimin sorunlarının çözümü sırasında sistemin ikinci beşincisi olmadan at değişmeniz her zaman olasıdır ve gereklidir de. Bu hareket halindeki temel devinimlerin ana hareket ettiricisi ile birlikte kendisinin de değişememesi demektir. Değilse ana devinimlerin içinde parça restorasyonlar, rektefeler her durumda olası olabilir.

Benzer ve farklı devinimin inşası olan Soyuz roketi de sizi uzaya fırlarır. Apollo roketi de sizi uzaya fırlatır. Roketler bir sistem dinamiği ise; devinim halinde iken Soyuz roketi yerine Apollo roketini değişemez ve dinamikleşemezsiniz.

Ya da fırlatılan Apollo başlığı içindeki koşullara alışmanın eğitilmişiyseniz ben Apollo içindeki sorunumu Soyuz içindeki koşullara göre çözeceğim ve Apolloyu Soyuza göre düzenleyeceğim derseniz; (sisteme dek at değiştirmek isterseniz) yine zaman mekân hafızasının sıkıntısı nedeniyle bu işi yapamazsınız. Ama sistemin kendi koşulları içinde kendi restorasyonlarını her dem yaparsınız.

Soyuz şu işte daha hızlı diye Soyuz’a geçiş yapmanızdaki kayıp içinde onca zaman ve mekânı başkalarının deneyimleri nedenle otuz yıla sığdırsanız bile hiçbir şeyinizle pekişme süreçleri yaşamamakla sistem değişmeniz prematüre olup başlangıç koşullarını tekralamkla günceldeki soyuz değilsinizdir.

Bir ana devimli sistem içindeyken, onunla aynı zamanın koşulları içinde ve aynı zamanın paralelinde inşa olan aynı amaçlı başka sistemle, başka sitemi inşanın dinamiği içine geçilmez. Dinamiğin şartlarına uymaz.

Çünkü o sistemin geçirdiği süreç içindeki deneyimleriyle hedeflediği sekansların kurumlaştığı pekişme ve aksamların bir birine göre bağıntılarının amaca uygun arızaları bu sistemde yoktur. Bu sistemdeki hedef arızalar da ancak başka sistemle çözülür değildir. Öyle olsaydı tüm ülkeler hep bu kabil değişme dönüşme içinde olurdular. Enerji aktarılabilir de o enerji sağlayan aksamlar aktarılamaz. Hafıza ve yer zaman sorunundan ötürü bu ataklık, pek çok fazla sıkıntıları ön görür.

Dünya başlangıçta sultanlıktan başkanlığa ya da parlamenteri olan bu rejimlere geçerken bu iki rejimin ikisi de demokratik olmakla tercihe şayan yollardan biriydi. Ve Dünya bu geçişler esnasında yapılan yaşayışlarla bunca yıllık deneyimlerini yaşamıştırlar. Şimdiden sonra geri çocukluk emeklemesine döneceğim demeniz beyhudedir.

Efendim "parlamenter sistemle hızlı kararlar verilemiyormuş". Haydi, oradan sende. Hani namaz kılmamanın beynamaz özrü diye bir örnekleme vardır ya bu fiili durumda yasa dışına çıkmış olmanın suçluluk telaşı özrüdür.

Dünya bu türden hızlı karar alıp, almamayı sanki ne bilmiş; ne de bilmemiş olmakla hiç göz önüne almamış ta; bu oligarşin bey efendiler sanırsınız ki, bilinmeziyle dünyayı yeniden keşfediyorlar!

Yıldırım Beyazıt Niğbolu´ya giderken duyulacak kuşatma haberiyle düşmana yardım ulaşacağına dek durum vahametine binaen hızlı karar alınacağını hiç bilmiyor muydu? Fatih Sultan Mehmet İstanbul´u kuşatırken nerde ne zaman hızlı davranılacağını bilmiyor muydu?

Bu bilmeler yine de bu devlet işlerini danışma yapmadan; bu işleri fiili durum oluşla kotarmadılar. Hızlı karar vermenin yanı sıra "acele gidenin ecele gittiğini" de çok iyi biliyordular. Bu nedenle hep bir denge ve temkin gözetiliyordu.

Ve dünya ile birlikte bu Padişahlar işin ön görülemezlerini de iyi bildikleri için hızlı karardan ziyade, yavaş akışla danışmayı (divanı-parlamentoyu) ön görmüş ve yeğlemiştiler.

Elbette Dünya ve biz başlangıçtan beri hızlı karar almadaki önemi de göz önünde bulundurulmakla yöneten erkte olanlara böyle zamanlarda "kısmi bir inisiyatif alma" diye yarı meşruiyeti oluşu da tanımıştırlar.

Önemli olan inisiyatifi, bir kez de olsa kullanıp geriye çekilmek mi? Yoksa bu inisiyatifi vali olurla, kaymakam olurla, doktor olurla, otobüs şoförü olurla; kural oluşuyla değil de, istisna oluşuyla yerinde ve zamanında kullanmak mı?

Yerinde zamanında kullanılmakla fiili durumlu kullanımınız henüz devam ederken dahi fiili kararın uygulanması esnasında diğer yandan da fiili inisiyatifli durumu, kurumlara ve üst yönetimlere iletip haberdar edip; inisiyatifinizi bir kez de kolektif akılla çek ettirip açık tartışmalara açılması da bir kuraldır.

Ki inisiyatifi oluşla devam eden fiili duruma da bu şekilde katılım vermek; yerinde müdahale gibi görülen inisiyatiflerin de kamusal müdahaleyle devam edip etmemesindeki süreci bu yasal tutumunuzla meşru kılmak ta, bir başka bir şeydir.

Sonuç şu. Yasalara uymak, yasalara uyarken; yasalar yürür de iken; yasaları değişmek (restorasyon ya da rektefe etmek) parlamentonun işidir. Sizin fiili durum dediğiniz şey; yönetenlerin yasalara uymaması olan suçtur. Suçu, “ortada fiili bir durum var” deyip meşrulaşamazsınız. Bu açık temel bir evrensel kuraldır.

"Ortada fiili bir durum var" deniyor. Fiili durum dediğiniz yasaya uymazlık ve kendisini yasaların üzerinde görüp yasa çiğnerliktir. Bu yasa çiğnerlik o sisteme dek anayasayı tağyir, tebdil ve ilgadır.

"Fiili durum var" deyip bu durumu, ya kabul edelim, ya reddedelim; ya da halkın görüşüne götürüp buna saygı duyalım" demek bir cinnettir. Bir başka yasa tanımazlıktır. Bu yol sağlıklı bir sorun çözme yolu olmamakla devlet yönetirlik te değildir.

Şu olur. Sizin ilk sistem inşanızın içinde öngörülemezleriyle sözgelimi haberleşmenin biliniyor olmasıyla sistemdeki yalın inşanızın düzenlenmesi yapılmış olsun. Atıyorum ortada ne bir TV cihazı ve TV yayını olup bilinmediği için TV kullanma ve TV frekansını tahsis etme gibi izine tabii hükümler başlangıç sisteminiz içinde ne ön görülmüş olsun; ne de düzenlenmiş olsunlar.

Sisteminizin ileri komünikasyon aşamasında gelişen endüstriyel elektronikle beraber TV yayınları başlamış olsun. TV araçları satılıp kullanılır olsun. İşte bu, öngörülmeyenlere göre bir fiili durumdur. İkinci bir fiili durum şekli de istisnai olmakla inisiyatifliktir.

TV yayını ve televizyon cihazını kullanmanın yasal karşılığı düzenlenmiş olmamakla, yapılan işler ne suçtur, ne de meşrudur. Topluma göredir. Ama siz isterseniz alicengiz oyunuyla toplumun kullandığı bu fiili durumu suç saymamız da meşru saymanız da pek olasıdır. Her suçta cezai vergi alan kapitalist sistemde hep bu tür fiililikler suç sayılma eğilimindedir.

Fakat biz süreci ayak oyunlarına götürmeden toplumun refahı ve refahın kullanımı bağlamında bu kullanımı meşru olan bir kullanım oluşla göreceğiz.

Ne var ki bu kullanımın da, yasal olabilmesi için düzenlenmiş bir hüküm ve vergisi verilmemiş izini olmamakla; fiili durum gayri meşru olan bu durum olmasıyla, bu fiili durum ne suç yanında; ne meşruiyet yanında olmamakla, tam bir Araf durumdur. Bu Araf durumlar bir yana eğilim edilmekle durum suçlu kılınıp ya da meşru da, edilmez. Yapılıp yapılmamasında suç yoktur.

İşte önceden ön görülemez oluşla bir şeyin yaygınlaşması ne meşru ne meşru olmayan bir durum olmakla bu tür TV yayını ve TV kullanımları; süreçteki gelişmeler eşliğinde ön görülemeyen bir olup bitti olmakla; parlamento içinde ya meşru edilip düzenlenirler; ya da kullanımı parlamentoda veya kamuoyu yoklamasıyla yasaklanırlar.

Ne yasa içinde olan (yasal olmadığı yasalarla suç diye belirlenmemiş olan): ne de yasa dışında olan (yine yasa dışılığı suç değil diye yasalarla belirlenmemiş olan) bu duruma fiili durum denir. İnisiyatif kısmi bir istisna olup, kuralı olan bir filli durumdur. Ki akabinde plamentoyu bilgilendirmek kaydıyla hükümetlerin insiyatif alma fiili durumla kısmi olur yetkileri vardır.

Oysa yetki kullanılacak bir yöneticinin yetkileri yasayla belirlenmiştir. "Kimse yasalarla belirlenen yetkisi dışında, yasalarla verilmeyen yetkileri kullanamaz. Ya da kullanıp, fiili durummuş gibi bir durum yaratamaz. Bu suçtur" Belirlenenin dışında fiili gibi olmak, yasayı çiğnemek olup suçtur.

Siz bu gerçeği bilmezden, duymazdan gelmekle; olmayanı "fiili bir durum var" diye bilmez damara sesleneceksiniz! Sonra da saf saf her büyülenmiş gibi "hakikaten bu fiili durumu açıklığa kavuşturalım" diye bilmezliğin "sureti haktan yana" görünüşüyle olacaksınız! Bu sureti hak gibi koşul içinde bulunmakla durum çok vahim demektir.

Sözgelişi türü söyleyişinde hata olmaz. Sözgelişi; hırsız, katil, her tür usulsüz oluşlar, tecavüzler de kanuna aykırı olmakla ve her gün binlercesi yapıla gelmekle; yasa dışılıklar olup; "fiili bir durumdurlar!

Şimdi siz kalkıp ta: ortada bir yığın katil, hırsız, yolsuz var. Bu "fiili durumla (yasaya uymazlıkları) "bunlar bu fiili durumla mağdur oluyorlar. Gelin bunu ya yasa içine çekelim (Ki zaten bu tadatlar yasanın öngörüsü içinde olmakla varlar. Ve bunlara ne yapılacağı bellidir de. Bu söylem sizleri ikinci kez yanıltmaktır).

Ya da bunlar katillikleriyle, hırsızlıklarıyla usulsüzlükleriyle, tecavüzleriyle fiili olan, fiili durum olan yasa çiğneme mağdurlukları içinde olmasınlar diyen söylemin deformasyonları dâhilinde olmanızla hiç değilse halka gidelim der misiniz? Derseniz durum ne olur? Bilmem anlatabildim mi?

16.10.2016
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki131415161718SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.