Giriş |  Kayıt
"Beşikten mezara kadar bilim öğrenin."
HZ. MUHAMMED
 
 
 

Yazar ismi :  Ömer Faruk Hüsmüllü (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Ömer Faruk Hüsmüllü isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Sokrat ile meraklı Eşek Arısı-12  
Meraklı Eşek Arısı: Yani düşmanları kapılarına kadar dayanmış, ama bunun farkında bile değiller. Çünkü üzerinde tartıştıkları konu onlar için çok daha önemliydi! Melekler dişi olsa ne olur, erkek olsa ne olur?

Sokrat: Ortaçağ Avrupası yüzyıllar boyunca skolastik anlayışın etkisi altında kalmış. Bu dönemde skolastik anlayışın özgür düşünme, sorgulama üzerinde çok büyük tahribatları olmuştur.

Meraklı Eşek Arısı: Skolastik ne demek Sokrat?

Sokrat: Skolastik genel anlamda kiliseye bağlı olan okullarda ve kilisenin otoritesini tanıyan üniversitelerde okutulan konular, uygulanan yöntem ve hakim olan zihniyet demektir. Herhangi bir felsefe okuluna sımsıkı bağlanıp kendini her tür eleştiriye kapamış olan bir otoriteye bağlanma zihniyetine de skolastik denir. Skolastik felsefe tam anlamıyla Anselmus’un felsefesidir. Bu düşünür Hristiyan dininin temel inançlarıyla yani dogmalarıyla Helen Felsefesi’ni uzlaştırmak için, eskilerin metinlerini kıyas yapa yapa genelleştirmekten ve tartışmaktan ibaret bir yöntem uygulamıştır. Bu yönteme de skolastik denir. Bu yöntemi kullananların imdadına benim takipçilerimden meşhur filozof Aristo’nun mantığı yetişmiş ve bilhassa bu mantıktaki tümdengelim yöntemine başvurmuşlardır.

Meraklı Eşek Arısı: Öyleyse dine dayanan düşüncelerin skolastik olduğunu söyleyebiliriz.

Sokrat: Söyleyebiliriz ama bu tam bir açıklama olmaz. Çünkü bir filozofu otorite olarak kabul edip, felsefi konuları onun düşünce ve görüşlerine dayanarak açıklama da skolastiktir. Hatta bilimde bile skolastisizme rastlanabilir.

Meraklı Eşek Arısı: Bilimde böyle bir anlayış olamaz! Ya da şöyle demeliyim; olsa da barınamaz.

Sokrat: Maalesef zaman zaman bilimde bile skolastik düşünceye rastlanılmıştır. Bilimde Skolastisizm, eskiden her şeyi bilen bilim adamlarının bulunduğunu kabul ederek onların kitaplarını okuyup öğrenerek, tüm bilim konularını bu doğrultuda değerlendirmektir.

Meraklı Eşek Arısı: Yani kendisi araştırma ve deney yapacağına bir bilim adamına sırtını dayayıp onun görüşleriyle bilimsel problemleri çözmeye çalışıyor. Aslında bu zihniyette olanlara bilim adamı da denmez ya…

Sokrat: Evet, öyle… Güzel özetledin.

Meraklı Eşek Arısı: Özetledim de konuyu tama olarak kavrayamadım. Örnek vererek anlatırsan daha kolay öğrenebileceğimi sanıyorum.

Sokrat: Konuyla ilgili örnekleri birlikte verelim.

Meraklı Eşek Arısı: Becerebileceğimden şüpheliyim. Bana anlattıklarını düşünmem için biraz zaman ver.

Sokrat: Acelemiz yok. Düşünmek için dilediğin kadar zamanı kullanabilirsin. Ben seni sabırla beklerim. Çünkü çok önemli bir faaliyet gerçekleştiriyorsun, yani düşünüyorsun.

Meraklı Eşek Arısı: Tamam hazırım.

Sokrat: Bir tane skolastik düşünce örneği veriyorum: “Doğrular kutsal kitaplarda gösterilmiştir. Çeşitli yollarla doğruları aramaktan vaz geçip, kutsal kitaplarda bildirilenleri yorumlamalı. Gerçeklere ancak bu yolla ulaşılabilir. “ Şimdi sıra sende!

Meraklı Eşek Arısı: “Filanca bilim adamı, fizik konusunda bilinmesi gerekenlerin hepsini bulmuştur. Fizikle ilgili konulara onun bilgileri ışığında bakmalı.”

Sokrat: Doğru bir örnek verdin. Ben söylüyorum: “Falanca savaşı askerler değil, evliyalar kazanmıştır. Nitekim düşman askerleri “bizi yenen savaş halinde olduğumuz ülkenin askeri değil, atlar üzerinde gelen, kılıçları çekili beyaz sarıklı, beyaz sakallı metrelerce boyları olan dedelerdir.” demektedirler.”

Meraklı Eşek Arısı: “Şunu şunu yaparsan dinden çıkarsın, cehenneme gidersin.”

Sokrat: “Aristo’nun tümdengelim yöntemi akıl yürütmelerimizde temel olarak alınmalıdır.”

Meraklı Eşek Arısı: “Bunu yaparsan çarpılırsın.”

Sokrat: “İbn-i Sina bütün hastalıkların tanı ve tedavisini bildirmiştir. Onun eserlerinden yararlanarak hastalıklara çare bulabiliriz. “

Meraklı Eşek Arısı: Başka bulamadım. Şu var aklımda, ama olur mu olmaz mı diye tereddüt ediyorum: “Sokrat her şeyi bilir. Onun düşüncelerinden faydalanarak biz de hayat ve felsefe hakkında her şeyi öğrenebiliriz.”

Sokrat: Neden olmasın? Doğru bir örnek verdin.Bir örnek daha:“Kilisenin gücü mutlaktır, bildirdikleri kesindir ve doğrudur. Tartışmasız kabul edilmelidir.”

Meraklı Eşek Arısı: Bu kadar! Maalesef başka bulamıyorum.

Sokrat: Yeterli zaten… Verdiğimiz örnekler bana bu konuda anlatılan ilginç bir hikâyeyi hatırlattı. Hikâye diyorum, çünkü gerçek değil. Ancak o dönemin zihniyetini çok iyi anlatıyor.

Meraklı Eşek Arısı: Dinlemek isterim.

Sokrat: Hikâye bu ya, Ortaçağ’da devrin ileri gelen papazları önemli bir konuyu tartışmak amacıyla bir kilisede toplanmışlar. Rahatsız edilmemek için kilisenin kapılarını sıkı sıkıya kapattırıp nöbetçiler dikmişler. Aradan birkaç gün geçmiş kapılar açılmamış, bir hafta geçmiş gene açılmamış. Çünkü hararetli hararetli tartıştıkları o önemli konuda bir türlü anlaşmaya varamamışlar. Bu kadar öneme sahip tartışma konuları acaba neymiş dersin?

Meraklı Eşek Arısı: Neymiş, diye bana sorma, sen söyle?

Sokrat: Lafın gelişi soruyorum canım. Söyleyeceğim tabii… Konu şu: Acaba bir atın ağzında kaç tane diş vardır? ( Skolastik anlayışa göre Tanrı bütün gerçekleri İncil’de bildirmiştir. O nedenle arayıp bulmak yerine Hıristiyanlık dininin doğmalarını yorumlayarak tüm gerçeklere ulaşabiliriz.) Haftalarca süren tartışmadan bıkan genç bir papaz nihayet dayanamayıp isyan etmiş ve demiş ki: “Arkadaşlar, bu tartışmalarla bir sonuca varamayacağımız artık belli oldu. Konunun çok kolay bir çözümü var: Gelin, dışarıya çıkalım. Bir at bulalım, ağzını açalım ve kaç tane dişi olduğunu sayalım!” Vay, bunları diyen sen misin? Dinsiz, imansız, kâfir! deyip genç papazın üzerine yürümüşler ve adamcağızı yaka paça kilisenin dışına atmışlar. Sonra da tartışmalarına devam etmişler.

Meraklı Eşek Arısı: Öyleyse skolastik anlayışta eleştiriye kesinlikle yer yoktur.

Sokrat: Evet. Skolastik anlayış asla eleştiriye yer vermez. Çünkü buna izin verirse otorite eleştirilecektir ve bu eleştiriler de otoritenin gücünün azalmasına hatta ortadan kalkmasına yol açabilecektir. Tabii böyle bir sonuç da, o skolastik anlayışın sonu demektir. Eleştirilmesine izin vermediği bu otorite; bazen bir dindir, bazen kilisedir, bazen bir din adamıdır, bazen bir filozoftur ve bazen de bir bilim adamıdır. Bir de şunu ilave edeyim: Skolastik anlayışlar dogmatiktir.

Meraklı Eşek Arısı: Bir düşüncenin dogmatik olup olmadığını nasıl anlayacağız?

Sokrat: Tüm dogmatik anlayışlar, bir düşünceyi tenkit süzgecinden, aklın tam kontrolünden geçirmeden olduğu gibi kabul ederler. Mesela otorite kabul edilen bir bilim adamının ortaya koyduğu düşünceleri tenkit etmek, bu zihniyet için mümkün değildir. Hele hele dinsel dogmaları oldukları gibi kabul etmenin dışında başka hiçbir seçenek yoktur.

Meraklı Eşek Arısı: Günümüzde de bu ya da benzeri bir anlayıştan söz edilebilir mi? Çünkü bilimsel düşünce çağımızda eskiye nazaran bir hayli ilerledi.

Sokrat: Skolastik anlayış bazılarının zannettiği gibi sadece Ortaçağ’da görülmemiştir. İlkçağ’da da vardı, sizin yaşadığınız bu çağda da var. Tabii en yaygın görüldüğü dönem Ortaçağ olmuştur.

Meraklı Eşek Arısı: Bilimsel ve özgür düşünce açısından bunun büyük bir tehdit olduğunu söyleyebilir miyiz?

Sokrat: Evet, söylenebilir.Bu anlayışın hakkını yememek için şunu da belirtelim yani bir faydasından da bahsedelim: Skolastik felsefe, insan zihnine “kılı kırk yaran” bir düşünme şeklini de kazandırmıştır.

Meraklı Eşek Arısı: Zararı faydasından kat be kat fazla.Meseladin uğruna yapılan savaşlarda da milyonlarca insan hayatını kaybetmedi mi?

Sokrat: Evet kaybetti. Bu savaşların görünürdeki nedenlerine değil, arkasında yatan gerçeklere bakmalıyız. O zaman yüzümüze karşı pis pis sırıtan “çıkar” ile karşılaşırız. Uzun bir konu… Tartışmaya saatler yetmez. Sohbetimizi burada bitirelim Meraklı Eşek Arısı!

Meraklı Eşek Arısı: Nasıl istersen! Güle güle Sokrat!
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Ömer Faruk Hüsmüllü üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki2345678SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.