Giriş |  Kayıt
"Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değildir."
ABRAHAM LINCOLN
 
 
 

Yazar ismi :  Ömer Faruk Hüsmüllü (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Ömer Faruk Hüsmüllü isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Sokrat ile Meraklı Eşek Arısı-22  
Sokrat: Merhaba Meraklı Eşek Arısı! Bugünkü gündemi sen belirlemek ister misin?

Meraklı Eşek Arısı: Merhaba Sokrat! İsterim. Düşünce ile başlayabiliriz. Çünkü bazı insanların düşüncelerini beni rahatsız ettiği gibi, bunların yüzlerini görmek de istemiyorum.

Sokrat: Seni anlıyorum. Zira,düşüncesi çirkin olanın yüzü de çirkindir; düşüncesi kötü olanın ise yüreği kirlidir.

Meraklı Eşek Arısı: Bu insanlara kendimi anlatamıyorum, ya da onlar beni anlamıyorlar.

Sokrat: İnsanların seni anlamadıklarından yakınma. Ya anlasalardı, o zaman ne yapardın? Bir düşünsene! Gene de en iyisi olumsuz düşüncelerden kendini kurtarmaya çalışmandır. Şunu yapmanı tavsiye edebilirim: Olumsuz düşünce seni esir almadan, sen onun efendisi olduğunu göstermelisin.

Meraklı Eşek Arısı: Senin bütün hayatın doğru bildiğin düşüncelerini savunmakla ve felsefe yapmakla geçmiş. Felsefe yapmak kolay mı? Kolaysa, ben de denemek isterdim.

Sokrat: Felsefe ile uğraşan her kişinin karşısına çetin bir yol çıkar. Gerçeklere ulaşmak isteyen kişi bu çetin yolu aşacak cesareti kendisinde görmelidir.

Meraklı Eşek Arısı: Bütün insanlık tarihi boyunca felsefe var mıydı?

Sokrat: Hayır. Çünkü felsefe yapabilmek için insanın düşünce üretebileceği zamana ihtiyacı vardır. O nedenle insanlığın dünyaya geldiği ilk dönemlerde felsefeden söz edemeyiz. Ne zaman insanoğlu tükettiğinden fazla üretmeye başladıysa o zaman felsefe de başlamıştır.

Meraklı Eşek Arısı: Birçok konuda olduğu gibi felsefe konusunda da belirleyici üretim-tüketim ilişkisi mi olmuştur demek istiyorsun?

Sokrat: Evet, doğru anlamışsın.

Meraklı Eşek Arısı: Felsefe konusunda daha fazla bilgilenmek istiyorum. Seni sıkmazsam ve tabii izin de verirsen bu konuda birkaç sorum olacak.

Sokrat: Sıkılmam söz konusu değil. Aksine bu isteğin beni memnun eder.

Meraklı Eşek Arısı: Öyleyse ilk sorum şöyle: Felsefe dedikleri nedir ki, belli bir tanımı var mı?

Sokrat: Felsefe’nin ne olduğu sorusuna bazı düşünürlerin görüşleriyle cevap vermeye çalışacağım. Yani soruları sen sor, cevapları da Bertrant Russel`dan Montaigne`e varıncaya kadar bazı düşünürler versinler. Diğer bir deyişle, sorular senden; cevaplar ise bazı düşünen kafalardan! Dilersen bunu belki de tamamı bu dünyadan göçmüş olan filozoflarla yapılmış bir söyleşi olarak da kabul edebilirsin... İşte cevaplar: “Felsefe kavramı üzerinde ortak bir tanım verilmesi söz konusu değildir. Öyle ki, felsefe üzerinde yorum yapan ya da onu anlamaya çalışan iki filozof arasında bile ortak bir felsefe tanımı mevcut değildir. Bu nedenle herkesin kendine özgü bir felsefe tanımı ve anlayışı söz konusudur.” , ” Felsefe, üzerlerinde henüz belirli bir bilginin var olmadığı konularda kurgular yapmaktır.”



Meraklı Eşek Arısı: Herkes felsefe yapabilir mi, ya da bir insanın hayat görüşü felsefe olarak kabul edilebilir mi?

Sokrat: “ Felsefe, asla herkesin işi değildir; ancak dünya görüşü ile hayat görüşü herkesin işi olabilir. Fakat felsefe, dünya görüşünün aynı değildir. Felsefe, dünya karşısında alınan belli bir tavrın, derinleşen bir varlık bilincinin kavramlara ve düşüncelere bürünen düşünsel ilişkilerin bir ifadesidir.”

Meraklı Eşek Arısı: Felsefe aklımıza gelen her soruya cevap verebilir mi? Örneğin insan nedir, var olduğunu düşündüğümüz şeyler gerçekten var mıdırlar, öldükten sonra bir yaşamımız olacak mı, gibi binlerce soru var.

Sokrat: “ Felsefe, ne kadar istersek isteyelim, bu kadar çok soruyu karşılayamaz; ama hiç değilse, dünyaya karşı olan ilgimizi büyütebilir ve bize, gündelik nesnelerin yüzeylerinin hemen altında ne kadar garip ve şaşılacak şeyler bulunduğunu gösterebilir.”

Meraklı Eşek Arısı: Felsefe yaparken izlememiz gereken bir yöntem var mı?

Sokrat: Var. “Felsefede dürüstlük son derece önemlidir. Dürüstlük, bir yöntem olarak algılanmalı, felsefe çalışmalarında bu yönteme uyulmalıdır. ”Ayrıca, “nasıl ki matematik, fiziğin aracı ve yöntemi ise, Mantık da felsefenin bir aracı ve yöntemidir.” , ” Sonrasız doğruluk ve salt bilgi ancak matematiktedir. Felsefe de kendisini matematikteki gibi doğru ve dakik olan önermelerle sınırlamalıdır.”

Meraklı Eşek Arısı: Felsefe yapmak, bilimden uzaklaşmayı gerektirir mi?

Sokrat: Hayır, çünkü “felsefe olmasa bilimler, birliği olmayan bir küme, cansız bir bedendirler.”

Meraklı Eşek Arısı: Felsefe ile din çelişir mi?

Sokrat: Bazılarına göre, ” felsefeye gitmek için ilk adım, imansızlıktır.”. Ancak kimisi ise “felsefe, bilim ve din birbirine aykırı olamaz; çünkü gerçek gerçeğe aykırı olamaz.” , “İnancı; akıl, bilim ve felsefeyle zorlamak mümkün değildir.” demektedirler.

Meraklı Eşek Arısı: Felsefe eğitiminin amacı nedir, nasıl felsefe yapılabilir?

Sokrat: “Felsefe eğitiminin amacı, felsefeyi değil, felsefe yapmayı öğrenmek; düşünceleri değil, düşünmeyi öğrenmektir.” . ” felsefe yapmak için, felsefeyi yapmış ve onu doruğuna çıkarmış olan büyük düşünürlerle birlikte düşünmek gerekir.” . ” Felsefe, bizi alçak gönüllü olmaya davet eder ve bilgi sandığımız şeylerin her zaman öyle olmadığını bize düşündürür.”

Meraklı Eşek Arısı: İlk felsefi düşünce nasıl ortaya çıkmış?

Sokrat: “İnsan, bu dünya nereden gelip nereye gidiyor?”, ”İnsanın bu dünyadaki yeri ve anlamı nedir?” gibi metafizik nitelikteki soruları öteden beri kendi kendisine sormuş bunların yanıtlarını da söylencelerde, dinsel tasarımlarda bulmuş, bunlara oldukları gibi inanmıştır.”. ” M.Ö. VI. Yüz yılda İonia’da başlayan eleştirel tutum, ”Varolanlar üzerine yöntemli bir düşünme” olan felsefeye yol açmış.” İlk felsefi düşünceler doğa üzerinedir. İnsan üzerine düşünme M.Ö. V. Yüz yılda Sofistler’le başlamıştır.”

Meraklı Eşek Arısı: Felsefe öğrenmenin ya da yapmanın ne yararı vardır?

Sokrat: “Felsefe, düşüncenin mikroskobudur. “ . ”felsefenin insanlara, yaşamaya başlarken de, ölüme doğru giderken de söyleyecekleri vardır.”. ”felsefenin özü, her yerde özentiyi kötülemek ve onun karşısına doğayı koymaktır.” . ” felsefe kin gütmez; sizin boş çabalarınıza sakin sakin güler, kendinize benzetmek için aptallaştırmak istediğiniz insanları tatlı tatlı aydınlatır.”

Meraklı Eşek Arısı: Teşekkür ederim. Sorularım bu kadardı.

Sokrat: Teşekkürünü az önce sözünü ettiğim düşünürler adına kabul ediyorum. Çünkü senin sorularını ben değil, onlar cevaplandırdılar. Soru sorma tekniğini bir hayli geliştirmiş olduğunu memnuniyetle gördüm. Kutlarım.

Meraklı Eşek Arısı: Felsefede soru sormak çok mu önemli?

Sokrat: Evet. Soru sormasını bilmeyenden felsefe yapmasını da bekleyemeyiz. Bu arada şunu da söyleyeyim; bazıları sorduğu sorulara beklediği cevabı alamadığı için kızıyor. Oysa soru, bilinenin tekrarı için değil; bilinmeyenin öğrenilmesi için sorulur.

Meraklı Eşek Arısı: Bunlar tartışmalarda da oldukça saldırganlar. Haksızlıkları kesin olduğu halde haklı çıkmak istiyorlar. Herkesi eleştirip kendilerini üstün göstermeye çalışıyorlar.

Sokrat: Bu konuda aklıma bir kıssadan hisse geldi. Dinlemek ister misin?

Meraklı Eşek Arısı: Evet, isterim.

Sokrat: Usta bir ressamın öğrencisi yaptığı resmi ona götürüp değerlendirmesini istemiş. Ustası ona, tablosunu şehrin en kalabalık ve en görünen yerine koymasını söylemiş. Ayrıca resmin yanına bir kırmızı kalem koyarak halktan beğenmedikleri taraflara çarpı koymalarını yazan bir not bırakmasını istemiş. Öğrenci denileni yapmış ve daha sonraki gün resmine bakmaya gittiğinde her tarafının çarpı ile dolduğunu neredeyse tanınmayacak bir hale geldiğini görmüş. Resmi bu haliyle ustasına götürmüş. O da bu sefer yeni bir resim yapıp aynı yere koymasını ama yanına boyalar ve fırçalar bırakıp nota da beğenmedikleri yerleri düzeltmeleri ricasını yazmasını istemiş. Öğrenci birkaç gün sonra resmine bakmaya gittiğinde boyaların ve fırçaların kullanılmadığını dolayısıyla da resme dokunulmadığını görmüş. Usta öğrencisine bu olaydan şu dersi çıkarmasını söylemiş: İnsanlara fırsat verilirse acımasız eleştirilerde bulunurlar. Ama yapıcı olamazlar. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma…

Meraklı Eşek Arısı: Hiçbir şey bilmeyip de biliyormuş gibi davrananlar da var. Bunlara da çok kızıyorum!

Sokrat: Hiç bir şey bilmeyen insanların, her şeyi biliyormuş gibi davranmalarına kızacağın yerde gülmelisin. Bundan daha komik bir şey olabilir mi?

Meraklı Eşek Arısı: Bilmediklerini kanıtlasanız da kabul etmiyorlar.

Sokrat: Ayrıca bilmediğini kabul eden insanların bu durumundan da kendilerine övünmek için pay bile çıkartabilirler. Oysa benim bilmediğimi kabul etmiş olmam, onun bildiğini kabullendiğim anlamına gelmez. Bazen ikimiz birden yanılmış olabiliriz.

Meraklı Eşek Arısı: Sohbetimiz sona ermeden seninle paylaşmak istediğim bir haberim var: Karımı buldum ve onunla konuştum.

Sokrat: Karını mı? Bunca senedir kayıp olan o bayandan sen boşanmamış mıydın?

Meraklı Eşek Arısı: Hayır, boşanmadım; boşanmam da.

Sokrat: Neden boşanmazsın?

Meraklı Eşek Arısı: Şöyle düzelteyim ifademi; onun isteğinin dışında hiçbir güç beni karımdan boşatamaz. Şimdilik belki o da böyle bir talepte bulunmayı akıl edemiyor olabilir. Bana inanmayacağını biliyorum, ancak gene de söyleyeceğim: Ben karımı seviyorum, üstelik ona âşıkım ve bu aşk ben ölünceye kadar sürecek.

Sokrat: Aylar önce ona yaptığın kötülüğü anlattığında sana âşık olup olmadığını sormuştum ve bana kızmıştın. Aşk diye bir duyguyu reddediyordun. Şimdi ne oldu da birden kabul etmeye başladın? Daha da önemlisi söylediklerinin hangisi doğru? Şaşırmış bir vaziyetteyim!

Meraklı Eşek Arısı: Onu gördüm, eskisinden daha güzel… Konuştum ve tabii ki bana karşı kin ve nefret dolu olduğunu gördüm. Haklı. Yaptığım kötülükten sonra bana iyi davranmasını bekleyecek değildim. Sabretmeliyim. Yanlış yaptım ve bu yanlışın da maalesef telafisi yok.

Sokrat: Yanlış yapmak değil, yapılan yanlışı kabul etmemek yanlıştır. Tabii her yanlışı da aynı kabul edemeyiz. Mesela senin bu yanlışın çok ağır…

Meraklı Eşek Arısı: Biliyorum. Yaptığım yanlışın, kötülüğün bu dünyada karşılığı olan bir bedelinin bulunmadığını da biliyorum. İçgüdülerim, yıllarca belki de ömrümün sonuna kadar sürecek pişmanlıklarıma yol açtı.

Sokrat: İçgüdülerini yönetemeyen, onların esiri olan insanlar selin sürüklediği bir dal parçası gibidir. Nasıl ki dal parçasının kaderi sele bağlıysa onlarınki de içgüdülerine bağlıdır.

Meraklı Eşek Arısı: Düşüncene katılıyorum. Güle güle Sokrat!

Sokrat: Hoşça kal Meraklı Eşek Arısı!
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Ömer Faruk Hüsmüllü üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki123456SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.