Giriş |  Kayıt
"Alışkanlıklar bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler."
ST. AGUSTİNE
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Uygarlık Ve İnsan 3  
Böylece totemi yasalara göre totemi yasaların hayli değişmiş şekliyle oluşan ilahi yasalar içinde geri bağlaşımlı olan totem yasanın imajı vardı.

Totem yasalar, ilahi tanıma bürünen bağlaç imgeleriyle; ilahi grup içine yansıtılacaktı. Artık totem yasalar yerine totem yasalar imgeli ve totem yasalara göre totem yasasının kendi veya zıttı olan durumlarıyla, İLAHİ YASALAR vardı.

Yeni yasa, İLAHİ yasaydı. İlahi yasa totem yasalardaki im, imge ve imajlara göre anlaşılıp; seçme ayıklaması bu temel üzerinde ilahi yasa kodlarına göre yaptıktan sonra, üzerinde ittifak edilmesiyle İLAHİ yasaları oluşuyordu.

Totemi yasalar; sürü kaba kuvvetine göre biçimlenmişti. Kaba kuvvetin yerini günlük tekrarlı ve düzenli çevriyle olan sözlü yasalar almasıyla totem yasa dediğimiz yasalar oluşmuştu. Sürü kaba gücü sosyal birlikti sürecin, zorunlu birlik olucu kaide ve kurallarına göre biçimlenmişti.

Sosyal birlikti kaide ve kurallar, "benzer ortak özellikli tutum ve benzer ortak özellikli yapıların birbirini çekme itme yasaları ile oluştu. İçinde doğaya karşı direnç koyan, güç birliğini oluşan direncin; çekme itme yasaları" da vardı.

Sosyal birlikti yasalar, ortak özellik yöntemli seçilimle ve güç birliği gibi tutumlar ile bencil oluş içinde ortaya konan bir biçimlenmeydi. Bencil oluş ta doğada yalıtımlı olmanın kendi öz bilinci olmaydı.

Ve kişi her şeyi bu öz bilinci olan imaj öznelliğe göre anlayıp, biçimleyip yorumluyordu. Kişi her şeyin merkezine kendi ben bilinci olan bencilliğini ortaya koyuyordu. Her şeyi bu ben bilincine göre biçimliyordu.

Kısacası İlahi kardeşlik anlayışı da ister istemez; totem kardeşlerdeki temas etme gibi bir temas etmenin, meşruiyeti olacaktı. İlahi kardeşler olma süreci de üreten yapıların, ittifakları ile ortaya konmuştu.

İttifak içindeki geleneksel sosyal ilişkiler, ittifakın asıl nedeni değildi. Bir üreten ilişkiye dek paylaşımlı tüketimin sosyal yaşamı, özel yaşam olarak kişi dinginliğini veren tutuma dönüşmesi esastı.

Ancak her bir özel sosyal yaşamın biçimlenmesi, geneli senkronluma ya ölçü olacak asıl ve esas değildi. Sosyal ilişkiler ittifakın vesilece bir parça yapı taşıydı. İttifakın asıl nedeni üreten ilişkilerdi. Üreten ilişkilerde kaliteli ve özel bir sosyal yaşamı, ortaya koyacaktı. Özel tüketim sınırsız değildi.

Ama ilahi ittifaklar için de her zaman yerine konabilecek, başka şeylerle değişebilecek sosyal anlayış gibi vesile nedenler de gerekiyordu. İlk ilahi sosyal kural, ilahi kardeşlikti. Yani ittifakı kardeşlikti. İttifak kardeşliği içinde ahde vefa esastı.

İlahi kardeşlik artık totem dönemdeki gibi totem kardeşlerin ile değil de ilahi kardeşlerin ile cinsel birleşme yapacaksın, diyordu. Kimi ilahi yasa; totem yasaya göre, totem yasanın tersi olmakla, ortaya konacaktı.

İlahi kardeşler birbirine dokunan, birbirinin dokunduğunu yer olmanın aitliğiydi. Totem kardeşler dokunum meşruiyeti nedenle alan içinde emziren herhangi birinde emebilirlerdi. Oysa ittifak içinde yeni doğana dokunma yasağı vardı.

Bu yasak nedenle yeni doğanlar önce gruplar arası bir paylaşıma tabii olacaktı. Paylaşmadan sonra yeni doğan hangi grup aitliğine verilmişse doğan bebek artık o gruptan herhangi birilerince, herhangi bir zamlarla emzirilip dokunulur olmanın kolektif sorumluluğundaydı.

Yani yeni doğan birinin kimden emeceğini ilahlar kurulu belirleyecekti. İttifakı grubun kolektif birim zamanlı yaptıran kolektif gücü, totem grubun yaptıran kolektif gücü gibiydi. İlahi yaptırım kurallarıyla kimi totem yasalar aşılmıştı.

Yeni ilahi yasalar totem yasa benzeri; imge ve imajlarıyla anlaşılıp, ilahi ittifak içine yansıtılmıştılar. İşte ilahi ittifak içende ve ilahi ittifak yasalarına göre düzenleme paylaşımı olan doğumlar, doğuran grup tarafından daha emzirilmeden, paylaşıma tabii tutuluyordu.

Bu paylaşım gereği yeni doğan bir bebek doğuran tarafa verilmişse yine doğuran taraflarca herhangi biri tarafından emziriliyordu. Yok eğer doğan bebe karşı gruba verilmişse bebek karşı grup doğurucularından herhangi biri tarafından emziriliyordu.

Yani paylaşımı yapılmadan doğan bir çocuğa doğuranın süt vermesi yasaktı. Şimdiki dini anlamayla günahtı. Mundarlıktı. Kısaca ne totem kardeşliği ne ilahi kardeşliği ne de şimdiki kardeşliği aynı gözle görmeyecektik.

Erken dönem kardeşliklerini ne aynı karında doğma belirliyordu. Ne de aynı doğuran tarafından süt emme, belirliyordu. Aynı karından doğmanın kardeşlik tanımı olacağı akla bile gelmiyordu.

Aynı kişide süt emmenin kardeşlik tanımı olacağı, akla bile gelmiyordu. Grup seçilimi dışında kişisi aitlikle bir seçilim bahse konu bile değildi. Totem bir grup aitliği içinde doğmak önemli ve totem kardeşlik için olmazsa olmaz bir kuraldı.

Doğum tabii bir durumdu. Size bağlı olmadan ve sizin elinizde olan bir etki gerektirmesi olmamakla; bağ sal bağlamla hiçbir şeydi.

Eğer siz doğal olan doğumlarla, beslenmenin, savunmanın, cinselliğin tabii referansı içindeki hareketle olmazsanız eğer, sadece doğmuş olmasıyla; girişen, gelişecek olan, süreci başlatamazsınız. Bu süreçlerin muktediri değilsiniz.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

İlkÖnceki6789101112SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  İbrahim Değerli
3 .  Gülüm Çamlısoy
4 .  Berat Uyanık
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.