Giriş |  Kayıt
"İnsanın dostu yoktur, saadetin dostu vardır."
NAPOLYON BONAPARTE
 
 
 

Yazar ismi :  Bayram Kaya (Yazarın ana sayfası için tıklayın)

Sen de Bayram Kaya isimli yazara destek olmak istiyorsan, yıldızlı oylama ile oylamaya katılabilir, 1 ile 10 arası puanlama yapabilirsin.


 
      Varsa Var 3  
İşte totemi dokunulmazlığa (yasaya) karşı olan bu yeni belirmenin etkisiyle; eski totemi grup, totem yasaya karşı öznel bir dirençle “totem meslekli grup ortak kararı” olan “ ortak iradeler” ortaya koydu. Totem, eski atalar yolu olmakla grubun bildik ortak yaşam bağı olmaktan kaynaklı totemi etki, oluştu.

Eski totemi etki, üreten totem grubun ortak iradeli kararıyla aşıldı. Üreten ilişki nedenle totemi etkiye karşı ortak irade ortaya koyanlar, yeni ve güncel totemi meslekli grup; eski totemi meslekli totem etki olmak yerine; “İLAHi etki” olmakla, grup kişileri kendi kararlarını veren İLAHLAR olmuşlardı.

İlah, eski totem etkiye karşı kendi kararını alan, yeni bir ortak iradeli sav olmakla ortaya çıktı. Totem dönemin yeni değiştirici dönüştürücü direnç yansıma reostası da, totem meslekli üreten ilişkilerdeki bağsan oluşlardı. Şu halde ortak iradeli ilahi karar “bir şeyden ötürü; bir şeye göre” ortaya konmuştu. Ortak iradeli kararın öncesinde zamanını doldurmuş mutlak uyulması gereken fetişti, totemi tabular vardı.

Ortak iradeli ilahi kararlar, üreten gruplar arası temasçı sentezini yapmakla, yani ilahi süreçle, farklı düşünüş mantığı girişmesi, ortaya koydu. Farklı üretim teknik ve teknolojileri tarzını ortaya koymakla da ön ittifakı umulmadık bir hızla geliştirdi. Bir o kadar da sorunları artırdı. Ortak iradeli üretim teknik ve teknolojileri üretim değişmeli ortak kullanımla biriken, kamusal mal ve mülk olan zenginliği ortaya koymuştu.

İşte ortaya kona ile biriken kamusal mal mülk; yeni bir değiştirici dönüştürücü irade olmakla yeni bir yansımaydı. Yeni bir sav çeşidiydi. Kamu sal olana göre yeni bir zıtlık ile var olmaydı. Bu yeni yansıma biriken mala, mülke herkesle birlikte ortak olma değil de, “kişi oluşla sahip oluş”, olmakla yansıyordu.

Biriken mal, mülk tahmin edilemeyen yeni bir güç sahibi olmaktı. Ortak irade olmak yerine, kişisel irade sahibi olmaktı. Maldan, mülkten, araç gereç ve kamusal bilgilerden yoksun kılınan gereksinmeli olma eğim imleriyle alçak gerilimli olan, diğerleri üzerinde; egemenlik kurma, olmakla yansıyordu.

Kısaca yeni süreç özel mülkiyetçi ilişkilerle, özel mal mülk sahipliğini yansıyordu. Özel sahiplik; özel kişi iradesini ortaya koydu. Ortak olana ve ortak iradeye karşıydı. Yani ortak üreten ilahi iradeli ilişkilerin ileri süreç nicelemesi, ölü emek birikimleri olmakla; mal, mülk zenginliğini ortaya koymuştu.

Ortak irade ve ortak kararlar olan ortak sahiplik ilişkili yansıma; kişisi sahiplikle ortak tanımayan kişi iradesini de karşı sav oluşla ortaya koymuştu. Kişi sahiplikle kişi iradesi olan ortak tanımazlık, EL ya da Baal mana anlayışı olmakla; bir döneme ait ön ittifaklı İlahi anlayışın, karşı savıydı.

El iradeli ortak tanımazla var oluş; monarktı despotik ve zorba oluşun tasallutunu; özel mülk kutsallığı olan iman (bir efendiye sadakat sözleşmesini) ve iman düsturunu (bir efendiye sadakatle bağlı oluşun ahdini) ortaya koydu. Bu çevrim; tekil saray egemenliğini ortaya koydu. Köle sınıf ile efendiler olan yöneten, sömüren sınıflar arasına; lümpen sınıflı, katman olan; üretmeyen tapınak egemenliğini de ortaya koymuştu.

El manalı üreten ilişkiler süreci, karmaşıklaşan üretim aracı teknik ve teknolojileriyle; tüketilenden çok daha fazlasını “emek gücü” üzerinde üreten bir yansıma olmuştu. Yani sizin günlük gereksinmeleriniz olan nesnelerinin karşılanması için beş saat çalışmanız gerekiyorsa sizi 15 saat çalıştırıyorlardı. Yani 10 saatlik karşılığı ödenmeyen bir “emek gücünüz” vardı.

İşte zenginliği yaratan, mülk ve sermaye hakkı oluş üzerinde efendi hakkı olan ve sömürülen kısım buydu. Günümüzde “kâr marjı”, realizasyon denen oyun buydu! Bunun bilinci de, emek sahiplerinin üreten ilişikler üzerinde söz sahibi olma iradesini yansıtan mücadeleyi başlattı.

Egemen efendilere göre bu düşünce şeytanca, arşı titreten bir münafıklıktı. Efendi iradeli egemenliğe ortaklıktı! Ne demekti mülk sahipliği iradesine karşı, emek sahipliği iradesi? El’in kelamı böyle değildi!

El anlayışlı süreç 90 kişinin çalışıp, hiç çalışmayan; mal mülk sahibi zorbalar olmakla ile rahat yaşam sürdüren 10 efendinin egemenliğini ve iradelerini sarsan nicelimlere de gebe olacaktı. Süreç giderek 80 kişinin çalışıp; çalışmayan 20 kişiyi beslemesine ve günümüzde de, üç kişinin çalışıp; çalışmayan doksan yedi kişiyi besler oluşu süreç nicelemeleri içinde gelmişti.

Bu bir yanda iyi bir gelişme iken vahşi bir sömürü olmakla diğer yandan da işsizliğin patlaması oldu. Yeni bir üretim ve bölüşüm tarzı yansımalarını ortaya koydu. Yeni bir karşı savları oluşturdu. Yani yeni niceli süreç; egemenliğin ve iradenin el değişmesini ön görüyordu.

Bu nedenle yeni öngörü bu üreten şartlar sorunu içinde genellikle kimsesizlerin kimsesi olan cumhuriyet rejimi adı altında demokratik eğilimleriyle, egemenliği ulusa veren bir biçimlenmeydi.

Kuşkusuz ki yineleyen süreçler sağlatan, üreten, paylaşan referans tekrarları olmakla; şimdi içinde bambaşka süreçlerin katıldığı yeni bir düzey ve düzlemin belirlemesiydi. Şimdiki olan da yine bir ortak iradeydi ama bu ortak irade içindeki belirleyenlerin yüzde doksanı ön ittifaklı ortak irade içinde yoktu.

Bu nedenle o günler için zorunluluk oluşla bir gelişme aşaması olan ortaklık ve ortak irade kararı içinde yaşanışlar; bugüne göre kaba bir ortaklıktı. Sözgelimi bugünkü süreç içinde; o günlerde hiç olmayan; özneli ve nesneli süreçlere dek vaz geçilmez oluşuyla belirleyici bir bilim sellikler de vardı. Üreten ilişkilerle paylaşım arasına efendi ve lümpen sınıfın yanına fren olan bilimsellikte girmişti.

O halde şimdiki sürecin ön aşaması ulusal egemenlik içinde insanlık ve yurttaşlık beyannamesi olacaktı. Bir sonraki aşama anlatımları içinde bir önceki aşamanın yaşam ve kurallarını; bu yansıma içinde bulmak, sıçrama düğüm noktalarını dikkatle takip etmek gerekiyordu. Yeni mana evrensel olanı bilimseli üzerinde söyleyebilen ve El yansımalı ama olmayan, bir mana anlayışıydı.

Yön değişen yansıma, süreçlerini ortaya koymuştu. Mal ve mülk sahibi kişi iradesi olan egemenliğe karşı üreten emek sahipliğinin irade ve egemenliği ortaya konmakla niceleyen süreç; yeni bir karşı savın var oluşuna sahne olmuştu.

Yeni egemenliğin oluşumu MS ’ki 1215’ lerde düğüm noktasını oluşup; 1789 hareketli, yurttaşlık ve insan hakları evrensel beyannamesiydi. Ön ittifaklardan sonraki insanca bir toplumsal sözleşmeydi. Bu sözleşme bir merkezden dünyamız ölçeğine doğru salınımlar, senkronizesi olacaktı.

Yazılı olmayan geçmişe ilişkin çıkarımları, o geçmişlere en yakın olan sözlü anlatımların yazıya geçirilmiş hali içinde bulacaktık. Bu çıkarımları kutsal metin kılınmalarındaki anlatımlardan da çıkarmak çok çok ve fazlasıyla olasıdır. Kutsallık korumalarını, gerektiği kadarla yapmıştı.

Bunun yığınlarca örneği vardır. Azcık bilgisi olan kişi bu çıkarımların yüzlercesini kendi nicelemeleri içinde ortaya koyacaktır. Ben de pek bilinen bir örneği burada belirtmekle, bu tarz anlamaların kolaylıkla çıkarım yapıcı iz sürmelerine bir parça katkı vereceğim.

Devrim tarihimiz herkesin hafızasındadır. Devrim tarihimiz çeşitli anekdotlarıyla edinilmiş bir bilgi olmakla; az çok bu tür bilmelerle hafızamızda yer etmiştir. İşte benim vereceğim örnekte bu bilmeye dayanan en karakteristik ve hemen hemen herkesin bildiği, ortak bir paylaşımın üzerinde anlama ve akıl etme olacaktır.
 
 

Bu yazının tüm hakları ve sorumluluğu Bayram Kaya üzerindedir.
Bu yazının ilgili yazara ait olmadığını, yazının içeriğinde şahsınıza veya toplumun genel ahlak değerlerine bir hakaret olduğunu, içeriğinde açıkça yazılmış müstehcen ifadeler veya edebi yazılarda olmaması gereken ağır küfürler bulunduğunu düşünüyorsanız, ilgili yazıyı ve yazarı site yönetimine bildirebilirsiniz.
Yazıların içeriğinden www.edebiyatdunyasi.com ve Ada İnternet Yayıncılığı ve Reklamcılık Şti. yetkilileri sorumlu tutulamaz.
 
Tüm yazıları

1234SonrakiSon

 
1 .  İbrahim Değerli
2 .  Mehmet Akb
3 .  Serhat ÖZER
4 .  Abdulvahap UNCU
5 .  Ali Demiral


 
1 .  DeryaDerviş
2 .  Gülüm Çamlısoy
3 .  Berat Uyanık
4 .  İbrahim Değerli
5 .  Elnur Əliyev


 
1 .  Ahmet Duman
2 .  Tunahan çelik
3 .  erhan
4 .  Canay Gümüşlü Safi
5 .  Ömer Faruk Hüsmüllü

 

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.