Giriş |  Kayıt
"Hayat yaşla değil, yaşamakla anlaşılır."
ANDRE GIDE
 

ANLATIM BİÇİMLERİ

Anlatım biçimleri, anlatılan konunun ne şekilde anlatıldığını, hangi üslüpla aktarıldığını gösteren bir kavramdır. Konuşmacının ya da yazarın anlatmaya çalıştığı metinde kullanmış olduğu üslubu ile biz bu konuşmanın yazının anlatım biçimleri hakkında çıkarımda bulunuruz. Yani kısacası anlatım biçimleri, cümlelerin “nasıl, ne şekilde” aktardığını bizlere gösterir.
Anlatım biçimlerini şöyle sıralayabiliriz:

1)Açıklayıcı Anlatım,
2)Öyküleyici Anlatım (Hikaye Etme)
3)Betimleyici Anlatım (Tasvir Etme)
4)Tartışmacı Anlatım

1)Açıklayıcı Anlatım
Herhangi bir konu hakkında bilgiler vermek,bir şeyler öğretmek amacına yönelik anlatım biçimidir.
• Okuyucuya herhangi bir konuda bilgi vermek amacıyla yazılan parçalardaki anlatımdır. Amaç bilgi vermektir. Yazar bunu belli eder.
• Konu ciddi bir konudur (Bilim, sanat vs.) Ciddi bir konu olmasa da (spor) anlatımı uzmanlık gerektirir.
• Anlatım nesneldir.

ÖRNEK: Memduh Şevket Esendal öykülerini sade ve temiz bir Türkçe’yle yazmış,öykücülükte Çehov tarzını benimsemiştir.Onun öykülerini okuyanlar eserin içinde kendilerini,çevrelerini ve hayatta karşılaştıkları kişileri bulur gibi olurlar.Esendal,günlük hayatı iyimser bir hava içinde verir.Öykülerindeki olaylar son derece basittir.

ÖRNEK METİN:
Halk edebiyatı konusu olan manilerin başlıca konusu aşktır. Bununla beraber çok çeşitli konularda da yazılı. Halk arasında mani söyleme mani yakmak mani düzmek mani söyleyenlere ise manici mani yakıcı mani düzücü denir. Anonim halk edebiyatının en yaygın nazım şeklidir…

Verilen Bilgi: Türk Edebiyatında “mani” hakkında bilgi.
Konu Ciddidir : Amaç mani hakkında bilgi vermek olduğu için, bu durum hem uzmanlık gerektirir, hem de ciddi bir konudur.
Anlatım Nesneldir: Kişisel yorumlarını katmadan bilgiyi olduğu gibi aktarmıştır.

2)Öyküleyici Anlatım (Hikaye Etme)
Bu anlatımda amaç;olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak,anlatmak istenileni bir olay içerisinde vermektir.Öyküleyici anlatımda olaylar oluş haline uygun olarak bir dizi halinde verilirse birbirine bağlanır.Öyküleme, tasarlanan ya da yaşanan bir olayın anlatımıdır.Roman, hikaye ve masalların anlatımı öyküleyici anlatım biçimindedir.
• Bir olayın yer kişi zaman öğeleriyle anlatılmasıdır.
• Zaman akışı söz konusudur.
• Anlatılanlar tek kare fotoğrafa sığmaz.
• Çekimli fiiller çoktur. (geldi, uğramış, gidecek)

ÖRNEK:
Ağır adamlarla kahveye girdi Hasan.Olanları düşündü bir süre.Otursam mı oturmasam mı diye bir tereddüt geçirdi.Sonra oturdu bir köşeye isteksiz.Babadan kalma tütün tabakasını çıkardı,kalınca bir sigara sardı.Öyle dalmıştı ki masasına konan çay bardağının sesi bile dikkatini çekmemişti.

ÖRNEK METİN:
Akşam yavaş yavaş yüzünü gösterirken, Hacı Ziya’nın masası yine kalabalıktı; onun anlattıkları diğerleri tatlı tatlı dinlerken Şükrü Ağa geldi.Rengi soluk, durumunda bir gariplik vardı. Selam vermedi. Kenardaki boş sandalyeyi aldı ve uzakta bir yere oturdu. Tavrı davranışı herkesin dikkatini çekti. Şükrü Ağa’nın sevmediği insanların masasına oturmadığını bilirlerdi ; aralarında öyle bir kişi de yoktu.

Yer : Anlatılanlarla yerin bir kahvehane ortamı olduğu aşikar.
Kişiler : Hacı Ziya, Şükrü Ağa ve diğerleri.
Zaman: Akşam
Zaman Akışı : Şükrü Ağa’nın gelmesi, selam vermeden geçmesi, boş sandalyeyi alarak oturması…Bunların hepsi bir zamansal akışın varlığını gösterir.
Fotoğraf Kareleri : Yukarıda zaman akışındaki her bir durumu tek bir kare fotoğrafa sığdırmak mümkün değildir. Olanları fotoğraflamak için birden fazla fotoğraf karesi gereklidir.
Çekimli Fiiller : kalabalıktı, geldi, selam vermedi, oturdu, dikkatini çekti, bilirlerdi…
ÖRNEK METİN:
On altıncı katta asansörden indik. Bana odayı gösterecek çocuğun peşinden yürüyordum. Çocuk kısa bir koridoru geçti, bir odanın önünde durdu. Ben de durdum. Kapıyı açtı, içeri girdik. Perdeler sıkı sıkıya kapalı. Çocuk perdeleri açıp dışarıyı göstermek istedi. Engel oldum. Lambaları yaktı. Banyonun kapısını açtı. Bir şey isteyip istemediğimi sordu. İstemediğimi söyledim. Bahşişini verdim, gitti.

Yer : Anlatılanlarla yerin bir otel ortamı olduğu aşikardır.
Kişiler : Odayı gösterecek kişi ile odayı kiralayan kişi.
Zaman: Net bir zaman söz konusu değil; perdelerin kapalıyken açmaya çalışılması gündüz vaktini işaret etmektedir diyebiliriz.
Zaman Akışı : Asansörden inmeleri, koridordan geçmeleri, kapıyı açmaları, çocuğun perdeleri açmaya çalışması, banyonun kapısını açması, bahşiş verilmesi…
Fotoğraf Kareleri : Olanları fotoğraflamak için birden fazla fotoğraf karesi gereklidir.
Çekimli Fiiller : İndik, yürüyordum, geçti, durdu, durdum, istedi, sordu, söyledim, gitti…
3)Betimleyici Anlatım (Tasvir Etme)
Betimleme en yalın biçimiyle sözcüklerle resim çizme işidir.Varlıkların niteliklerini,bu varlıkların duyularımız üzerinde uyandırdıkları izlenimleri belirtmektir.Betimleme nesnelerin, varlıkların, belirgin özelliklerini tanıtıp göz önünde canlandırmaktır.Bu anlatımda okuyucunun çeşitli duyularına seslenilerek anlatılan varlıkla ilgili izlenim kazanılması amaçlanır.Bu amacın gerçekleşmesi için titiz bir gözlem gerekir.Gözlem sırasında ayırt edici özelliklerin anlatılmasına özen gösterilir.
• Anlatılan çevre, kişi ve varlığın belli bir izlenimi yaratmak için başvurulan anlatım biçimidir.
• Adeta sözcüklerle resim yapılır.
• Anlatılanlar etek karelik bir fotoğrafa sığabilir.
• Niteleme sıfatlarından ve zarflardan sıkça yararlanır.

ÖRNEK: Eski bir taş köprü geçildikten sonra fakir mahallelere giriliyor ve sefalet,bütün dehşeti ve çirkinliğiyle başlıyordu.Ortalarından akan çirkin sularında yarı çıplak çocuklarla çamurdan köpekler, eğri büğrü sokaklar… Tezekten, çamurdan yapılmış yarı yarıya toprağa gömülmüş penceresiz kulübeler…

ÖRNEK METİN:
Davulcu da inadına güzel giyinmişti. Beyaz şalvarı, içine dört kişi girecek kadar genişti. Sırtında, güneşle yanıp sönen sarı atlastan bir gömlek, belindeki kırmızı kuşağın üzerinde, siyah meşini parıl parıl bir eski zaman silahlığı vardı…

Kişi İzlenimi: Burada anlatılan kişi davulcudur ve bu davulcu tasvir edilmiştir.
Sözcüklerle Resmetmek: Anlatılanlarla zihinde oluşturulan görüntü bir resme dönüştürülebilir.
Tek Kare Fotoğraf: Davulcunun görüntüsü yüzlerce cümleyle de anlatılmış olsa, biz tek bir fotoğraf karesine sığdırabiliriz. Çünkü yapılan farklı farklı eylem yoktur. Sadece davulcunun görüntüsü anlatılmıştır.
Niteleme Sıfatları ve Zarflar: Güzel giyinmek, beyaz şalvar, geniş, sarı atlastan gömlek, kırmızı kuşak, parıl parıl…
ÖRNEK METİN:
Sarı yağmur incecik, ışığın üstüne yağan başka bir ışık gibi iniyordu. Yerler, ince yağmuru buradan alıp hızla az öteye döküveriyordu. Kuşlar boyunlarını içlerine çekmişler, tüyleri domur domur, dallarda kıpırtısız duruyor. Yağmurun içinden mor bir kelebek seli geçti.

Çevre İzlenimi: Yağmurun yağdığı bir mekanın görüntüsü anlatılmış.
Sözcüklerle Resmetmek: Anlatılanlarla zihinde oluşturulan görüntü bir resme dönüştürülebilir.
Tek Kare Fotoğraf: Çevrenin görüntüsü yüzlerce cümleyle de anlatılmış olsa, biz tek bir fotoğraf karesine sığdırabiliriz. Bu anlatılan manzaranın fotoğrafı elimizde olsaydı biz o fotoğrafa bakarak yine aynı cümleleri kullanabilirdik.
Niteleme Sıfatları ve Zarflar: Sarı, incecik, domur domur, mor…

4)Tartışmacı Anlatım
Okuyucuyu veya dinleyiciyi istenilen davranış ve düşünce biçimine yöneltmek amacıyla başvurulan bir anlatım biçimidir.Bu anlatım biçimiyle okuyucunun sahip olduğu düşüncenin değiştirilmesi amaçlanır.Yani amaç düşünce ve konularda değişiklik yapmaktır.

• Bu anlatım biçiminde, bir fikre karşı çıkılır. Karşı çıkılan fikir, sanatçının fikirleriyle çürütülmeye çalışılır.
• Tavır saldırgancadır.
• Senli benli söyleyiş vardır.
• Bazen soru sorulur cevap verilir.
• Bilimsellik değil, öznellik esastır.

ÖRNEK:
Edebiyat metninin dili günlük iletişim dilinden bütün bütüne ayrıymış gibi görülegelmiştir bizde.İstiareli, aktarmalı, doğallıktan uzak bir dil olarak düşünülmüştür hep.Edebiyat sözcüğü;süslü püslü, özentili, abartmalı ve boş sözler yığını gibi bir anlam kazanmıştır bu yüzden.Bunu da,edebiyat dilini günlük dilden apayrı gören bir anlayışa bağlayabiliriz.Oysa edebiyat dili günlük dilden tümüyle kopuk bir dil değildir.Gündelik dilin güzel, duygusal bir doku içinde yeniden düzenlenimidir bir bakıma.

ÖRNEK METİN:
Çevre problemi kaybedilmiş bir davadır. Çevrecilerin, iktisatçıların, politikacıların ve tabiat alimlerinin gayretleri boşuna. Binlerce yıldan beri Alaaddin’in lambasını kurcalayarak dışarı çıkarıp emrimize râm olmasını istediğimiz cin artık bize hükmediyor. Teknoloji ve kitlevi üretim. Şimdi tabiat hışmına ve intikamına uğramadayız. Siyasilerimiz ve teknotratlarımız insanlığın yeni efendisine durup dinlenmeksizin arz-ı ubûdiyet ederken, çevrecilerin ümitsiz çabaları insana burkuntu veriyor.
 
Diğer dersler


(Toplam 35 ders bulunuyor)

12SonrakiSon

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.