Edebiyat Dünyası Ana Sayfası




» Kültür sanat etkinliklerinizi yayınlatmak için, posta@edebiyatdunyasi.com e-posta adresine, etkinliğinizin adını ve açıklamasını, kendi adınız-soyadınız ve iletişim bilgileriniz ile birlikte yollamanız yeterlidir. Etkinliğinize ait resim, afiş veya fotoğraf varsa bunu da e-postanıza ekleyebilirsiniz. 
     
Özel Arama

  Sitede şu an 2 ziyaretçi bulunuyor.


Editörümüz Cihan Atbakan yazıyor...
Bu haftaki öykü
Takip
     
  Son eklenen amatör yazarlar
 
Şahin CEYLAN
Ahmet Can GUNAYDIN
Melih YILDIZ
ŞAKİR GÖKÇE
GÜLŞEN ŞENDERİN

 
  Çok satan kitaplar
 
Haliç´te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün
Dersimiz: Atatürk
Küçük Arı
Cumhuriyet - Türk Mucizesi
Kayıp Gül (Karton Kapak)

 
  Yeni çıkan kitaplar
 
Aspasya Yasak Aşkın Kadını
Hedefteki Adam Atatürk Nasıl Öldürüldü?
Esrarengiz Palyaço
Dilsiz Martı
Muamma


  Köşe yazarlarımız
 
    Tuğra Sezgi
   NT Mağazalarından Referanduma Evet


  Deniz Polater
   Hâlâ Seninle Doluyum


  Erhan Kanışlı
   Hoş


  Murat Arslantürk
   Miras


  Alper Duran
   Gaye 2


  Ümit Ziya Altı
   Hayatın Sırrı


  Ayşe Yılmaz
   Bahar Gönüller


  Türkay Ilıcak
   Barra Barra


  Emine Sevinç Öksüzoğlu
   Ata Yurt Azerbaycan´dan Bir Usta Kalem...


  Adem Kaltar
   Mürekkepsiz Kalemler, Duygusuz Kelimeler…


  Ömer Çoban
   Aşklar ve Ölümler
 
 

  Son eklenen biyografiler
 
Şota RUSTAVELİ
Sedat UMRAN
William SHAKESPEARE
Ceyhun Atuf KANSU
Abdurrahim KARAKOÇ


  Son eklenen haberler
 
1.Kemer Şiir ve Müzi...
Eskişehir Emniyet Mü...
3 Bin Lira Ödüllü Şi...
Sinema İnatla, Umutl...
Fatih’in Az Bi...




Elektronik Bülten'e abone olun
haberler e-posta adresinize gelsin...
E-posta:

 
 
  Eserleriniz
 
  ŞAKİR GÖKÇE



Şehir

Antalya
İKİ BABA-İKİ OĞUL

Havanın kapalı olduğu kış günlerinde, kurşuni bir renge bürünen deniz ile arkasında yükselen karlı dağlar arasına sıkışmış olan şehirde; sabahın ilk ışıklarıyla başlayan yağmur öğleye doğru kesilmişti. Sokak kenarlarından akan sular, kavşaklarda diğer sokaklardan gelenlerle birleşerek caddelere, oradan da denize doğru ilerliyordu .Ancak gökyüzü halen lacivertsi bulutlarla kaplı olduğu için güneş bir türlü kendini gösterme şansını bulamamıştı.Yağmurun bastırmasıyla, kendilerini en yakın kapalı yerlere atan insanlar,yağmurun dinmesi ile yeniden şehrin kaldırımlarını hareketlendirdi. Kaçtıkları apartman kuytularından çıkan seyyar satıcılar ve dilenciler; belediye zabıtalarından çok yağmurun yeniden başlamasından korkuyorlardı.
Şehrin kuzey tarafına düşen gecekondu mahallesinde yaşayan Rıza, çalıştığı fabrikadan bin bir yalvarma ile o gün için izin almış, ilkokula yeni başlayan oğlunu hastaneye götürmüştü. Bir gece önce fena şekilde üşüten küçük Mustafa, bitkin bir halde olsa da, babası ile çarşıya çıkacak olmanın gizli sevincini yaşıyordu. Mahalledeki oyun arkadaşlarından Osman, geçen hafta sonu ailesiyle gittiği iskelede gördüğü tekneleri uzun uzun Mustafa’ya anlatmış, anlatılanları iyice dinleyen Mustafa, günlerce hayalinde o tekneleri canlandırmıştı. Sayılı defa görmüş olsa da denize ve gemilere tuhaf bir merakı vardı. Yaz aylarında karpuz kabuklarını gemilere benzetip, gecekondularının yakınlarında akan cılız suda yüzdürmeye çalışırdı. Büyüyünce ne olacaksın diye soranlara tereddütsüz gemici derdi. O gün için uzak bir ihtimal de olsa içinde, tekneleri görebileceğine dair çocuksu umutlar vardı.
Sabahın ilk saatlerinde, nerdeyse hurdaya dönmüş motosikletlerine, oğullarını arasına alarak binen anne-baba; yağmura yakalanmadan hastaneye ulaşmayı başarmışlardı. İnsan kalabalıklarının oradan oraya savrulduğu hastanede, işlerini zor da olsa bitirebilmişlerdi. Beş dakikalık bir muayenenin ardından, kalın çerçeveli gözlüğünün üzerinden bakan yaşlı doktorun; ciddi bir şey olmadığını söylemesi içlerini rahatlamıştı. Oğullarının ilaçlarını aldıktan sonra, evlerine dönmek için yağmurun dinmesini beklediler. Mustafa, bu bekleyişle eve dönüleceğini anlamış, o gün tekneleri göreceğine dair umutları yıkılmıştı. Ancak içine kapanık bir çocuk olduğu için bu üzüntüsünü hiç belli etmedi. Sabah geldikleri gibi, çocuklarını aralarına alan karı-koca motosikletleri ile yola koyuldu.
Öğleden sonra Belediyede yapılacak olan toplantının ertelendiğini öğrenen, İnşaat Mühendisi Haldun Beyin canı biraz sıkkındı. Şehrin sahil şeridinde inşaatına başlayacağı lüks konutlara ait prosüdürlerin bir türlü bitmemesinden bunalmıştı. Haldun Bey, özel yaşamında olduğu gibi iş yaşamında da çok planlı ve düzenli bir insandı. Her ne kadar işinde profesyonel olsa da bürokrasiden kaynaklanan aksiliklere, elinde olmadan bozulurdu. Çalışma şevkinin bir anda kırıldığını anlayıp işten erken çıkmaya karar verdi. Sekreterini arayıp çıkacağını söyledi. Karısı Aydan’ı, müdürü olduğu bankadan, oğlu Berke’yi okulundan alarak onlara sürpriz yapmak istedi. Çantasını ve paltosunu alıp çok katlı iş merkezinin otoparkına inmek için asansöre bindi. Aklı hala belediyede olduğu için asansörün otoparka indiğini biraz geç fark etti.
Vakit ikindi üzerini geçerken birkaç küçük gök gürlemesinin ardından yağmur çiselti halinde yeniden yağmaya başladı. Denizin üzerine düşen yağmur damlaları minik daireler oluşturuyor, yukarıdan bakılınca deniz, milyonlarca minik dairenin fokurdadığı dev bir kazanı andırıyordu. Sis bulutları arasında belirsizliğe gömülmüş dağlar, bir suluboya dekoru gibi şehrin hemen gerisinde yükseliyordu.
Yağmur temposunu bir anda arttırınca, belediyenin kazılarından hareket alanı iyice daralmış şehir trafiği, her yağmurda olduğu gibi kilitlenmeye başladı. Şehir merkezinden evlerine doğru ulaşmaya çalışan araçların görüntüsü; tsunaminin kıyılara vurmuş dev dalgalarından kaçan, galeyana gelmiş çaresiz insanları anımsatıyordu.
Yağmura yarı yolda yakalanan Rıza, henüz şehir trafiğinden çıkabilmiş değildi. Bir köşede çekilip beklemesi daha mantıklı olsa da beklerse yağmurun daha fazla artacağını düşündü. Karısı Emine ve küçük Mustafa sıkı sıkıya ona sarılmışlardı. Uzaktan bakıldığı zaman Mustafa, yırtıcılardan korumak için anne ve babasının arasına sakladığı,küçük bir tavşan yavrusuna benziyordu.Yağmur şiddetini arttırsa da anne-baba çocuklarına siper oluyorlardı. Rıza, en çok yanlarından hızla geçen arabaların su sıçratmasına bozuluyordu.Kendisinin ıslanmasından çok oğlunun durumundan endişeleniyordu.Geniş caddenin köşesindeki trafik ışıkları kırmızıyı gösterince durdular.
Oysa küçük Berke’nin yolculuğunda herhangi bir aksilik yoktu. Otomobilin kaloriferi, içeriyi sımsıcak yapmıştı. CD çalarda Beethoven’in 9.senfonisi usul usul çalarken, Haldun bey yaşadığı aksiliği eşi Aydan hanımla paylaşıyordu. Evlerine giden daha kestirme yollarda kazılar olması, onları da trafiği felç olmuş bu caddeye mecbur ettiği için belediyeye olan kızgınlığı daha da arttırıyordu.
Anne-babasının konuşmalarına yabancı kalan Berke, otomobilin yan camından dışarıyı izliyordu. Otomobilleri kırmızı ışıkta durunca, hemen yanlarında bekleyen motosiklette anne-babasının arasında sadece kafası gözüken Mustafa ile göz göze geldi. İki çocuk birbirlerine merakla baktılar. Berke, yağmur yağarken motosiklette olmanın nasıl bir macera olabileceğini merak etti. Mustafa da, yanlarında duran siyah kocaman otomobili uzun uzun süzdü. Yaşamlarının başında, yaşama eşit şartlarda başlamamış iki çocuk, kendilerini ayrı düşüren farkların, hiç farkında olmadan birbirlerine gülümsediler. Belki de bu farkında olmayış, tanrının çocuklara vermiş olduğu gizli bir armağandı. Bu gizli armağan sayesinde yaşamın en acımasız ayrımları kaybolup, çocuklar arasında tuhaf bir elektrik oluşabiliyordu.
Mustafa, zeki ama zekasını göstermenin ayıp olduğuna inanmış gibi utangaç davranan bir çocuktu. Yoksul ailesinden kaynaklanan imkansızlıkları telafi etmek için bulduğu çocuksu çözümler sayesinde pratik zekası olağandan fazlaca gelişmişti.
Berke’nin yaşamı, önceden programlanmış ve kendi haline bırakılmış bir makinenin çalışması gibi sistemliydi. Şehrin en elit özel okulunda ve şehrin önde gelen ailelerinin çocukları ile birlikte okuyordu. Tüm öğrenci velileri varlıklı,başarılı insanlar olunca çocuklar da ilkokul birinci sınıftan itibaren acımasız bir yarışın içine sokuluyorlardı.
Çocukların babaları da yaşam savaşına eşit şartlarda başlamamıştı. Rıza, yoksul bir köylü ailesinin beş çocuğundan biriydi. İlkokuldan sonra, okuma şansı olmadığı için günü birlik işlerde çalıştı. Askerliğin ardından, köyden evlendi ama köyde çalışma alanı iyice daraldığı için şehre göç etti. Gecekondu mahallesinde, kendi köyünden insanların yaşadığı muhitte köhne bir ev kiralayıp, inşaatlarda amale olarak çalışmaya başladı. Zamanla üç çocuğu oldu. Ailesinin sağlık giderleri için sigortası olan asgari ücretli işlerde çalışmaya başladı. Aslında Rıza gibi insanların, sadece sigortası için düşük maaşla çalışmaya mecbur olması, bu insanların yaşamlarına konulmuş en acımasız ipotekti. Sağlık güvenceleri dışında, eski çağların karın tokluğuna çalışan kölelerinden çok da farkları olmadığının kendileri de farkında değildi.
Ama kaderin garip cilvesidir ki aynı insan yığınları, yaşamın bu acımasız mecburiyeti altında savrulmaktan, bu derin paradoksu anlama fırsatını hiçbir zaman bulamayacaklardı.
Rıza, yoksulluktan çocukluğunu, çalışmaktan gençliğini yaşayamamıştı. Otuzlu yaşların sonuna gelmiş olmasına rağmen, yaşam ona hala kendini tanıyabilme fırsatını vermemişti.
Neye yeteneği olduğunu, neyi daha iyi yapabileceğini hiçbir zaman bilemedi. Zaten anlamak için boş zamanı da olmadı. Bu ülkede yaşayan milyonlarca mesleksiz insandan biriydi. O, kendisinden başka dört insanı daha doyurmak için beden gücü ile aralıksız çalışmak zorunda olan bir iş kölesiydi.
Haldun bey kırklı yaşların başını yaşıyordu. Gölgeli taşlıkları, cumbaları, yüksek tavanlı odaları olan, denize nazır eski bir Osmanlı konağında varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu olarak doğdu. Babası kentin en eski mimarlarındandı. Konağın geniş avlusunu çevreleyen portakal, limon ağaçları ile bahçenin her yanına serpiştirilmiş şebboylar, nergisler ve zambaklar arasında mutlu bir çocukluk geçirmişti. İyi bir eğitimin ardından inşaat mühendisi olup babasının sahibi olduğu müteahitlik firmasında çalışmaya başladı. Doksanlı yıllarda güneyde gelişen turizmin, inşaata olan devasa yansımalarını çok iyi değerlendirdiler. Babasından sonra başına geçtiği aile şirketini beş misli büyütmeyi başarmıştı. Başarılı olmak,çalışmak,kazanmak,disiplin ona ailesinden bir hastalık gibi genetik olarak geçmiş en büyük yaşamsal ilkelerdi.
Bir dost davetinde tanıştırıldığı Aydan hanımla mantık evliliği yapmıştı. Zaten aşk gibi duygusal konulara acizlik olarak baktığı için uğruna şiirler yazacağı bir çift güzel gözlü kadına da tüm gençliği boyunca hiç yer olmadı. Aydan hanım da kocası gibi yaşamın basamaklarını hızla tırmanarak prestijli bir Amerikan bankasına şube müdürü olmuştu. Aydan hanımda, kocasında olan hırsların; kadınsı ihtiraslarla örülmüş içinde küçük oyunlar barındıran daha politik bir şekli mevcuttu. Bu ailede kaybetmek ve başarısızlık işlenebilecek en ağır günahlardan ikisiydi.
Yağmur şiddetini epeyce arttırmıştı. Çocuklar arasında elektrik olsa da babalar birbirinden habersizdi. Arabasının hemen yanında yağmurdan ıslanan küçük bir çocuk Haldun beyin dikkatini hiç çekmedi bile. Milimetrik mühendislik hesapları kusursuzca yapan yeteneği ve vahşi piyasa koşullarında tutanabilmeyi başarabilen müthiş yöneticilik zekasına rağmen insanın gözükmeyen yanına dair inanılmaz önyargıları onu katı bir insan haline getirmişti.Ona göre insan sadece ortaya koydukları ile değerlendirilecek somut bir canlı olduğu için herkes hak ettiği kadarını yaşamak zorundaydı. Şantiyelerinde Rıza gibi yüzlerce işci çalıştırıyordu. Onun gözünde bu işcilerin aynı işyerinde çalışan makinalardan hiçbir farkı yoktu. İnsanlara kazananlar-kaybedenler denkleminden baktığı için ekmek parası peşinde koşan işcilerin, üzerinde konuşulmaya değer bir yanlarının olmadığını düşünüyordu.
Kendileri yağmurda ıslanırken yanlarındaki lüks otomobilde olan insanların rahatı da Rıza’yı hiç alakadar etmiyordu. Kaderini çok genç yaşlarda kabullenmenin ve bunun değişmesinin imkansızlığını bilmenin tuhaf rahatlığını yaşıyordu. Ömür boyu çalışsa da yanındaki gibi bir otomobile sahip olamayacağını bildiği için zenginliğin çalışarak sağlanabileceğine hiçbir zaman inanmamıştı. Ona göre zenginler helal yoldan kazanmış dürüst insanlar değildi. Kendisinin de, dürüst olduğu için hiçbir zaman zengin olamayacağına inanıyordu.
Karşıdan bakıldığı zaman görünen manzara, ülkenin iki farklı yarısını temsil eden insanların, yağmurlu bir havada aynı karede buluşması gibiydi. Kırmızısı yanan trafik lambası, birisi mecburiyetten diğeri ilkelerinden dolayı ikisi de çok çalışan, birbirinin varlığından bile habersiz iki babayı yan yana getirmişti. Birisinin çok çalışması, hasta oğlunu yağmurdan korumaya bile yetmez iken diğerinin kazanma hırsı, hemen yanı başındaki trajediyi göremeyecek kadar gözlerini kör etmişti.
Bu ilginç manzara, yeşil lambanın yanması ile sona erdi.Berke otomobilin camından Mustafa’ya son kez gülümsedi. Otomobilin egzozundan çıkan dumanlar, yağmur damlaları arasından süzülüp Mustafa’nın yüzüne doğru belli belirsiz savruldu. Birbirini hiç tanımayan, birbiri ile hiç konuşmayan iki çocuk, büyüklerin hiç anlamadığı bir dil ile üç dakikalığına gözleri ile anlaşmışlardı.
Berke; çok özel ahırlarda,mükemmel üstü bakımlarla yepyeni yarışlara hazırlanan kaliteli bir İngiliz tayı; Mustafa ise sadece karın tokluğuna yük taşımaya aday bir araba atı olmak üzere hiçbir şeyden habersiz kendi yaşam gerçeklerine doğru yol aldılar.



 
     
 
 
 

Toplam Yorum: 0

YORUM EKLE
(*) Tüm alanları doldurmak zorunludur.

Adınız / Soyadınız :
Email adresiniz :
Yorum Başlığınız :
Yorumunuz :
Güvenlik kodu :
 

 
 
 
     
 
 
 
 
 
 
Diğer Şairler ve Şiirleri

Diğer Yazarlar ve Öyküleri
 
TARIK DADALI
Abbas USTA
Abdulkadir Nur GÖRDÜK
Abdullah TARIKULU
Abdülaziz ARSLAN
Adnan İMAMOĞLU
Afife YOLMAZ
Afşin SELİM
Ahmet AYALP
Ahmet Can GUNAYDIN
Ahmet DUMAN
Ahmet DÜMRÜL
Ahmet EREN
Ahmet KARAASLAN
Ahmet Ünal ÇAM
Ahmet YETİŞEN
Akan KOÇAKLI
Ali AYDIN
Ali Ekber AYHAN
Ali GÜNDÜZ
Ali KAYBAL
Ali MERCİMEK
Ali YÜKSEK
Alkan DARCAN
Alper ALPER
Alper DURAN
Altuğ TELCİ
Arda GÖBEL
Arif OLGUN
Arif ÖZKAN
Aslı ÖZER
Atilla YİĞİT
Ayla Coşkun CEREN
Aylin RAĞBETLİ
Aytekin ORHAN
Ayşe AKAY
Ayşe ÇETİNKAYA
Ayşegül Kor TAYLAN
Aşık SAYANİ
Bahtiyar ARSLAN
Baki SULOPAŞA
Barış BAYAR
Barış YAZKAN
Berhem BALTAŞ
Berk KÜM
Berk KÜM
Berke MUTLU
Beste Dilara DİNÇ
Betül MENTEŞ
Birol YİĞİT
Bora SABAN
Buket TABU
Burak AKDEMİR
Burak Emre TATLI
Burak KAYA
Büşra KAÇARSOY
Büşra YILDIZ
Canan YILDIRIM
Cansu BALKAN
Cem AYAZ
Cem BİRGİ
Cemal KAYA
Cemal YAŞAR
Cemil YAÇAN
Cesur ATAGÜN
Cihan TAŞ
Cihat ÖZKAN
Çağatay OKTAY
Çağdaş İlke KAMİLOĞLU
Çetin GÜNDOĞAN
Çetin KOÇ
Çiğdem MURTAZALAR
Damla DURU
Damla ONUR
Davut KARAGÖL
Defne Nazlıhan ERGİN
Deniz CENGİZEMES
Denizcan ÖZDEN
Derya EREN
Derya TAMAÇ
Dilek GÜNGÖR
Dilek İKİZ
Durmuş KAYA
Dursun DURAN
Dursun ELMAS
Ebru ÇAM
Ebru KARASU
Ecem GÜLCÜ
Efe ATAY
Ekrem KAZAN
Elif ÖZER
Emel BULUT
Emel KAYA
Emin KEVEN
Emre BALTACI
Emre Berat PAÇACI
Emre BİRLİK
Emre KELES
Emre PİLGİ
Emre ULUGERGER
Emre VARIŞLI
Enes KAYA
Enes ÖKSÜZ
Enes YAŞAR
Engin ALBAYRAK
Engin FİROL
Ercüment GÜNEY
Erdal TARİ
Erdem KILIÇ
Erdoğan MERT
Erkan ALGÜN
Ersin ERSOY
Ertürk DEMİRCİ
Espiyeli Muhsin AKTAŞ
Eyüp ŞAHAN
Eyyüp BAKŞİ
Fahrettin İNAN
Fatih AĞYAR
Fatih DAĞLAR
Fatih SEVEN
Fatma KABLAN
Fatma Zehra YILMAZER
Ferhan DEMİRAL
Fikret TAŞPINAR
Filiz KALDIRIM
Firkat ZADE
Fulya ÖZBABACAN
Fulya PİŞKİN
Furkan AYVAZ
Furkan ÖZER
Galip SERTEL
Genco KARANEHIR
Gökhan ÇELİK
Gökhan ER
Gökhan TEKNE
Görkem Barlas KOCABIYIK
Gül DEMİRALP
Gülşah ÇAMER
GÜLŞEN ŞENDERİN
Günay ARIK
H.İbrahim SAKARYA
Habil CEBE
Hakan CORA
Hakan DEVECİ
Hakan YORULMAZ
Haktan YÜCER
Halim KARAPINAR
Haluk Kutsi GÜNDAŞ
Harun Vedat ŞAHNACI
Hasan Hüseyin GÜNDÜZ
Hasan ILTER
Hasan KILINÇ
Hasan TOSUN
Hatice KELTAŞ
Havva ÖĞDÜM
Hayati ÖZKAYA
Haydar BİBİNOĞLU
Haşim Özcan CEBR
Hikmet KARAKUŞ
Hilmi ALACA
Hürmüz Demir SÖĞÜT
Hüseyin AKDEMİR
Hüseyin ZARAR
Jale KIZILTEPE
Kaan ÖZDEMİR
Kader GÖKÇE
Kadir Cem ÖZESEN
Kamuran KARACA
Karahan YÜCEDAĞ
Kemal TÜRK
Kenan ATTAR
Kenan ÖZŞEN
Koçali ÖZİPEK
Kubilay BÜRGAN
Lokman ÇAKMAK
M. Ersay KILINÇ
M.Aykut DADAŞOĞLU
M.Nihat MALKOÇ
Mehmet Akif UÇAR
Mehmet Ali KALKAN
Mehmet Atsız SAFÖZ
Mehmet DEMİREL
Mehmet Enes BEŞER
Mehmet ERİŞGEN
Mehmet KANATLI
Mehmet Kemal ÇAKMAKÇI
Mehmet ÖZDEMİR
Mehmet SAK
Mehmet Şeyhmus MELİK
Melih Kaya KIZILKAYA
Melih YILDIZ
Melik HAN
Merih KARA
Merve BOLULU
Merve HÖKMENOĞLU
Merve MATARACI
Mesut SÜTÇÜ
Metin BOŞNAK
Mikail DURHAT
Muhsin DURAN
Murat AKGÜNDÜZ
Murat BOZKAYA
Murat DÖLEK
Murat YILDIZ
Mustafa TİRİT
Mustafa USTA
Mustafa YILMAZ
Mustafa İLHAN
Müge TÜRKER
Nadir YILMAZ
Naim ÖZDAMAR
Naz ERGİN
Nazmi Öner
Nazmi TİRBEN
Necati Celil AVŞAR
Necip ÜNAL
Necmettin ÇEÇEN
Nevzat KIRKPINAR
Nigar ÖZTÜRK
Nihat GÜLLE
Nihat İLİKCİOĞLU
Nuri ÖRCÜN
Ogün DURSUN
Onur İNCEOZ
Orhan AFACAN
Osman ÖCAL
Ozan ATAY
Ömer Faruk AKDOĞAN
Önder KARAGÜLLE
Özcan İŞLER
Özge ELDEMİR
Özgür CEYLAN
Özgür TEKİN
Özkan ÖZKAN
Ramazan ÇELİK
Ramazan KAYIKÇI
Ramazan TINKIR
Recep KARADERELİ
Remzi GELENER
Rifat KAYA
S. Kaan COŞARCAN
Sabri ÇALIŞKAN
Sami ARIKAN
Sami ARLAN
Samir NAYMAN
Seçil BAHAR
Seda ÇAĞLAYAN
Seda KARAKAŞOĞLU
Sedat KARACAN
Sema ÇÜRÜK
Sema Yıldırım
Semih GURBETOĞLU
Semih GÜLER
Semih KIRBAŞCI
Serap YETİŞ
Serhat SARU
Serpil DİLBAZ
Servet DAYAN
Seval ÖZDEMİR
Sevinç CELEP
Sibel ÇAKCAK
Sinan KARAKAŞ
Soner BAŞKALE
Soner EVRAN
Suzan ÖNGEL
Taha Yasin YAZICI
Tamer ÇAKMAKCI
Taner AYDIN
Tayfun KARABİBER
Tayyar ÖREN
Tolga BAŞ
Tuğba DEMİR
Tuna BAŞAR
Turhan YILDIRIM
Uğur Baki BİKİRLİ
Uğur BALCIOĞLU
Uğur DEMİRÖZ
Ümit AÇIĞ
Veli AYKAR
Veysel GÖZÜOĞLU
Volkan GÖKÇE
Yağmur Raziye KAYA
Yakup ARSLAN
Yakup KİRAZ
Yaren Ali KIRBIYIK
Yavuz DOĞAN
Yavuz MERAL
Yavuz Selim AYTEK
Yaşar Burak ERÖZ
Yaşar TÜRKMEN
İbrahim ARPACI
İhsan İVEDİ
Yiğit GÜNGÖRMÜŞ
İlyas KUTLU
İrfan KARAPINAR
İsa URHANOĞLU
İskender DOĞUKAN
İsmail ARSLAN
İsmail ÖZMEN
İsmail SARIGENE
İsmail TURAN
Yusuf ARSLAN
Yusuf BAL
Yusuf KALINBAÇAK
Zafer AKGÜN
Zafer YAKUT
Zamir ERKİN
Zeki ÇOLAK
Zerrin TEKİN
Ziya TATAR
Zülfikar Yapar KALELİ
Şahin CEYLAN
Şahin DURAN
Şebnem KOÇ
Şeyma ÇETİN
Mehmet ÖNDER
Abdulkadir Nur GÖRDÜK
Adem DÖNMEZ
Afife YOLMAZ
Afşin SELİM
Ahmet Nadir ALTUNTOPRAK
Ahmet ÖZTÜRK
Ahmet Ünal ÇAM
Ali Osman TAŞLICA
Ali Rıza ŞAHSİ
Alper ÖZAĞCI
Anıl ALACAOĞLU
Aykut ÖZTÜRK
Ayla Coşkun CEREN
Ayşe AKAY
Ayşe GÜNGÖR
Ayşe USTA
Ayşegül ŞENER
Bahadır AKSOY
Bârân KATRE
Barış ÖZALP
Bengisu FİKRİ
Berc NORADUNKYAN
Berna İSLAMOĞLU
Beste Dilara DİNÇ
Betül BIÇAK
Birgül AYDOĞAN
Çağkan YAPICI
Çağla GÖKDENİZ
Çağrı DÖRTER
Deniz DALGAKIRAN
Deniz ULUSOY
Didem ÇİL
Elif BEYGİRCİ
Elif ÖZER
Emine İlkin VAROL
Engin FİROL
Ercüment GÜNEY
Erdinç GÜLTEKİN
Erdoğan MERT
Erhan TIĞLI
Erol KASIRGA
Eser DEMİR
Faruk GÜVEN
Faruk Saim AKHAN
Fatma BADEMLER
Fatma Çetin KABADAYI
Fatma KABLAN
Ferdi GÜNDOĞDU
Ferhad MAMMADOV
Feride AYDINEL
Fırat Celal ERDİK
Galip SERTEL
Gökhan HANİ
Gökhan KIR
Görgün ÖZDEMİR
Gül KORAL
Gülçe VELİOĞLU
H.Kürşat SEZGİNER
Hakan SUNA
Halit DURUCAN
Haluk TÜRKEN
Hande SERTÇELİK
Harun ŞEKER
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hümeyra YILDIRIM
Hüseyin AKDEMİR
Kamuran BİŞKİN
Kasım KOCABAŞ
Kemal BABACAN
Kemal EKİCİ
Kemal TÜRK
Koray SARIDOĞAN
Korhan AKAN
Kübra DEMİR
Mahmut Münir OĞUZ
Mehmet ÖNDER
Mehmet Ali ELÇİN
Mehtap KALKAN
Meltem ARTAR
Merve PİR
Mikail DURHAT
Muhsin DURAN
Murat GÜL
Mustafa AKBAY
Mustafa TİRİT
Nazmi ÖNER
Necdet Ayhan MANCILIK
Nejat ERDİM
Neslihan AKYILDIRIM
Nihal DEMİR
Nihat İLİKCİOĞLU
Nuray MANDIRACI
Nurlan Nazlı KAYA
Nursel HUNER
Oğuzhan ÖZBORA
Okan GÜLCÜ
Okan SÜTAY
Onur DUMAN
Orçun KILIÇOĞLU
Orhan ATATOP
Orhan CEPHE
Osman Oğuz GÜLER
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Ozan UZ
Ömer Faruk EROL
Ömer Faruk GÜL
Ömer GÜNAY
Özkan ARSLAN
Özkan KARACA
Özkan ÖZKAN
Recep BERBER
Sabri ÇALIŞKAN
Sami ARLAN
Seda ÇETİN
Seda DAVUTOĞLU
Seda ERİK
Seda KARAKAŞOĞLU
Sedat METİN
Selcen KOÇ
Selçuk YILMAZ
Sema ÇÜRÜK
Sema TOMAS
Sennur GÜR
Serap ŞENOĞLU
Serdar SEÇKİN
Serhat SARU
Sevilay ACAR
Sevinç ALKAN
Sevinç CELEP
Suna KARABOĞA
Tuba YILMAZ
Tuğçe TURAN
Tuna BAŞAR
Turhan YILDIRIM
Ülkü DEMİRTAŞ
Ümit KILIÇ
İ.Seyit ARAÇ
Yahya CİRİT
Yasemin ERCAN
İbrahim ARPACI
Yiğitcan KUŞ
İsa YILMAZ
İsmail ÖZTAŞ
Yılmaz YİĞİT
Zeynep AYDIN
Şenay GARİP
Şerif YILMAZ
 






 



  estetik  
  Tüm hakları saklıdır 2003 © Edebiyat Dünyası
Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır.
Sitenin içeriği kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz
WEB YAPIM - KARA Yazılım & Internet © 2008
En iyi 1024*768 pixel çözünürlükle Opera  ve Internet Explorer  tarayıcılarında görüntülenebilir