Edebiyat Dünyası Ana Sayfası




» Kültür sanat etkinliklerinizi yayınlatmak için, posta@edebiyatdunyasi.com e-posta adresine, etkinliğinizin adını ve açıklamasını, kendi adınız-soyadınız ve iletişim bilgileriniz ile birlikte yollamanız yeterlidir. Etkinliğinize ait resim, afiş veya fotoğraf varsa bunu da e-postanıza ekleyebilirsiniz. 
     
Özel Arama

  Sitede şu an 3 ziyaretçi bulunuyor.


Editörümüz Cihan Atbakan yazıyor...
Bu haftaki öykü
Takip
     
  Son eklenen amatör yazarlar
 
Şahin CEYLAN
Ahmet Can GUNAYDIN
Melih YILDIZ
ŞAKİR GÖKÇE
GÜLŞEN ŞENDERİN

 
  Çok satan kitaplar
 
Haliç´te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün
Dersimiz: Atatürk
Küçük Arı
Cumhuriyet - Türk Mucizesi
Kayıp Gül (Karton Kapak)

 
  Yeni çıkan kitaplar
 
Aspasya Yasak Aşkın Kadını
Hedefteki Adam Atatürk Nasıl Öldürüldü?
Esrarengiz Palyaço
Dilsiz Martı
Muamma


  Köşe yazarlarımız
 
    Tuğra Sezgi
   NT Mağazalarından Referanduma Evet


  Deniz Polater
   Hâlâ Seninle Doluyum


  Erhan Kanışlı
   Hoş


  Murat Arslantürk
   Miras


  Alper Duran
   Gaye 2


  Ümit Ziya Altı
   Hayatın Sırrı


  Ayşe Yılmaz
   Bahar Gönüller


  Türkay Ilıcak
   Barra Barra


  Emine Sevinç Öksüzoğlu
   Ata Yurt Azerbaycan´dan Bir Usta Kalem...


  Adem Kaltar
   Mürekkepsiz Kalemler, Duygusuz Kelimeler…


  Ömer Çoban
   Aşklar ve Ölümler
 
 

  Son eklenen biyografiler
 
Şota RUSTAVELİ
Sedat UMRAN
William SHAKESPEARE
Ceyhun Atuf KANSU
Abdurrahim KARAKOÇ




Elektronik Bülten'e abone olun
haberler e-posta adresinize gelsin...
E-posta:

 
 
    Fatih’in Az Bilinen Nefsi Müdafası  ( 26-07-2010 )
 



Bu haberi arkadaşına gönder

İstanbul’un fethini takip eden o hararetli günlerde Fatih Sultan Mehmed, esirler arasından 14 yaşında bir çocuğu seçip himayesi altına almıştı. Sonra ne olduysa oldu, bu çocuk bizzat Fatih tarafından öldürüldü...

İstanbul’un fethine dair belgelerin çoğu fetihten yıllar, hatta asırlar sonra yazılmıştır. Ancak bunlardan “Chronicon Minus” adlı belge, Yorgios Sfrancis adlı Bizanslı bir diplomat tarafından bizzat İstanbul’da fetih harekatı sürerken kaleme alındı. Bu eşsiz belge, fetihten tam 556 yıl sonra 2009’da Doç. Dr. Levent Kayapınar tarafından ortaçağ Rumcası’ndan Türkçe’ye çevrildi. Ancak orjinali Napoli Ulusal Kütüphanesi’nde bulunan bu eserin “çatması” yıllardır kitapçı raflarında sürünüyordu: Makarios Melissinos adlı bir sahtekâr tarafından fetihten 125 yıl sonra yazılan kitap, hem bizde hem de Avrupa’da Yorgios Sfrancis’e maledilerek defalarca yayınlandı. Halbuki Melissinos, Sfrancis’in günlüğünü bulmuş ve aynen kendi kitabına koymuştu. Fakat bunu yaparken “Türk düşmanlığı” baskın çıkmış, dini ve siyasi inançlarına göre Sfrancis’in eserini değiştirmişti. Mesela buna göre “Fatih bir sapıktı, İoannis adlı esir çocuğa tecavüze kalkışmış, direnişle karşılaşınca da çocuğu öldürmüştü.”

Avrupa’da yayınevleri asırlarca bu eserin orijinali yerine Melissinos’un tahrip ettiği işte bu metni bastılar. Ta ki kitabın orijinaliyle sahtesi karşılaştırılıncaya kadar yalan rüzgarı devam etti. 1966’da Romen tarihçi Vasile Grecu, 1990’da ise İtalyan tarihçi Riccardo Maisano nihayet bu karşılaştırmayı yaptılar ve Makarios Melissinos’un foyasını meydana çıkardılar. Tabii bu gelişmelerden habersiz olan Türk yayınevleri sahte kitabı gerçekmiş gibi okura sunmaya devam ettiler. Halen satışta olan, 1992 ve 2004’te Scala ve İletişim yayınevleri tarafından basılan “Bizans Düştü! Bizanslı Tarihçi Francis’ten İstanbul’un Fethi” ve “Bizanslı Tarihçi Francis Şehir Düştü!” adlı kitaplar işte bu sahte kaynak esas alınarak Türkçeye çevrildiler.

Neyseki artık sözkonusu eserin aslı Türkçe’de var. Öncelikle bunun sadece İstanbul’un fethini anlatan bir kaynak olmadığını belirtmeliyiz. Bizans saray görevlisi, diplomat ve tarihçi olan Sfrancis, kitabında doğum tarihi olan 1401’den 1478’e kadar 77 yılda başından geçenleri anlatıyor. Bu süreçte Türkler Gelibolu’dan karşıya geçmiş, Avrupa’da ilk fetihlerine girişmişlerdi. Trakya neredeyse İstanbul surlarına kadar artık Türk hakimiyeti altındaydı. Bizans’ın başkenti, Gelibolu ele geçirildikten sonra denizden de saldırıya açık hale gelmişti. Yine bu süreçte; I. Mehmed’in ölümüne, İstanbul’un II. Murad tarafından kuşatılmasına, Selanik’in fethine, II. Murad’ın ölümüne, II. Mehmed’in tahta çıkışına, Rumeli Hisarı’nın inşaasına, nihayet İstanbul’un fethine ve Mora’nın Osmanlılara bağlanmasına tanık oldu.

İSTANBUL DÜŞÜNCE ESİR ALINDI
İstanbul doğumlu Sfrancis asil bir aileden gelmiyordu ama çocukluğu imparatorluk sarayında geçmişti. Çünkü babası burada memurdu dolayısıyla o da saray memuru olmak üzere yetiştirildi. 16 yaşında İmparator II. Manuil Paleologos’un hizmetine girdi. Kısa zamanda herkesin sevgi ve güvenini kazandı. 22 yaşında elçi tayin edilerek II. Murad’a gönderildi. Sfrancis 37 yaşında evlendi. Beş çocuğu oldu. Ancak bunlardan sadece oğlu İoannis ile kızı Tamar hayatta kaldı. 29 Mayıs 1453’te İstanbul’un fethi sırasında Sfrancis son İmparator IX. Konstantinos’in maiyetindeydi. İmparator onu askerleri saymakla ve ihtiyaçlarını tespit ve temin etmekle görevlendirmişti.

İstanbul düşünce Sfrancis esir alındı. Karısı ve iki çocuğu da İmrahor (Has Ahır Sorumlusu) tarafından satın alınarak Fatih’e hediye edildi. Sfrancis 28 gün esaretten sonra fidye ödeyerek kurtuldu. Karısını da fidye ödeyerek kurtardı. Sıra çocuklarına geldiğinde peşpeşe gelen iki acı haberle yıkıldı; önce oğlunu sonra kızını kaybetmişti. Henüz 14 yaşında olan oğlu İoannis, kültürü, terbiyesi ve dil bilgisiyle Fatih’in dikkatini çekmişti. Onu babası gibi diplomat olarak yetiştirmek üzere yanına aldı. Ancak İoannis bu güveni istismar ederek Fatih’e suikast girişiminde bulundu ama başarılı olamadı. Cezası hemen orada bizzat Fatih tarafından verildi. Bu olaydan bir yol sonra da kız kardeşi Tamar, saray kadınları arasında yayılan bulaşıcı bir hastalığa kapılarak öldü. Böylece Sfrancis bütün çocuklarını kaybetmiş oldu.

İstanbul’un fethinin canlı tanığı ve doğrudan mağduru olan Yorgios Sfrancis bundan sonra Adriyatik’te karısıyla bir manastıra çekilip inziva hayatı yaşadı. Sfrancis, başına gelen bunca felaketten sonra eğer kitabında kin, nefret, küfür dolu bir üslup tuttursaydı hiç şaşırtıcı olmazdı. Hatta ondan bu beklenirdi. Ama tersine onun düşünce dünyasında “kötü Türk soyu” imajı yoktu. Bizansın yıkımından, İstanbul’un kaybından ötürü Türkler’den daha çok, Venedik ve Papalığın öncülük ettiği Katolik âlemini suçlu buluyordu. Katoliklerle birleşmeye ve Osmanlılar ile devamlı savaş etmeye karşıydı. Haliyle kitabında Türkleri övmüyor ama yeren, kötüleyen ifadeler de kullanmıyordu. Yine de bazen kendini tutamayıp, “kafir” karşılığı olarak “inançsızlar” dediği oluyor. Oğlunu katleden Fatih içinse, “acımasız” sıfatını kullanıyor. Evladı öldürülmüş, memleketi gaspedilmiş bir baba herhalde ancak bu kadar nesnel olabilirdi.

ÇOCUĞA KARŞI AHLAK DIŞI EŞCİNSEL BİR EYLEM...
Halbuki Makarios Melissinos’un “çatma” kitabında Fatih’in cinayetine dair satırlar aynen şöyle; “Emir (yani Fatih) çocuğa karşı ahlak dışı eşcinsel bir eylemde bulunma arzusundaydı”. Yani Fatih, çocuğu cinsel ilişki teklifini reddettiği için öldürmüştü. Bu iftirayı hiç sorgulamadan kabul etmek Batılı tarihçilerin işine geldi ve çoğaltılarak zamanla bu sapıkça cinayet Avrupa’da gerçekmiş gibi algılanmaya başlandı.

Şimdi aynı olayı bir de çocuğun babasından, Sfrancis’ten dinleyelim: “Aralık 1453 oğlum İoannis’i acımasız ve inançsız Emir (yani Fatih) kendi elleri ile öldürdü. Çünkü güya çocuk onu öldürmeye teşebbüs etmişti. Vah vah zavallı, talihsiz ve sefil baba olarak başıma gelenlere! Oğlum, on dört yıl ve bir gün eksik ile sekiz ay yaşadı. Ancak bedeni ve aklı ile yetişkinler gibiydi.”

İstanbul’un fethine dair nice bilinmezi aydınlatan Yorgios Sfrancis’in canlı tanıklığı, Fatih’i nefsi müdafa ile aklıyor ama bu onun yine de bir çocuk katili olduğu gerçeğini değiştirmiyor.



http://www.ntvmsnbc.com
 
 



Haber Arşivi :

 
   
 
 
 

Toplam Yorum: 0

YORUM EKLE
(*) Tüm alanları doldurmak zorunludur.

Adınız / Soyadınız :
Email adresiniz :
Yorum Başlığınız :
Yorumunuz :
Güvenlik kodu :
 

 
 
 
     
 
 
 
 
 

 






 



  estetik  
  Tüm hakları saklıdır 2003 © Edebiyat Dünyası
Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır.
Sitenin içeriği kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz
WEB YAPIM - KARA Yazılım & Internet © 2008
En iyi 1024*768 pixel çözünürlükle Opera  ve Internet Explorer  tarayıcılarında görüntülenebilir