Yarım kalmış sevdaların, özlem dumanlarını tüttürenlerdendik biz…
Bir yanımız hep eksikti, var olan diğer yarımızsa; zaten ezelden yetimdi…
Acı ile yıkamıştı sanki analarımız bizi
Ve bir avuç dahi olsa dökmemişlerdi kibir tasından üstümüze,
Bu yüzden kederlenirdik kimi görsek, üzülürdük harbiden üzülecek olunan her şeye…
Delikanlıydık, yürekliydik ve bir o kadar da adam gibi adamdık hani…
İzin verseler dağı bile delerdik delmesine de
Çekinirdik yine de karınca şöyle dursun, bir mikrobu dahi incitivermeye…
“Kelin merhemi olsa başına sürerdi.” derler ya hep hani,
Bizim merhemimiz dahi olsa, tövbe olsun ki
Yine de bir başkasının yarasına sürerdik o merhemi…
Üstelik en kelden daha da bir kel olsa bile, şu garip kafalarımızın hali…
Ceplerimizde para yerine vicdan taşır,
Üstümüze şöyle fiyakalı bir ceket yerine,
Onur kumaşından dikilmiş haysiyetler giyerdik…
Herkeslerin ilkbaharlarda yeni yeni sevgilileri olurken,
Bizlerinse ne ilk ne de son baharlarda, başka başka sevgilileri olmazdı hiç!...
Çünkü bizler; ömrümüzde bir defa sever, o da kış ayına denk gelirdi hep,
Gelirdi ki sevdamızda aynı karakışlar gibi çok çetin
Ve de asla unutulmayacak şekilde geçebilsin diye tek…
Yine de kadir kıymet bilmedi sevdiklerimiz,
Birer birer terk ettiler bizi, o dost bildiklerimiz!...
Ya bizler; yanlış zamanda, yanlış yerdeydik
Ya da bu dünyanın çivisi yemin olsun ki çıkmıştı
Ve biz bunu maalesef çok geç öğrenmiştik!..
Artık ne o eski şarkılar vardı dinleyince insanı hüzünlendiren,
Ne de arkadaş muhabbetleri kalmıştı hayata veryansın ettirip,
Üç beş liralık masalarda bardakları kahkahalarla fondipleten…
Dünyaya ağlayarak gelip, gülümseyerek gidenlerdendik biz,
Her birimiz ayrı bir romanın, ayrı birer kahramanlarıydık
Düşene bir tekme de ayrıca vurmayanlardandık!...
Kısacası başkaydık bizler bambaşka,
Belki de modası geçmişlerdendik...
Ve susardık çoğu zaman konuşmazdık da ayrıca,
Susmanın, sizi yalan yere suçlayan karşınızdaki o kişiye karşı;
En ağır bir cevap olduğunu bilenlerdendik,
Öğle öğrenmiştik ağabeylerimizden ve böyle de yapmıştık bugüne dek hep…
Hayatı sokaklardan, insanları kardeşimiz sandığımız en yakınlarımızdan öğrenmiş,
Parayı ise üç kuruşa satılan aşklarımız yüzünden ebedi düşmanımız bilmiştik…
İşte sırf bu sebeptendir ki;
Yarım kalmış sevdaların, özlem dumanlarını tüttürenlerden olduk hep biz…
Bir yanımız hep eksik kaldı…
Aynı, henüz daha hiçbir şey yaşayamamışken, yaşımızın kemale ermesindeki gibi…