Hayatımıza ne anlamlar yüklediysek onları yaşadık hep. Hiç bakmadık dünyanın diğer yanına. Doğumumuzdan yıllarca sonra kendimize isimler yakıştırdık. Güneşi ya soldan ya sağdan doğurduk ve yüzümüzü hep ona göre döndük. Her döndüğümüz yerde arkamızda birilerini bıraktığımızı hep unuttuk.
Nerede bulduysak bizden diye gördüğümüz birilerini, düşenlerin de bizden olduklarını unutarak, hep bir binanın en üst katından aşağıya itiverdik onları.
Düşündüm; ne anlamsız şeylerle uğraşmışız. Kuşaklar boyu kavgalar etmişiz, güneşin yönünü hiç bulduramamışız. Biz kavga ederken birileri merdivenleri üçer beşer tırmanıp çıktıkları yükseklerden bizi izlemiş ve biz bu geçici dünyanın içinde birbirimizi boşuna kırmışız.
Sonra, neyse dedim kendi kendime, boş ver bunları. Yüzümü yıkayıp kendime gelmeliyim.
Musluğu açtım. Sular kesilmiş...