Yaşanmışlıklar ve yaşanamayanlar arasında yaşarsın hesapsızca ve insafsızca. Unutursun herkesin sahip olduğu zamanı. Zaman hayattır aslında. Sığdırabilirsen eğer içine yaşanmışlıkları, şanslı sayarsın kendini… Ama sığdıramadıysan eğer, elinde yaşanamayanlar kalmıştır ki, onlar da zaten kırık hayallerdir. Arkana dönüp baktığında hızla uzaklaşırlar senden. Kimini yakalar geri getirir ve yaşarsın, kimi için ise artık çok geçtir. İşte o an yüzleşirsin bütün yüzlerinle.
Yüzlerinin kimi seni tanımıyordur artık, kimi tanımak istemiyordur, kimi tanıdığına pişmandır, kimi şaşkın kimi ise sana acıyandır.
Seni tanımayanın arkasından bakakalırsın. Tanımak istemeyeni ise tanımamazlıktan gelirsin. Tanıdığına pişman olana ise bir of çekersin belki de, affet beni dercesine. Ama en kötüsü sana acıyandır. Bir kere sana acıyan bir yüzün oldu mu artık iflah olmazsın.
Bunun içindir zamanın ehemmiyeti, hassasiyeti. Zamandır herkese eşit ve adil dağıtılmış olan..
Her ne olursa olsun yaşanmışlıklar arkasından yas tutmamayı ve yaşanamamışlıklar için pişmanlık duymamayı başarabilirsen, işte o zaman yüzlerin senindir.
Yazıma ilham kaynağı olan resmi için Mesut EREN’e teşekkürü bir borç bilirim..
