Yangın Var !
Aşk, her zaman sakince gelmez. Bazen bir fırtına gibi girer insanın hayatına. Bütün her şeyi havalandırıp, etrafında uçurur insanın. Aynı dev bir hortumun çevresinde ne varsa havalandırması gibi. Benzersiz bir sarhoşlukla dönüyor, dönüyorsun. Sonra bir anda gitmeye karar veriyor ve hortumun yükselttiği yerden apansız, aniden hızla yere çakılıyorsun. Başını kaldırmaya mecali olmuyor insanın. Yenilmiş ordular gibi yorgun ve bitkinleşir insan. Ama galibi ve mağlubu belli olmayan bir savaş misali. Çünkü bu savaşın ne yeneni, nede yenileni belli olmaz. Zaten olsa savaşmaya gerek kalmazdı. Bir anda binlerce parçaya bölünüyorsun. Her bir parçan bir yana savruluyor. Topla toplayabilirsen. Tabi topladıktan sonra birleştirmesi zaten imkansız bir şey. Birleştirsen de eskisi gibi olamazsın ki; Bir şeyler eksik kalır ve kayıp olursun. Gönlünde aşkı olmayanın, yaşama şansı da yoktur. Çünkü bir çok şeyden men edilirsin. Belki yaşarsın ama öylesine sadece yaşamak olsun diye. Ama hayatla yaşam arasında sadece bir çizgide yürürsün öylesine.
Aşkı yaşamak için yanacaksın. Ateşlerde cayır cayır yanacaksındır. Evet, evet aşk ateşlerde cayır cayır yanmaktır. Bilirsin aşık olursan, çok seversen yanarsın. Ama insan yinede ateşin içine bırakır kendini. O ateş hem yüreğini, hem beynini, hem de bedenini yakar kül eder. Küller savrulur her bir yana. Şimdi diyeceksiniz ki, hangi akıllı ateşte yanmak ister, hangi akılla insan kendini ateşe atar. Vallahi atar, cayır cayır yanacağını bilse bile yine de ateşe atar. Nemrud’un Hz. İbrahim’i ateşe attığı gibi bizleri de mutlak ateşe atan olur. Ya o ateşler bizi küle çevirir, ya da balık olur kaybolur gideriz o yanan ateşin içinde.
Şimdi kim yanmak ister ateşlerde cayır cayır.