İşte Böyle...
Sende biliyordun yüreğime gelip konan acının rengini. Evet öyledir her acı siyah değildir. Bazen mavi de acıtır, yeşil de, beyaz da. Beyaz hep masumluğun simgesiydi. Ama senle beyaz da beni acıttı, yaktı yandırdı. Senle mavi de beni acıttı. Mavi hiç beni böyle yakmamıştı acıtmamıştı. Gel gör ki bu acılar öylesine sıradan acılar değildi. Belki insan ölünce bir kez canı acır ve bir kez hissedersin o derin acıyı. Ama senle öylesine acılar yaşadım ki acıların tarifi ne anlatılır ne de hissedilir. Gözyaşının sadece ağlamaya odaklanmadığını, kaç bedel ödeniyor bir sevgisi eskitmek için. Kaç hayalden gerçeğe köprü kurabilir ki. Hangimiz çizdiğimiz resmin boyasına doyabildik. O resimleri yaparken kaçımızın bir daha resim yapamayacağımız aklına geldi.
Kaç aşk tahmin edilen mutluluğu sığdırabildi kalbimizin, aşkımızın kütüphanesine. O kütüphanedeki tüm aşk kitaplarının çalındığının acaba farkında mıyız. Hem de hırsızı belli olanlar tarafından.
Bu yüzden fazla hayal kurmamaya başladım, daha az hayal kırıklığı için. Belki de umut kapısının suratıma çarptığını görmüş olmam bunları yazdırdı. Oysa ben bir mülteciydim, sığınmıştım yüreğine. Ama mülteci olmak ne zormuş bunu da gördüm.
Böyle işte...