S a y f a Y ü k l e n i y o r ... Lütfen Bekleyin....

    Ana sayfa   Forum Sohbet  Basında sitemiz  Ziyaretçi defteri   Reklam   İletişim  
         
 
 _ Amatör yazarlar
 _ Atasözleri
 _ Biyografiler
 _ Deyimler
 _ Edebiyat ödülleri
 _ Fabllar
 _ Fıkralar
 _ Kitaplar
 _ Makaleler
 _ Masallar
 _ Öykü yarışması
 _ Özdeyişler
 _ Piyesler
 _ Sözlü anlatım
 _ Şiir yarışması
 _ Türk edebiyatı
 _ Yayınevleri
 _ Yazılı anlatım

 
Operasyon Ergenekon
Şamil Tayyar

 
 _ Amatör fotoğrafçılar
 _ Basında sitemiz
 _ Kare Bulmaca
 _ Puzzle Bulmaca     
 _ Sudoku Bulmaca   
 _ Haberler
 _ Hava durumu
 _ İletişim
 _ Özgürlük Üniversitesi
 _ Reklam
 _ Site istatistikleri
 _ Yararlı linkler
 _ Ziyaretçi defteri

 

 
 

 
 
 Sitede şu an 1 ziyaretçi bulunuyor.

1 Ocak 2006 itibariyle gelen ziyaretçi sayılarının teknik ve ayrıntılı istatistikleri için tıklayınız.

 
Google
 
  Önemli haberler
  Köşe yazarlarımız
 
Ve biz büyüdük
Deniz Polater
Yazarın eski yazıları

“Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi
güçlükle yürüyen
susuzluktan dudakları kurumuş
bir adama rastlamış.
Adam bedeviyi görünce su istemiş.

Bedevi, devesinden inmiş
ve ona su vermiş.
Suyu içen adam birden bedeviyi iterek
deveye atladığı gibi
kaçmaya başlamış.

Bedevi
arkasından bağırmış.
“Tamam, deveyi al git.
ama senden bir ricam var:
Sakın bu olayı kimseye anlatma.
Lütfen!...”

Bu isteği tuhaf bulan hırsız
sebebini sormuş:
“Eğer anlatırsan, demiş bedevi
bu her yere yayılır.
Ve insanlar bir daha
çölde muhtaç birini görünce yardım etmezler.”

Ve Biz Büyüdük!
Biz insanlar hep, bir sonraya saklamışızdır, bir öncekini. Çoğu zaman ardına sığındığımız tek bahane, “Ne yapalım? Hayat böyle!” kuralı olmuştur.
Acaba çevre midir insanları değiştiren, yoksa insanlar mıdır kendine benzeten hayatı? Sanırım bu iki ucu açık ve karmaşık bir denklem. Yol ortasında kavga eden çocuklara yüreğimiz, “Haydi, şunları ayır da birbirlerine daha fazla zarar vermesinler.” derken, aklımız, “Aman, sakın karışma! Ya bu karmaşada cüzdanını, telefonunu çalarlarsa!” diye uyarıda bulunmuştur. Düşünmüşüzdür: acaba aklın gösterdiği yoldan mı gitmeli, yoksa gönlünü hoşnut mu etmeli? Galiba, biz insanlar olarak daha çok aklımızın söylediğini yapma taraftarı olduk. Ve geçerli bir bahanenin ardına sığındık:”Ne yapalım? Hayat böyle!” Aslında pek de haksız değildik. Çünkü, zaman eski zaman değildi..
Değer yargılarımız devirden devire, nesilden nesile değişmektedir şüphesiz. Düşünüyorum da, çocukluk çağlarımızda büyüklerimizin bize en büyük sitemi “Bizim zamanımızda böyle miydi? Biz sizin yaşınızdayken öyle yapar mıydık, yapabilir miydik hiç?” şeklinde olurdu. Küçük, basit ve anlamsız bir iki cümleydi bunlar.
Yıllar yılları kovaladı, zaman döndü. Devri değişti. Ve biz büyüdük. Büyüdükçe bu, bir iki basit cümle bizim için daha çok anlam kazanmaya başladı. Bizden sonrakilerin bizim değerlerimize daha az önem verdiklerini ve kültürümüzün zamanla yok olduğunu gördük. Önce içten içe kızdık bu gençlere. Sonra geçmişte yaptığımız hatalar için pişmanlıklar duyduk. Ardından, “Keşke!” deyişlerinin arkasına sığındık. Ve anladık ki, ömrün en pişman anlarının isyanıymış keşke deyişleri.
Ve biz büyüdük. Sonra kuşlar göç etti. Sonra zaman değişmeye devam etti. Ve en sonra toplumu bir tarafa bırakıp kendimize sarıldık.
Sevgiyle kalın...

 
    iletişim : denizpolater@edebiyatdunyasi.com  
       
 
 
 
Tuğra Sezgi





Erhan Kanışlı

İbrahim Kaya

Murat Arslantürk



Ümit Ziya Altı

Fesih Vural

Cihan Atbakan

Ayşe Yılmaz

 


 


Ekle
Çıkar

         
Tüm hakları saklıdır 2003 © Edebiyat Dünyası
Sitenin içeriği kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz.
TASARIM// N&T TASARIM © 2006. PROGRAMLAMA// KARA Yazılım & Internet © 2006.
En iyi 1024*768 pixel çözünürlükle Opera  ve Internet Explorer  tarayıcılarında görüntülenebilir.