S a y f a Y ü k l e n i y o r ... Lütfen Bekleyin....

    Ana sayfa   Forum Sohbet  Basında sitemiz  Ziyaretçi defteri   Reklam   İletişim  
         
 
 _ Amatör yazarlar
 _ Atasözleri
 _ Biyografiler
 _ Deyimler
 _ Edebiyat ödülleri
 _ Fabllar
 _ Fıkralar
 _ Kitaplar
 _ Makaleler
 _ Masallar
 _ Öykü yarışması
 _ Özdeyişler
 _ Piyesler
 _ Sözlü anlatım
 _ Şiir yarışması
 _ Türk edebiyatı
 _ Yayınevleri
 _ Yazılı anlatım

 
Operasyon Ergenekon
Şamil Tayyar

 
 _ Amatör fotoğrafçılar
 _ Basında sitemiz
 _ Kare Bulmaca
 _ Puzzle Bulmaca     
 _ Sudoku Bulmaca   
 _ Haberler
 _ Hava durumu
 _ İletişim
 _ Özgürlük Üniversitesi
 _ Reklam
 _ Site istatistikleri
 _ Yararlı linkler
 _ Ziyaretçi defteri

 

 
 

 
 
 Sitede şu an 2 ziyaretçi bulunuyor.

1 Ocak 2006 itibariyle gelen ziyaretçi sayılarının teknik ve ayrıntılı istatistikleri için tıklayınız.

 
Google
 
  Önemli haberler
  Canlı sohbetler de artık Edebiyat Dünyası'nda...
  Radyo desteği ve radyo istek hattı olan sayfamızda anında sohbet etmek için tıklayın...

 

   
  Köşe yazarlarımız
 
Zamanın Gailesi
Erhan Kanışlı
Yazarın eski yazıları

ölümsüzlük?... bu bir soru olmasa da soru işareti hiç bir kelimeye bu kadar yakışmazdı belki de. bilinç altımın başımın üstünde yeri var deyip hatırladığım bir yazıyı aktarmadan önce henüz portakalı soymamış ve baş ucuma koymamış olduğum çocukluk yaşlarıma dönmek ve o günlerden bir kaç söz söylemek istiyorum. döndükten sonra inşallah dengemi kaybedip yere yığılmam. aslında baya da dengeli beslendiğim konusunda kendimi inandırmaya başlamıştım. halbuki buna sadece kadir'in inanacağını söyleyenlere de yazının sonunda bir çift lafım var (şimdi bakma). çocukluğuma yaptığım flash back sayesinde geçmişimin kıymetini bilmeyi öğrendim. güzel ve haylazca geçen abukluk yıllarımı gözümün önüne getirdiğimde, o zamanlar akrep ve yelkovanın insan hayatını bu kadar etkileyeceği konusunda hiç bir fikrim yoktu. ve şu anda farkındayım ki herkes, her işini bu ikisisin hareketlerine göre yapmakta. hatta hayatlarımızı, planlarımızı bile güneş ve aydan yüz bularak yaptıkları hareketlerle belirliyor bu iki hınzırın. birisinin boyu kısa hafif göbekli, diğeri ise zayıf, çelimsiz ve diğerine nazaran uzunca. işte kendilerine akrep ile yelkovan diyen bu ikili yönetiyor hayatlarımızı. bilahare de ölümümüzü...

bunların yaptığı her hareketin, bizi sona doğru yaklaştırmakta olduğu maalesef acı fakat gerçek. sürekli nefes almanın yani başka bir deyişle akrep ve yelkovanın boyunduruğundan kurtulup, onların varlığının bizi takyit etmeyeceği bir dünyada var olmanın muhal olduğu da aşikar. öyleyse yaşama dair yapılmış planların ve vaatlerin gerçekleşeceğine binaen tanrıdan imzalı, onaylı bir taahhüt almadığımız sürece elimizden geldiğince hızlı hareket etmeliyiz. Tarih kitaplarında isimleri geçen şahısların çoğunun istediği tek ortak şey ise, bu dünyada ebediyen yahut planları ve vaatlerini gerçekleştirecek kadar kalmalarıydı ve şu anda isimleri, sadece tarih sınavındaki 5 şıkkın arasında geçerek hatırlanıyorlar.

Tekrar bugüne gelmek ve duyduğumda pek hoşuma giden o söze geçmek istiyorum. "ölene kadar ölümsüzüz." evet..... belki de şu iki hınzıra verilecek en güzel cevap!..

bu arada yaklaşık 3 dakikanızı aldığım için özür diliyorum. ha unutmadan son iki lafım; ellerime sağlık!

 
    iletişim : erhankanisli@edebiyatdunyasi.com  
       
 
 
 
Tuğra Sezgi

Dolunay




Erhan Kanışlı


Murat Arslantürk



Ümit Ziya Altı

 


 


Ekle
Çıkar

         
Tüm hakları saklıdır 2003 © Edebiyat Dünyası
Sitenin içeriği kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz.
TASARIM// N&T TASARIM © 2006. PROGRAMLAMA// KARA Yazılım & Internet © 2006.
En iyi 1024*768 pixel çözünürlükle Opera  ve Internet Explorer  tarayıcılarında görüntülenebilir.