Öğretmenime mektup-sana öyle hasretim ki!
İte kalka geldiğim dokuz yaşıma,bir de aldılar beni koydular kalabalık ,daracık, bir dünyaya….
Ağladığım oldu bazen, bazen de kaçmalarım,yere yapışık pencereden.Nasılda seviniyordum, öğretmenim görmüyor diye.Halbuki yanılıyormuşum,küçükmüşüm, seviliyormuşum ,bu yüzden kaçabiliyormuşum.
Hani ağlamayayım diye saçlarımı okşuyordun,yetmiyordu bir de yara-bere içindeki yanaklarıma,
birer öpücük konduruyordun ya,işte onun için seviyordum seni,öğretmenim,küçük yüreğimle…….
Önce okulun;“çok kardeşli evim” olduğunu öğrettin bana,sonra “A” nın bir ev,“B” nin ise şişman bir adam olduğunu.Ne kadar da komiğime giderdi.Güler güler dururdum.
Bana sen öğrettin, oyun oynamayı,açıp bir kitabı okumayı.Bir de gördüğüm herekse, her yere,her şeye sevgiyle bakmayı.Hele o okumayı söktüğüm bir an vardı/unutamadığım.Daha çok sevmiştin beni / biliyorum.
Sevgili öğretmenim, biliyor musun? Şimdi ben de bir öğretmenim,tıpkı sen gibi.
Aynı sen gibi seviyorum herkesi, her şeyi,her yeri…
Bir de, olur-olmaz yerde, türkü söylerim halime.
Sana öyle hasretim ki bir bilsen,
gelmez dile!