Ölüme Değildir İsyanım
Benim adım Serhat’tır.
Hasat mevsiminde gelmişim dünyaya.
Bazen sevilmişim, bazen dövülmüşüm,
Kardeşimin sırtında büyümüşüm.
Aç ve çıplak…
Ana demeyi öğrenmişim küçükken,
Baba demeyi, çok sonra büyürken.
Önce memleketimi bilmişim koca dünyada tek,
Sonra cihanı duymuşum,
Gün be gün büyüyerek..
Günü gelmiş, elim kalem tutmuş,
Hevesim gelmiş, gayret etmişim.
Okuyorum şimdi çok sevdiğim,
Bir de sevildiğim, İstanbul’da..
Şenliklerde halay başı çekenim.
Düğünlerde türkü çığıran, benim.
Kavgalarda kurşun saçan, amcam, babam,
Bu da, yüreğimdeki yaram.
Yiğitlikte yoktur üstüme,
Konuşurken bal olup akanım.
İşte o an bir sevdaya tutuldum.
Dicle olup, Fırat olup,
Memleketime doğru aktım.
Yalandır aşk, inanmam.
Sevgide bir nehirim, deniz olup taştım.
Neylersin ana ,
Puslu bir İstanbul ayazında vurdular beni,
Bir otobüs durağında.
Önce bedenimi kurşunladılar,
Sonra beynimi.
Kanım yerde oluk oluk
Allı-pullu beyaz gömleğim.
Boğazımda düğümlendi,
Söyleyeceğim son sözlerim.
Ölümüm gelmiş ölmüşüm,
Değildir ona isyanım.
Şu gençliğime kıyanlar,
Tanımadığım baba,
Sahi kimdi onlar?
___________________________________
Bu yazı, bu bölgenin acı bir gerçeği olan “kan davası” sonucu hayatını kaybeden bir üniversite öğrencisi adına ve anısına tarafımdan kaleme alınmıştır.