Yazmalı……
Dağından,taşından, bir damla sudan, akan yıldızına, bir sarı başağa, bir adsız cihana, yazmalı ağaçsız, kuşsuz ovaları, yel değmiş paramparça ellerin sabır ve umut yüklü ince sızısı…Kımıldarken dilimizde sözcükler, yazmalı her şeyi karınca yuvasına varanda ve düşerken sevdalar kara toprağa, kapanırken gözler sorgusuz,yargısız, kanlar içinde, hançer yarası bir yanımız.
Yazarak yaşamalı…
Belki bir evreni, belki bir gezegeni, baharlar vardır çocukların düşünde yatanda ve amansız gecelerde kan ter içinde, hasta düşmüş susuz, güneşsiz kalmış belki.Yazmalı,durmadan dinlenmeden, karanfiller basmış kırlarda
koşarken hayatla yan yana,soluk alıp verir gibi…..Dağların ufukları kışlarken, kokular sararken dört yanımızı elvan elvan, mısralar dökmeli / ağlamaklı….Şavkı vurmuş, yarıay pencereden süzülür, düşünde yarasını deşer yarin yeşil gözleri, yazarak yaşamalı anı, çünkü tam da yazma vaktidir şimdi….
Yazarak yaşamalı….
Önce yüreğe dokunmalı, türlü hasretlere vurgun tenleri ateşe vermeli, yeşil bir yağmur olup dökülmeli dibine yitiklerin, kök salmalı yeniden, daha gür, daha zengin ve usuna vurmalı yazarken, damıtmalı göğsünün üstüne heceleri,hissettirmeli ahvali.....
Dört mevsim,24 saat, yazarak yaşamalı……