| |
Hazal BOZYER (Öykü Yarışması 1.si)

GİDENLERİN ARDINDAN
Bir ıslık sesi duyuldu...Bu ben miydim,yoksa ıslak saçlarımı avuçlayan rüzgar mıydı,bilmiyordum.Bildiğim şey;o ıslık duyulduğunda şehri karanlık hüzünlerin sarıp sarmaladığıydı.Susmuş kaldırımlardan öğrenecektim ne denli az şey bildiğimi...
Vakit bir öğle sonrasıydı,saati bilmiyordum,merak etmiyordum da.Güneş ara ara yüzünü gösterip saklanıyor,tamamen görünmekten adeta ürküyor,büyünün bozulmasına izin vermiyordu.
Limana kadar hiç konuşmadık.Kelimelerin anlamını yitirmesinden korkuyorduk.Oysa sadece biz yan yanayken aydınlıktı sözcükler.Bilmiyorduk,bilmek de istemedik,aşka kör kaldık yıllar boyu.Aşk da bizi görmezlikten geldi bir süre sonra.Yazgıya yenilen sevdalar taşıdık bedenlerimizde hiç yorulmamacasına...
Yüzüne bakmıyordum hiç,ağladığımı görmemeliydi,yanlış anlayabilirdi.Günleri,ayları hatta yılları tükettik yanlış anlaşılmamak için, mütemadiyen yalanlar söyleyerek.İki sevgili değil,iki arkadaştık.Bu böyleydi,böyle olmalıydı.
Usulca bakmak istedim yüzüne,gözlerimi görsün,sevdamı işitsin,yangınımı bilsin istedim.Nafileydi.Rolleri değişmiştik şimdi de.Sadece yürüyordu,nefes alıp-almama konusunda bile tedirgin olmaya başlamıştım ki ,parmağıyla az ötedeki beyaz bir gemiyi gösterdi
-Bununla gideceğim,dedi.Gidecekti bu demir yığınıyla işte,bu mavi sularda gidecekti,ve belki de dönmeyecekti...
O an yapılması gerekeni yaptım.Sustum.Hatıralar dimağımda oyun oynuyor,hafif bir meltem yüzümü yalıyor ve beni ağlatıyordu.Gemi hazırdı gitmeye,onu bekliyordu.Yüzüme baktı,baktığını hissettiğimde hafifçe kaldırdım başımı.Ağlamıştı,ağlıyordu ve ben “Gitme,kal!”demek için bütün gücümü kullanmak,her şeyimi feda etmek istiyordum.Ağzımdan ufak bir inleme duyuldu “Gitme!”yerine.El sıkıştık,üstelik sarıldık.Kareli mavi gömleğine dayadım yüzümü,içime çektim kokusunu,uzun bir nefes aldım.Gidiyordu işte.İlkokul sıralarında pembe kağıtlarda sorulan anket sorularından biri takıldı aklıma.”Gitmek mi zordu,kalmak mı?”Kim bilir ne demiştim papatya kokan çocukluğum hapisken bedenime.Ardından şiirler yazmaya korktuğum insan,bakmaya kıyamadığım adam gidiyordu şimdi ve ben artık papatya yerine yalan kokuyordum tepeden tırnağa...
El sallayamadım,Öylece bakakaldım kıyıdan uzaklaşan,beni benden koparan ,terk edilişlere selam eden bu beyaz demir yığınına.
Gitmişti.Şehir bu yüzden susmuştu.Bulut dolu bir hüzün örtülmüştü caddelere.Kimsesizlikler içinde yorgun ve durgundum.Aklımda ıslıklarla örülmüş martı çığlıkları,ellerimde terk edilmişlerin duası,beyaz köpükler,o kokulu ten,kareli gömleğin tenime dokunuşu...
Dönmeyecekti,öznesiz bir tümceydim artık,kim sorusuna yanıt veremeyen.Elde avuçta olan birkaç yudum avuntuydu maviden kalan,sonsuzluğa kucak açıp,yalpalayan.Susmuşlar şehrine sevdalar doğuran ve gidenlerin ardından kara ağıtlarla yas tutan...
|
|