Giriş |  Kayıt
"Şiir, düşüncelerle değil, sözcüklerle yazılır."
MALLARME
 

Bastıbacak

BASTIBACAK
(ÜÇ TABLOLUK ÇOCUK OYUNU)

Yazan: Tayfun Türkili

Kişiler:
Padişah
Cin
Lala (Avcı)
Nilüfer
Valide
Anne
1. PERDE
SARAY İÇİ


(Fondaki perdeye saray içi sahnesi resmedilecektir. Aksesuar olarak kral tahtına benzeyen altın sarısı büyük bir koltuk yeterlidir.
Perde müzikle birlikte açıldığında sahnede kimse yoktur. Birkaç dakika sonra anlatıcı rolündeki masalcı kız sahneye çıkar)


ANLATICI- Merhaba sevgili çocuklar. Nasılsınız, iyi misiniz? (Ön sıradaki çocuklarla konuşur) Ne yapıyorsunuz? Dersleriniz iyidir inşallah? Öğretmenlerinizi üzmüyorsunuz ya? Aman üzmeyin, onların sayesinde okumayı yazmayı öğreniyoruz, yüksek okullara gidiyoruz ve ülkeyi idare ediyoruz. Tamam mı? Aferin sizlere. Evet, sizlere bu gün yalancılığın insana nelere mal olduğunu gösteren heyecanla izleyeceğiniz, ders alacağınız bir oyun oynayacağız. (bağırarak) Seyretmeye hazır mısınız? (ara) Madem öyle başlıyoruz oyunumuza.
(Anlatıcı sahneden çıkar ve sahneye başında tacı, elinde asasıyla birlikte kral ve lalası girer. Kral koltuğuna oturur, lala saygıyla karşısında eğilir)

LALA- Padişahım.
PADİŞAH- Ne var lala?
LALA- Efendim bugün valideniz sultanla konuşuyordum da, artık sizin mürüvvetini görmenin zamanı geldiğini söylüyordu.
PADİŞAH- Yani validem evlenmemi mi arzu ediyor lala?
LALA- Evet hünkarım. Malumunuz taht, taç ve devletin bekası için bir veliaht şarttır. Allah gecinden versin, ilerde size bir emri hak vaki olsa, tahta kim oturur sonra?
PADİŞAH- Haklısın lala. Sen de validem de doğru düşünürsünüz. Lakin evlenmek kolay bir şey değildir. Her şeyden önce gönlümün seveceği güzeller güzeli bir kız bulmam gerekir. Öyle değil mi?
LALA- Aman padişahım yeter ki siz isteyin, gönlünüzün arzusuna göre bir kız bulmak zor bir iş değildir. Siz bu ülkenin tek hakimisiniz, topraklarınızda yüzlerce, binlerce kız yaşamaktadır.
PADİŞAH- Ama ben evlenmek için en güzelini ve en marifetlisini isterim lala. Padişaha da böylesi yaraşmaz mı? Zira doğacak çocuklarımın da güzel, yakışıklı ve marifetli olmasını isterim.
LALA- Mutlaka arzu ettiğiniz gibi bir güzel vardır padişahım.
PADİŞAH- Madem öyle lala, valideme gidip söyleyin, ülkenin en güzel ve en marifetli kızını bulursa evlenmeye hazırım.
LALA- Ferman padişahımındır.

(Padişah koltuğundan kalkar, sahneden çıkar. Diğer yandan sahneye valide sultan girer)

VALİDE- E Lala, padişah oğlumla konuştun mu? Evlenme meselesi için neler söylüyor?
LALA- Konuştum sultanım. Efendimiz de düşüncelerinize aynen katılıyor.
VALİDE- Çok güzel, çok sevindim bu habere Lala.
LALA- Ancak bir mesele var sultanım.
VALİDE- Nedir?
LALA- Padişah oğlunuz, evleneceği kızın hem çok güzel hem de çok marifetli olmasını istiyor.
VALİDE- İstesin, buluruz. Koca ülke, hünkar oğluma hem güzel hem marifetli kız mı yok bu ülkede? Hemen araştırmaya başlayalım. Hatta bu konuda tellal bile çıkartalım.
LALA- Tellala gerek yoktur sultanım. Ben efendimizin istediği gibi bir kız tanıyorum.
VALİDE- Sahi mi lala? Çok mu güzel bu kız?
LALA- Evet sultanım, güzeller güzeli bir kız. Lakin marifetli midir, değil midir işte onu bilemiyorum.
VALİDE- Kolay, ailesine sorar öğreniriz. Kimdir bu kız lala?
LALA- Bir değirmencinin kızı sultanım. Babası yok, yıllardır değirmencilik yapan annesiyle yaşıyor. Hem terbiyeli hem de çok güzel.
VALİDE- Padişah oğlum beğenir mi dersin lala?
LALA- Beğenmemesi mümkün değil sultanım. Hele bir de marifetleri varsa, padişah efendimizin onunla hemen evleneceğine eminim.
VALİDE- Madem öyle git kızın annesiyle konuş lala. Eğer marifetliyse hemen hünkar oğlumla evlendireyim.
LALA- Emredersiniz valide sultan.

(Lala ve valide sultan sahneden çıkarlarken ışık söner.)

2. TABLO
DEĞİRMENCİNİN MEKANI

(Işık sönükken, üzerinde saray resmi bulunan perdenin yerine üzerinde gerisinde orman, önünde değirmen ve tek katlı bir ev bulunan bir perde çekilir. Değirmenci kadın o sırada sırtında un çuvalı taşımaktadır. Olabilirse bir masa ve iki küçük tabure sahnede olabilir. Sahneye lala girer)

LALA- Kolay gele Zehra kadın.
ANNE- (Lalayı görünce çuvalı yere bırakır ve alnını silerek) Hoş geldiniz, safalar getirdiniz lala hazretleri. Yorulmuşsunuzdur. Küpte soğutulmuş bir şerbet içer miydiniz?
LALA- İyi olur değirmenci ana.
(Lala tabure varsa oturur, yoksa dolaşarak konuşur. Bu durumda değirmenci de onun peşinden yürür hep)
ANNE- (kulise bağırarak) Nilüfer kızım, lala hazretlerine soğuk şerbet getirir misin?
NİLÜFER- (sadece sesi) Getiririm hanım anneciğim.
ANNE- Lala hazretlerinin evimizi şereflendirmesinin sebebi nedir acaba?
LALA- Buraya hayırlı bir iş için geldim değirmenci ana.
ANNE- (şaşırır) Hayırlı bir iş için mi dediniz?
LALA- Evet, eğer şartlar uygun olursa kızını padişah efendimizle evlendireceğiz. Ne dersin?
ANNE- Aman lala hazretleri ne diyeyim bu başımıza konan bir devlet kuşudur. (Defalarca lalanın eteğini öpmeye başlar) Padişah efendimiz ben değirmencinin kızını, karılığa layık görmüşse biz bundan ancak şeref duyarız.
LALA- Acele etme değirmenci ana. Kızının güzelliği dillere destan. Bütün ülkede ondan güzelinin olmadığına da eminim. Lakin. (susar)
ANNE- Evet lala hazretleri, lakin dediniz?
LALA- Padişah efendimizin evleneceği kızın aynı zamanda da marifetli olması gerekiyor. Senin kızının marifetleri var mıdır?
(Nilüfer elinde tepsiyle sahneye girer. Tepside bardak içinde şerbet vardır)
NİLÜFER- Safa geldiniz efendim. Buyrun şerbetinizi.
LALA- Teşekkür ederim güzel kızım.
(Nilüfer Lalanın şerbeti içmesini bekler)
ANNE- Sağol kızım, içeri gidebilirsin.
NİLÜFER- Peki anneciğim.
(Nilüfer sahneden çıkar)
LALA- Evet değirmenci ana, söyle bakalım kızının güzelliği dışında ne gibi marifetleri vardır?
ANNE- Şeyy, çok güzel yemekler yapar lala hazretleri.
LALA- Geç onu. Evlendiği taktirde sarayda yemek yapmayacak ya.
ANNE- Sonra çok titiz ve hamarattır. Günde en az üç kere evi temizler.
LALA- Onu da geç, saraya girerse temizlik yapmayacak. Sayısız uşak ve hizmetçi var padişahın emrinde. Daha başka marifetleri yok mu, onu söyle?
ANNE- Güzel nakış işler lala hazretleri. Kızımın işlediği nakışlardaki renkleri hiçbir yerde bulamazsanız.
LALA- Bunu da geç. Daha başka ne gibi marifetleri var.
ANNE- Bildiğim kadarıyla hepsi bu lala hazretleri.
LALA- Evet ama bu marifetler her gelinlik kızda bulunur. Bizim aradığımız kimselerde olmayan bir marifete sahip olması.
(Anne susunca, Lala ayağa kalkar)
LALA- Anlaşılan olağan üstü bir marifeti yok kızının. Ne yapalım şansınıza küsün. Artık başka kızlara bakacağız. Hadi kalın sağlıcakla.
(Lala dışarı çıkmak ister)
ANNE- (kendi kendine) Eyvahh başımıza konacak olan devlet kuşu uçuyor. Bu fırsatı kaçıramam. Hemen bir şeyler uydurayım. (bağırır) Lala hazretleri lala hazretleri.
(Lala sahnenin ucundan döner)
LALA- Evet değirmenci ana.
ANNE- Şimdi aklıma geldi lala hazretleri, kızımın çok büyük bir marifeti vardır.
LALA- Yaa, neymiş o?
ANNE- Benim kızım, madeni paraları altın haline getiriyor.
LALA- (şaşkın) Ne dedin? Madeni paraları altın mı yapar dedin?
ANNE- Evet efendim. Önüne bir yığın madeni para koyun hepsini altına çevirir.
LALA- Sahi mi? Bu olağanüstü bir şey. Çok güzel, çok güzel.
ANNE- Kızımın bu marifeti sizce yeterli mi lala hazretleri?
LALA- Yetmez olur mu, artar bile. Bunu bir de padişah efendime söyleyeyim. Sonra yine konuşuruz.
(Lala heyecanla sahneden çıkar, anne sevinç içinde ellerini oğuşturur)
ANNE- Tam zamanında uydurdum bu yalanı. Padişah, kızımın bu marifetini öğrenince onunla hemen evlenecektir.
(Nilüfer sahneye girer)
NİLÜFER- Padişah efendimizin lalası neden ziyaretimize gelmiş anneciğim?
ANNE- (heyecanla) Ah kızım, güzel kızım. Sorma başımıza devlet kuşu kondu, devlet kuşu.
NİLÜFER- Hayırdır anneciğim?
ANNE- Hayır, hayır! Lala hazretleri padişah efendimizle evlenecek bir kız arıyormuş.
NİLÜFER- Yaa, sahi mi? Peki bize neden gelmiş?
ANNE- Senin dillere destan güzelliğini işittiği için.
NİLÜFER- (şaşırır) Ayy yani padişah efendimiz benimle mi evlenecek?
ANNE- (Durgunlaşır) Evet ama küçük bir mesele var yavrum.
NİLÜFER- Nedir anneciğim?
ANNE- Padişah evleneceği kızın yalnız çok güzel olmasını değil aynı zamanda marifetli olmasını da şart koşmuş.
NİLÜFER- Olsun, ben çok marifetli bir insanım, bunu sen de biliyorsun. Birbirinden güzel yemekler pişiririm, ev temizlerim, nakış işlerim...
ANNE- Biliyorum güzel kızım ama padişah efendimizin aradığı marifetler öyle marifetler değilmiş.
NİLÜFER- (üzülür) Ya. Demek padişahla evlenemeyeceğim.
ANNE- Hayır evleneceksin.
NİLÜFER- İyi ama benim başka marifetim yok ki.
ANNE- Var.
NİLÜFER- (sevinçle) Sahi mi, nedir anneciğim?
ANNE- Madeni paraları altına çeviriyorsun.
NİLÜFER- (şaşkın) Ne, madeni paraları altına mı çeviriyorum? İyi ama ben hiçbir zaman böyle bir şey yapmadım ki anneciğim.
ANNE- (içini çeker) Biliyorum güzel kızım, senin böyle bir marifetin yok ama çaresiz lala hazretlerine böyle bir yalanı söylemek zorunda kaldım.
NİLÜFER- Neden?
ANNE- Çünkü padişah efendimiz için başka kızlar arayacağını söyledi. Ama ben senin bu marifetini söyleyince çok hoşuna gitti ve hemen durumu anlatmak için padişah efendimize söylemeye gitti.
NİLÜFER- İyi ama anneciğim ya padişah efendimiz benim bu marifetime güvenip de benimle evlenmeden önce hadi şu paraları altın haline getir de
görelim derse, o zaman ne yapacağım?
ANNE- Korkma padişah efendimizin altına ihtiyacı yok, sarayının hazineleri odalarına sığmıyormuş.

(Işıklar söner)


3.TABLO
SARAY İÇİ
(Sahnede Lala ve valide sultan vardır)
VALİDE- E ne yaptın lala, padişah oğluma aradığı vasıflara uygun bir kız bulabildin mi?
LALA- (heyecanla) Buldum valide sultan, buldum. Hani size sözünü ettiğim güzelliği dillere destan, değirmenci kadının kızı vardı ya?
VALİDE- Evet. Peki marifetli bir kız mıymış bari?
LALA- Hem de ne marifetli sultanım. Madeni paraları altına çeviriyormuş.
VALİDE- (heyecanla) Sahi mi? İnanılmaz bir şey. Peki bunu padişah oğluma söyledin mi lala?
LALA- Hayır sultanım önce size bildirmek istedim.
VALİDE- Madem öyle hemen git söyle. Umarım oğlum bu kızı beğenecektir. (Kulise bakarak) Ah işte buraya geliyor. Ben gidiyorum, siz kendisine durumu bildirin.
LALA- Başüstüne sultanım.
(Valide sultan soldan çıkar, padişah sağdan girer ve tahtına oturur)
PADİŞAH- E Lala ne yaptın bakalım, bana layık bir kız bulabildin mi?
LALA- Buldum sultanım, buldum. Dünyalar güzeli birini buldum.
PADİŞAH- Peki marifetli mi bari?
LALA- Olmaz olur mu hünkarım? Hem de ne marifet. Madeni paraları altına çevirmek gibi bir hüneri varmış bu kızın.
PADİŞAH- Allah Allah. Hiç böyle bir şey duymamıştım.
LALA- Ben de duymamıştım efendimiz. Hemen koşup durumu hünkarımıza anlatayım dedim.
PADİŞAH- Demek kız madeni paraları altına çeviriyormuş ha lala?
LALA- Evet padişahım, annesi söyledi.
PADİŞAH- Bu herkeslerde olmayan bir marifet. Peki kız güzel mi lala?
LALA- Olağanüstü bir güzelliğe sahip padişahım. Bütün ülkede bu kızdan daha güzelini bulamazsınız.
PADİŞAH- Aynı zamanda da madeni paraları altına çevirecek bir marifete sahip diyorsun.
LALA- Evet hünkarım. Sanırım siz de böyle bir marifeti olan güzel arıyordunuz öyle değil mi?
PADİŞAH- Evet lala, böyle birini arıyordum.
LALA- Naçizane tavsiyem bu kızla evlenmenizdir sultanım.
PADİŞAH- Evet ama önce marifetini görmek isterim lala.
LALA- Yani madeni paraları altın haline getirmesini mi?
PADİŞAH- Evet. Git söyle yarın sabah kız huzuruma gelsin ve bu marifetini bana göstersin.
LALA- Peki padişahım.

(Işıklar söner)

4.TABLO
DEĞİRMENCİNİN MEKANI

(Değirmenci kadın Lalanın önünde elleri önünde iki büklüm)


ANNE- (şaşkın) Padişahımız yarın kızımı sarayına mı çağırıyor dediniz lala hazretleri?
LALA- Evet değirmenci ana. Efendimize kızının madeni paraları altına dönüştürmek gibi bir marifeti olduğunu söyleyince pek şaşırdı, pek sevindi ve bunu huzurunda yapmasını istedi.
ANNE- (kekeler) Ya..Yani padişah efendimiz kızımın saraya gelerek paraları altın yapmasını mı istiyor lala hazretleri?
LALA- Evet. İyi ama sen neden sarardın öyle, sevinmedin mi bu habere?
ANNE- Yo yo sevinmez olur muyum lala hazretleri? Padişah efendimize dünür olmak bizim için şereflerin en büyüğüdür.
LALA- Madem öyle yarın sabah kızın saraya gelsin.
ANNE- Emredersiniz lala hazretleri.
(Lala çıkar gider. Anne yalnız kalır)
ANNE- İşte şimdi yandım. Bu hiç aklıma gelmemişti. Yarın kızım saraya gidince yalanımız ortaya çıkacak. Ne yapsak acaba?
(Nilüfer sahneye girer)
NİLÜFER- Ne oldu anneciğim, lala hazretlerinle ne konuştun? Padişah benimle evlenecek miymiş?
ANNE- Evlenmesine evlenecek de, işler karıştı kızım. Padişah evlenmeden önce senin marifetini görmek istiyormuş.
NİLÜFER- (korkuyla) Aman Allah’ım yani madeni paraları altına çevirmemi mi?
ANNE- Evet kızım.
NİLÜFER- Eyvahh iyi ama bunu nasıl yapacağım? Benim böyle bir marifetimin olmadığını biliyorsunuz.
ANNE- Biliyorum yavrum biliyorum ama ne yapayım, seni padişahla evlendirebilmek için böyle bir yalan atmıştım ortaya. Nereden bilebilirdim ki, padişahın bu marifetini görmek isteyeceğini.
NİLÜFER- Peki ne yapacağız şimdi?
ANNE- Padişah emrine uymamak olmaz, çaresiz saraya gideceksin.
NİLÜFER- Gitmesine gideyim de madeni paraları nasıl altına çevireceğim?
ANNE- (içini çeker) Bilmiyorum kızım, bilmiyorum yavrum.

(Işık söner)

5. TABLO
SARAY İÇİ

(Nilüfer saygılı bir şekilde koltukta oturan padişahın önündedir. Lala da bir kenarda onları izlemektedir. Odanın bir tarafında da bir tas vardır)

PADİŞAH- Söylediklerinden daha da güzelmişsin Nilüfer.
NİLÜFER- Padişahım iltifat buyuruyorlar.
PADİŞAH- Lakin evlenmem için güzellik yetmez marifet de şarttır. Senin de madeni paraları altına çevirmek gibi olağanüstü bir marifetin varmış.
NİLÜFER- Şey..(yavaşça) Evet efendim.
PADİŞAH- Bana bu marifetini göstermeni istiyorum Nilüfer. Bak şu tas içinde bir miktar bozuk para var. Onları altına çevirmeni istiyorum senden. Ben şimdi seni burada yalnız bırakacağım, sen paraları altına çevirdiğin zaman bana haber vereceksin. Tamam mı güzel kız?
NİLÜFER- Peki efendimiz.
PADİŞAH- Eğer paraları altına çevirirsen seninle evlenirim. Amaa, yapamazsan yalan söylediğiniz için seni de anneni de öldürtürüm bilesin.
(Padişah önden lala arkasından dışarı çıkarlar. Nilüfer üzgün ne yapacağını düşünürken kendi kendine konuşur)
NİLÜFER- Ah anneciğim, ah anneciğim bir yalanla ikimizi de mahvettin. Ben sihirbaz değilim ki, elimde sihirli bir değnek yok ki madeni altına çevireyim. Ne yapacağım şimdi? Paraları altın yapamazsam Padişah beni de annemi de öldürtecek.
(Nilüfer küpün yanına çöküp ağlamaya başlar. Sahneye sis verilebilirse sisler içinde, olmazsa bir taraftan sahneye iri yarı bir cin adeta atlayarak girer)

CİN- Şuna da bak hele. Neden ağlıyorsun bakim güzel kız?
(Nilüfer başını kaldırır, cini hemen göremez)
NİLÜFER- Ha. Kim konuştu benimle?
CİN- Ben konuştum güzel kız.
(Nilüfer geriye döner ve cini görerek korkuyla ayağı fırlar)
NİLÜFER- Aman Allah’ım, aman Allah’ım.
CİN- Korkma güzel kız, ben buraya sana yardıma geldim.
NİLÜFER- (şaşkın) Yardıma mı? Kimsin sen?
CİN- Ben cinim güzel kız. Söyle bakim az önce neden ağlıyordun?
NİLÜFER- Sorma Cin, derdim öyle büyük ki. Annem padişah efendimizle evlenebilmem için madeni paraları altına çevirme gibi bir marifetim olduğunu söylemiş.
CİN- Eee sonra?
NİLÜFER- Padişah da beni sarayına çağırarak bu marifetimi ispatlamamı istedi ve önüme şu gördüğün bir tas dolusu bozuk parayı bıraktı. Eğer bu paraları altına çeviremezsem beni öldürteceğini söyledi. İşte bunun için ağlıyorum.
CİN- Peki tasın içindeki paraları altına çevirirsem ne verirsin bana?
NİLÜFER- (şaşkın) Ay sahi mi söylüyorsun Cin? Gerçekten paraları altına dönüştürebilir misin?
CİN- Dönüştürürüm. Karşılığında ne vereceksin bana?
NİLÜFER- Şeyy, bilmem. (Elini boynuna götürerek) Sahip olduğum tek şey şu boynumdaki gerdanlık. Kabul eder misin?
CİN- Ederim.
NİLÜFER- Hadi o zaman hemen tasın içindeki paraları altına dönüştür.
CİN- (Ellerini havaya kaldırarak bağırır) Eyy karanlığın gizli güçleri. Derhal şu tasın içindeki madeni paraları altın haline dönüştür. Her bir kuruş, bir altın olsunnn!
(Yavaştan başlayan müzik sesiyle birlikte mümkünse ışıklar yanıp sönerek sahneye sihirli bir hava versin, sonra müzik kuvvetlensin ve doruktayken birden kesilsin)
NİLÜFER- Ne oldu?
CİN- Sok elini tasın içine de ne olduğunu gör.
(Nilüfer elini tasın içine sokarak bir avuç altın alır, şaşkınlık ve sevinç içinde bakar)
NİLÜFER- Aman Allah’ım gözlerime inanamıyorum. Madeni paraların hepsi altın olmuş, pırıl pırıl parlıyorlar.
CİN- İşte güzel kız, korkman için hiçbir sebep kalmadı artık.
NİLÜFER- Söyler misin Cin, nasıl yaptın bunu, nasıl yaptın?
CİN- Söyleyemem bu da benim marifetim güzel kız.
NİLÜFER- Sağol sağol Cin. Hayatımı kurtardın, sayende padişahla evlenip refah içinde yaşayacağım. Şimdi hemen lala hazretlerine gidip marifetimi gerçekleştirdiğimi söyleyeyim.
(Nilüfer sahneden çıkmak üzere koşar)
CİN- Dur güzel kız.
NİLÜFER- Ne var Cin?
CİN- Ben sözümü tuttum paraları altına çevirdim. Şimdi sözünü tutma sırası sen de değil mi?
NİLÜFER- Ah, afedersin, karşılığında gerdanlığımı verecektim değil mi? (Cinin yanına gelir, gerdanlığını çıkartarak ona uzatır) Buyur al.
CİN- Umarım padişahla evlenip mutlu olursun güzel kız.
(Cin sahneden atlar gibi çıkar. Nilüfer yalnız kalır. Tasın içine gider, bir avuç altın alarak sahnenin kenarına koşar)
NİLÜFER- Lala hazretleri lala hazretleri.
LALA- (dışardan) Ne var Nilüfer kız?
NİLÜFER- Padişah efendimize söyleyin, işimi bitirdim gelip marifetimi görebilir.
LALA- (dışardan) Sahi mi? Madeni paraları altın haline getirdin mi?
NİLÜFER- Evet lala hazretleri. Efendimizle birlikte gelip görebilirsiniz.
(Aynı anda Padişah önde Lala ardında sahneye girerler. Nilüfer avuçlarını açmış içindeki altınları göstermektedir)
LALA- Olağanüstü bir şey padişahım, bakın Nilüferin altın haline getirdiği bozuk paralar avucunda. Nasıl da parlıyolar.
(Padişah Nilüferin elindeki altınları alıp kendi avucuna teker teker koyar)
PADİŞAH- Demek madeni altına çeviririm derken yalan söylememişsin güzel kız.
Peki evine gidebilirsin. Lala daha sonra evinize gelir kararımı bildirir size.
(Nilüfer saygılı geri geri çekilerek sahneden çıkar)
LALA- E padişahım Nilüfer kız marifetini ispat ettiğine göre onunla evleniyor musunuz? Valideniz sultana müjdeli haberi vereyim mi?
PADİŞAH- Henüz değil lala.
LALA- Yani onunla evlenmeyecek misiniz?
PADİŞAH- Evlenmeyeceğim demedim lala. Bu bir denemeydi. Şimdi ondan başka bir şey daha yapmasını isteyeceğim. Eğer başarabilirse o zaman evleneceğim.

(Işıklar söner)












6. TABLO
DEĞİRMENCİNİN MEKANI

(Nilüfer annesine olan biteni anlatıyor)
ANNE- İyi ama nasıl oldu da onca parayı altına çevirebildin kızım?
NİLÜFER- İnanmayacaksın ama anneciğim, ağaç büyüklüğünde bir cin yardım etti bana.
ANNE- Cin mi? Şu Alaaddinin lambasından çıkan cin gibi mi?
NİLÜFER- Evet, karşılığında gerdanlığımı verdim ona, o da tastaki bütün madeni paraları altına dönüştürdü.
ANNE- (sevincinden zıplayarak) Harika harika, bu durumda padişah garanti seninle evlenir.
(Anne zenginlikle ya da parayla ilgili bir şarkı söyleyerek oynayabilir. Nilüfer de gülerek el çırpmaktadır. Birden sahneye lala girer. Anne kız Lalayı görünce oyunu keserler)
ANNE- Oo lala hazretleri buyurun, buyurun efendim.
NİLÜFER- Hoş geldiniz, safa getirdiniz efendi hazretleri.
LALA- Safa bulduk Nilüfer kız. (Babaya) Hayırdır değirmenci ana bir şey mi kutluyordunuz?
ANNE- Şey. Doğrusunu söylemek gerekirse kızımın padişahla evlenme işini kutluyorduk lala hazretleri.
LALA- Yani dereyi görmeden paçayı sıvıyordunuz ha?
ANNE- Anlamadım.
NİLÜFER- (bozulur) Yoksa padişah efendimiz benimle evlenmekten vaz mı geçti, lala hazretleri?
LALA- Hayır, hünkarımız karar vermesi için senin bir gösteri daha yapmanı istiyor kızım.
NİLÜFER- Gösteri mi?
ANNE- Ne gösterisi lala hazretleri?
LALA- Padişah efendimiz kızının bir kere daha madeni paraları altına çevirmesini istiyor değirmenci.
NİLÜFER- (korkuyla) Bir kere daha mı?
LALA- Evet bu sefer büyük bir küpün içini madeni paralarla dolduracak, sen de eğer o paraları altına dönüştürürsen seninle evlenecek. Yarın sabah seni sarayda bekliyoruz kızım. Hadi Allah’a emanet olun.
(Lala sahneden çıkar)
ANNE- Eyvahh işte şimdi yandık. Ne yapacaksın kızım?
NİLÜFER- Bilmiyorum anneciğim geçen sefer o cin yardım etmişti. Bu sefer kim yardım edecek bana bilmiyorum.

(Işıklar söner)


İKİ PERDE OYNANACAKSA BİRİNCİ PERDE SONU


2.PERDE
7. TABLO
SARAY İÇİ
(Nilüfer el pençe Padişahın huzurunda. Padişah koltuğunda, Lala elinde büyük bir küple ayakta duruyor)

PADİŞAH- Gel bakalım Nilüfer. Dün tas içindeki madeni paraları altın haline getirmiştin. Ziyadesiyle sevindim. Şimdi de Lalamın elinde gördüğün şu küpün içindeki paraları altına çevirmeni istiyorum. Eğer becerebilirsen seninle evleneceğim.
NİLÜFER- Emredersiniz padişah hazretleri.
(Padişah koltuğundan kalkar)
PADİŞAH- Küpü yere bırak Lala. Biz gidelim de Nilüfer kızımız marifetini göstersin.
(Padişah ve Lala dışarı çıkarlar. Nilüfer şaşkın. Küpün yanına gider, kaldırmak ister, kaldıramaz)
NİLÜFER- Üff amma da ağırmış. Kimbilir kaç yüz tane para var bunun içinde? (sağına soluna bakar) Dün Cin yardım etmişti, şimdi kim yardım edecek bana? Yandım yandım, paralar altın olmazsa padişah, annemle beni öldürtür. (ağlayarak) Ah anneciğim neden sanki bu yalanı söyledin şart mıydı beni padişahla evlendirmek istemen?
(Cin pat diye sahneye atlar)
CİN- Merabaaa! Ben geldim yine.
NİLÜFER- (heyecanla) Ah, cin sen ha.
CİN Evet benim güzel kız. Bu sefer niye ağlıyorsun?
NİLÜFER- Neden olacak, padişah efendimiz bu sefer de şu küpün içindeki madeni paraları altın haline getirmemi istedi.
CİN- Tamam tamam sil o güzel gözlerinin yaşını. Hallederim.
NİLÜFER- (sevinçle) Sahiden yapar mısın Cin?
CİN- Yaparım dedim ya. Yalnız bu sefer ne vereceksin?
NİLÜFER- Bilmem. Ne vereyim ki. (Elini boynuna götürür) Sahip olduğum tek şey gerdanlıktı, onu da dün vermiştim. Verecek başka hiç bir şeyim kalmadı Cin.
CİN- O zaman padişahla evlenince doğacak ilk çocuğunu ver.
NİLÜFER- (şaşkın) Çocuğumu mu?
CİN- Evet çocuğunu.
NİLÜFER- Şey, iyi ama nasıl olur?
CİN- Sen bilirsin, eğer teklifimi kabul etmezsen paraları altına çevirmem, o zaman da padişah seni ve anneni öldürtür. (ara) Kararını ver, ya doğacak çocuğunu bana verirsin ya da ölürsün.
NİLÜFER- (Seyircilere doğru yürür) Cin doğru söylüyor. Paralar altına çevrilmezse, padişah beni ve annemi öldürtür. Sizce ne yapmam gerekir çocuklar? Doğacak ilk çocuğumu vereyim mi cine? (Geriye cine bakar sonra cinin duymaması için çocuklara daha çok yaklaşarak) En iyisi Cinin teklifini kabul etmek, çocuk doğduktan sonra da vermem derim olur biter. (geriye cine döner) Tamam teklifini kabul ediyorum Cin. Paraları altına çevir, doğacak ilk çocuğumu sana vereceğim.
CİN- Güzel. Başlıyorum öyleyse. (bağırır) Eyy karanlığın gizli güçleri. Şu küpün içinde ne kadar madeni varsa hepsini altın haline dönüştür. Her bir lira bir altın tanesi olsunnn!
(Yavaştan başlayan müzik sesiyle birlikte mümkünse ışıklar yanıp sönerek sahneye sihirli bir hava versin, sonra müzik kuvvetlensin ve doruktayken birden kesilsin)
CİN- İşte güzel kız, için rahat etsin, bütün madeni paralar altın haline geldi.
(Nilüfer elini küpün içine sokarak altınları çıkartır)
NİLÜFER- Ah sağol cin sağol, bilemezsin öyle büyük iyilik ettin ki bana.
CİN- Evet ama bunu karşılıksız yapmadım. Söz verdin, doğacak ilk çocuğunu
bana vereceksin.
NİLÜFER- (Baştan savma) Tabi tabi. Ben şimdi lala hazretlerine gidiyorum. Padişah efendimize söylesin, paraların hepsi altın oldu.

(Işık söner)

8. TABLO
SARAYDA BİR ODA

(Perdede iyi döşenmiş, pencereli bir saray odasının görüntüsü vardır. Sahnenin ışığı sönüktür. Anlatıcı kadın sahnenin önüne gelir)

ANLATICI- Sizlerin de gördüğü gibi sevgili çocuklar, işler buraya kadar iyi gitmiş. Bir yalanın cin vasıtasıyla gerçeğe dönüşmesi sonucu Padişah güzel Nilüferle evlenmiş. Bu arada bir de erkek çocukları olmuş. Nilüfer hem padişah karısı hem de anne olduğu için hayatından öylesine memnunmuş ki, evlenmeden önce cine verdiği sözü bile unutmuş. (Elini kulağına götürerek çocuklara eğilir) Efendim? Sonra ne mi olmuş? (doğrulur) Sonrasını merak ediyorsanız oyunu izleyin. Hazır mısınız?
(Anlatıcı kız sahneden çıkar. Sahnenin ışığı yanar. Ve saray odası dekoru ortaya çıkar. İkili bir kanepede Nilüfer, kundağa sarılı bebeğiyle oturmaktadır)

NİLÜFER- Hanimiş benim güzel oğlum, Baturalpp oğlum, yavrumm.
(Birden cin sahneye atlar)
CİN- Merabaaa!
NİLÜFER- (korkar) Ayy, sen de kimsin?
CİN- Vay vay vay unuttun mu beni sultanım. Ben Cinim.
NİLÜFER- (korkuyla sağa sola bakar) Ah sen misin Cin? Ne var niye geldin?
CİN- Niye mi geldim? (seyircilere bakar) Niye geldiğimi soruyor? (Nilüfere) Oğlunu almaya geldim padişah karısı.
NİLÜFER- (Çocuğa sarılır) O..Oğlumu mu?
CİN- Evet, unuttun mu seninle bir anlaşma yapmıştık? Bir küp dolusu madeni parayı altına çevirirsem bana doğacak ilk çocuğunu vermeye söz vermiştin.
NİLÜFER- Şey evet, söz vermiştim ama yapamayacağım.
CİN- Neyi yapamayacaksın?
NİLÜFER- Oğlumu sana vermeyeceğim.
CİN- Ooo şimdi olmadı işte. Biliyorsun seninle bir pazarlık yapmıştık padişah karısı. Anlaşmamıza uymak zorundasın.
NİLÜFER- Haklısın ama yapamam, evladımı veremem. (Seyirciye yürür önünde durur) Anlayış göster hangi anne yavrusunu verebilir ki?
CİN- Bunu bana söz vermeden önce düşünecektin?
NİLÜFER- Evet ama o zaman böyle bir söz vermek zorundaydım. Yoksa padişah beni öldürtecekti. Gel oğlumu istemekten vazgeç, sana başka şeyler vereyim.
CİN- Olmaz.
NİLÜFER- Ben artık padişah karısıyım. Çok zenginim. Sana istediğin kadar altın, gümüş, inci verebilirim.
CİN- Olmazz!
NİLÜFER- Ülkemizin en güzel yerinden topraklar vereyim, yeter ki oğlumu isteme benden Cin.
CİN- Olmaz dedim ya, ben oğlundan başka bir şey istemem. Hadi ver onu bana da götüreyim.
NİLÜFER- (ağlayarak) Hayır oğlumu vermem, veremem. Onu ben doğurdum. Canımdan bir parça o, vermem sana. İstiyorsan benim canımı al ama yavrumu isteme benden. Onu doğurmak için dokuz ay karnımda büyüttüm. Nasıl olur da ayrılırım evladımdan.
CİN- Peki padişah karısı. Göz yaşların beni çok duygulandırdı. Nedense ağlayan bir kadın karşısında yüreğim hemen yufkalaşır.
NİLÜFER- (heyecanla) Yani oğlumu almaktan vaz mı geçtin Cin?
CİN- Hayır sadece sana son bir şans vereceğim padişah karısı.
NİLÜFER- Nedir o?
CİN- Üç gün içinde adımı bilirsen oğlunu almaktan vazgeçeceğim. Her gece gelip sana adımı soracağım, bilirsen mesele yok, ama üçüncü günün sonunda adımı bilemezsen gözyaşlarında para etmeyecek, oğlunu alıp gideceğim ve bir daha da onu hiç göremeyeceksin. Anlaştık mı?
NİLÜFER- Peki, tamam.
CİN- Şimdi gidiyorum ama yarın gece gelip adımı soracağım.
(Cin atlayarak sahneden çıkar)
NİLÜFER- Allah’ım şimdi ben ne yapacağım? Sanki neden o zaman cine oğlumu vereceğime söz verdim. En iyisi durumu padişah kocama söyleyeyim, bu ülkenin tek hakimi, o mutlaka bir çözüm bulur bu işe. Sonuçta benim oğlum onun da oğlu.

(IŞIK SÖNER. BİR İKİ SANİYE SONRA YANDIĞINDA NİLÜFERİN YANINDA PADİŞAH’DA VARDIR)

PADİŞAH- (şaşkın) Neler söylüyorsun sen Nilüfer sultan? Anlattıkların inanılır gibi değil.
NİLÜFER- Ne söyleseniz haklısınız padişahım ama olan oldu. O zamanlar sırf sizin gözünüze gireyim, sizinle evleneyim diye o cinin tekliflini kabul etmek zorunda kalmıştım. İster bağışlayın beni, ister öldürün ama oğlumu o cine vermeyin hünkarım, yalvarırım bir çare bulun.
PADİŞAH- Bir cine karşı nasıl mücadele edilir bilmiyorum Nilüfer sultan. Ama şimdi emir verip ülkemin dört bir tarafına haberciler salıp ne kadar isim varsa tespit ettireceğim. Belki bu sayede cinin adını bulabiliriz.

(IŞIK SÖNER. TEKRAR AÇILDIĞINDA GECE OLMUŞTUR. ODADA SADECE NİLÜFERLE OĞLU VARDIR. NİLÜFERİN ELİNDE BİR KAĞIT VARDIR)

NİLÜFER- Bulabildiğimiz ne kadar isim varsa şu kağıtlara yazdım. Acaba Cinin adı bunlardan biri olabilir mi? Allah’ım ne olursun bize yardım et, kendim için değil oğlum için yalvarıyorum sana.
(Cin atlayarak sahneye girer)
CİN- Merabaaa!
NİLÜFER- (Seyirciye) İşte geldi musibet.
CİN- Evet ben her zaman sözümü tutarım padişah karısı. Bu birinci gecen. Bakalım ismimi bilebilecek misin?
NİLÜFER- Elimdeki şu kağıtta bir sürü isim yazılı. Umarım bunlardan biri senindir.
CİN- Şans, belli olur mu bu? Hadi söyle bakalım.
NİLÜFER- Ahmet, Mehmet, Hüseyin, Cengiz, Turan..
CİN- Değil değil, hiç biri değil. Devam et padişah karısı.
NİLÜFER- Yılmaz, Mustafa, Selami, İlhan, Recep, Bayram, Gafur, Alparslan..
CİN- Bilemedin bilemedin. Sabaha kadar vaktin var, ama sabah olmadan gideceğim ona göre. Hadi devam et.
NİLÜFER- Cafer, Kerim, Gaffar, Fikri, Ertan, Özcan, Özkan, Aytekin, Baybars..

(IŞIK SÖNER. İKİ SANİYE SONRA YANAR. NİLÜFER SAYMAKTADIR)
NİLÜFER- (yorgun) Remzi, Hilkat, Hasan, Haşim, Mert, Mukbil, Aydın, Atakan, Altan, Ayhan, Ateş, Kaya, Kenan, Kemal..
CİN- Tamam bu kadar yeter. Bilemedin. Sabah oluyor ben gidiyorum Padişah karısı.
NİLÜFER- İyi ama daha sayacağım çok isim var cin, biraz daha kalsaydın.
CİN- Kalamam gün ışımadan gitmem gerekiyor. Daha bu birinci geceydi, önünde iki gece daha var padişah karısı. Bu gece yine geleceğim.
NİLÜFER- Dur bekle biraz.
(Cin atlayarak sahneden çıkar)
NİLÜFER- Gitti. Yarabbim ne yapacağım ben? Dünyanın adını saydım ama hiç biri onun adı değilmiş. Böyle giderse oğlumu alacak elimden. Bir şeyler yapmalıyım. Padişah beyime söyleyeyim de emir versin, bugüne kadar hiç duymadığımız, bilmediğimiz isimler buldursun.
(IŞIK SÖNER. TEKRAR YANAR. PADİŞAH VE NİLÜFER)
PADİŞAH- Ne oldu Nilüfer sultan, cinin adını bilebildin mi?
NİLÜFER- Sormayın efendimiz, sürüyle isim saydım ama yine de bilemedim.
PADİŞAH- Üzülme sultanım, önümüzde daha iki gece var. Askerlerim sabahtan akşama kadar ne kadar isim varsa hepsini tespit ediyorlar. Elbette içlerinden birisi o cinin olacak.
NİLÜFER- Ya hiç kimselerin bilmediği bir isimse, o zaman ne yaparız? Cin üçüncü gecenin sonunda ismini bilemezsem oğlumuzu alacak bizden. Siz ki koskoca bir padişahsınız, ülkenin tek hakimisiniz, bu cinin hakkından gelemez misiniz?
PADİŞAH- Bazı şeyler vardır ki padişahların bile gücü yetmez, çaresiz kalır Nilüfer Sultan. Tıpkı şu anda olduğu gibi. Bir cinle nasıl baş edilebilir bilemiyorum. Ama unutma padişahtan büyük Allah vardır. O Allah ki elbet bize yardımcı olacaktır. Bol bol dua edelim sultanım.

(IŞIK SÖNER. TEKRAR YANDIĞINDA GECEDİR. NİLÜFER YERE KADAR UZANAN ELİNDEKİ LİSTEYE BAKMAKTADIR)
NİLÜFER- Aman Allahım bu ne kadar çok isim böyle? Bütün bir gece bu isimleri okuyamadan sabah olur.
(Cin atlayarak odaya girer)
CİN- Merabaaa!
NİLÜFER- (seyirciye) Geldi işte körolası Cin.
CİN- Ee ne yaptın padişah karısı? Yeni isimler bulabildin mi bari?
NİLÜFER- Buldum. Umarım şu kağıtlarda yazılı isimlerden birisi senindir.
CİN- Göreceğiz. Bu ikinci gecen. Sabaha kadar vaktin var. Sabah olunca gideceğim ve yarın gece son olarak geleceğim padişah karısı. Eğer yine ismimi bilemezsen oğlunu alıp götüreceğim. Buna ne sen ne de padişah kocan engel olamayacak.
NİLÜFER- Sen çok kötü bir cinsin. Nasıl olur da daha süt çocuğu bir bebeği annesinden ayırabilirsin? Sen de hiç merhamet, hiç kalp yok mu?
CİN- Peki ya sen insanken, kadınken nasıl olur da doğmamış evladını padişah karısı olma uğruna feda edersin ha?
NİLÜFER- Mecburdum, can derdine düşmüştüm. O zaman başka bir seçeneğim yoktu. Ya ölecektim, ya da çocuğumu feda edecektim.
CİN- Neyse geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler. Vakit ilerliyor, tahmin et bakalım ismimi, hadi.
NİLÜFER- Seçkin, Savaş, Salih, Saltuk..
CİN- Değil değil.
NİLÜFER- Sükan, Şakir, Serdar,Mesut, Müjdat, İskender, metin, Mahmut, Mutlu, Melih, Mesut..
CİN- Hiç biri değil. Daha çabuk padişah karısı daha çabuk. Zaman su gibi akıp geçiyor. Sabah olmadan ismimi bilmeye bak.
NİLÜFER- İzzet, Ekrem, İslam, İlhami, Ümit. Tuncer, Toron, Tanju, Tolgay, Tevfik..
CİN- Hayır hiç biri benim ismim değil padişah karısı. Başka sayacağın isim var mı?
NİLÜFER- (bağırarak) İnsaf et. İki gecedir sayısız isim saydım, nasıl olur da bunlardan biri senin adın olmaz.
CİN- Değil işte, değil.
NİLÜFER- Gel vazgeçelim bu oyundan. Sana ne istersen vereyim. Altın mücevher, ne istersen. Yeter ki şu isim oyunundan vazgeç.
CİN- Olmaz, ya ismimi bilirsin ya da çocuğunu alırım, İşte o kadar.
NİLÜFER- (ağlayarak) Allah kahretsin seni, kahretsin.
CİN- Boşuna intizar etme padişah karısı. (esner) Sabah oluyor benim gitmem lazım. Unutma yarın gece son gecen. İsmimi bildin bildin, bilemedin oğlunu alacağım. Bay bayy!
(Cin atlayarak sahneden çıkar gider)
NİLÜFER- (bağırarak) Geber e’mi, inşallah bir daha geri gelmezsin. Pis cin.

(IŞIK SÖNER. TEKRAR AYDINLANDIĞINDA PADİŞAH DA ODADIR)

PADİŞAH- Yine mi ismini bilemedin cinin, Nilüfer sultan?
NİLÜFER- Maalesef padişahım, sabahın ilk ışıklarına kadar yüzlerce isim saydım ama hiç biri onun ismi değilmiş. (içini çeker) Eğer bu gecede bilemezsem oğlumuzu alacak bizden.
PADİŞAH- Bir padişah olarak İlk defa çaresiz kalmanın acısını yaşıyorum Nilüfer sultan. Oğlum için ülkelerle savaşırım ama ne yazık ki bir cine karşı ne yapılabileceğini bilmiyorum.
NİLÜFER- Birkaç saat sonra gece olacak ve o kahrolası cin son defa gelecek.
PADİŞAH- Üzülmeyin Nilüfer sultan, gün doğmadan neler doğar. Allah kerimdir, bize yardımcı olacaktır.

(IŞIK SÖNER. TEKRAR AYDINLANDIĞINDA GECEDİR. NİLÜFER AĞLAYARAK KUCAĞINDAKİ KUNDAĞI SEVMEKTEDİR)

NİLÜFER- Yavrum, güzel oğlum, bir tanem. Öyle küçüksün ki, daha sana doyamadım bile. Belki de bu seni son görüşüm olacak. Birazdan o kahrolası cin gelip ismini soracak. Eğer bilemezsem, seni benden alacak, koparacak..
(Cin atlayarak odaya girer)
CİN- Merabaaa!
NİLÜFER- Merhaban da sen de yerin dibine batarsın inşallah.
CİN- İstediğini söyle, istediğin kadar hakaret et padişah karısı, umurumda bile değil. İşte son geceye geldik. İsmimi bilirsen çekip gideceğim ve bir daha da gelmeyeceğim. Ama bilemezsen o sevimli çocuk artık benim olacak.
NİLÜFER- Asla, asla onu sana vermeyeceğim.
CİN- Bu senin elinde değil padişah karısı. Evet gece ilerliyor başlayalım artık. Say bakalım isimleri.
NİLÜFER- Vedat, Vecdi, Volkan, Haluk, Haşim, Harun, Erdoğan, Ergin, Emin..
CİN- Değil değil hiç biri değil. Yaşasın çocuk benim olacak.
NİLÜFER- Bülent, Baki, Bilkay, Beşir, Çoşkun, Cenk, Deniz, Demir..

(IŞIK SÖNER, BİRKAÇ SANİYE SONRA AYDINLANIR. CİN VE NİLÜFER BİRLİKTE)
NİLÜFER- (saymayı sürdürür) Dikmen, Devrim, Ersin, Halis, Abdulvahap, Hakan.
CİN- (esneyerek) Hiç biri değil padişah karısı. Sabah olmasına beş dakika var. Beş dakika içinde bildin bildin, yoksa çocuğunu alıp gideceğim.
CARİYE - (sesi dışardan) Afedersiniz sultanım.
(Nilüfer sesin geldiği yere gider)
NİLÜFER- Ne var Nigar?
CARİYE- (dışardan) Sultanım bir avcı geldi, sizinle görüşmek istiyor.
NİLÜFER- Öyle mi geliyorum. (cine) Bekle beni burada cin şimdi geleceğim.
CİN- Üç dakikan kaldı padişah karısı.
(Nilüfer sahneden çıkar ve yan taraftan sahnenin önüne gelir. Orada avcı kıyafetiyle duran bir adama yürür)
NİLÜFER- Buyurun ne istediniz?
AVCI- Sultanım bağışlayın gecenin ilerlemiş bu vaktinde sizi rahatsız ettim.
NİLÜFER- Mesele nedir?
AVCI- Başınıza gelenlerden haberim var. Oğlunuzu almak isteyen kötü cinin ismini öğrenmek istiyormuşsunuz.
NİLÜFER- Evet ama ne yazık ki hala adını öğrenemedim.
AVCI- Belki size faydası olur. Bu sabah ormanda avlanırken iri yarı uzun boylu bir adam gördüm.
NİLÜFER- (heyecanla) Aman Allah’ım cin olabilir bu. Evet devam edin lütfen.
AVCI- Adam bir yandan yemek yapıyor bir yandan da yüksek sesle konuşuyordu.
NİLÜFER- (heyecanla) Ne diyordu?
AVCI- Bana derler bastı bacak, bu gece padişahın oğlu benim olacak. Belki aradığınız isim bu olabilir diye sizi rahatsız ettim.
NİLÜFER- (heyecanla) Evet evet olabilir. Mutlaka odur. Sağolun sağolun, Allah sizden razı olsun. Son anda oğlumun hayatını kurtardınız.
(Avcıyla birlikte sahneden çıkar. Sonra Cinin yanına girer)
NİLÜFER- Geldim işte.
CİN- Son otuz saniye padişah karısı. Adımı öğrendiysen söyle yoksa oğlunu alıp gidiyorum.
NİLÜFER- Dur, söylüyorum.
CİN- Söyle.
NİLÜFER- Bastıbacak
CİN- (şaşkın) Ne..Ne dedin sen?
NİLÜFER- Bastıbacak dedim. (heyecanla) Evet senin adın bu. Sen Bastıbacaksın. Bastıbacaksın.
(Cin kızgınlığından tepinmeye başlayarak seyircilerin önüne gider)
CİN- Olamaz, olamaz, adımı bildi. Bu benim sonum oldu. Mahvettin beni padişah karısı, mahvettin.
(Nilüfer bebeğini kapar, göğsüne bastırır)
NİLÜFER- Bildim işte, bildim, oğlumu alamayacaksın elimden, adını bildim.
CİN- Olamaz, yapamazsın bunu bana. Adımı bilemezsin. Bu benim sonum oldu. Ölüyorum ben, ölüyorum. Ölüyorummmm!
(Cin yere düşer, ölür)
NİLÜFER- (şaşkın) Aman Allahım gözlerime inanamıyorum cin öldü. Öldü o. Kurtulduk oğlum, sonsuza kadar kurtulduk ondan şehzadem.
(Işık ağır ağır sönerken anlatıcı ortaya çıkar ve seyircilere yürür)
ANLATICI- Evet sevgili çocuklar, oyunumuz burada sona erdi. Ama sizin de gördüğünüz gibi bütün bu olaylara yalan söylemek sebep oldu, değil mi? Siz, siz olun ne olursa olsun yalan söylemeyin. Her yalan böyle mutlu şekilde sona ermez. Evett, gökten üç elma düşmüş, biri anlatana yani bana, biri oynayanlara, ötekisi de padişaha, karısına ve oğluna.

-SON-
 
Diğer eserler


(Toplam 30 tiyatro eseri bulunuyor)

İlkÖnceki12

     


Basında sitemiz | Bize ulaşın | Reklam

Sözleşmeler Gizlilik ve Kullanım Sözleşmesi | Tüketici Hakları, Üyelik, Güvenlik ve Teminatlar

Tüm hakları saklıdır 2017 © Edebiyat Dünyası

Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır. Sitenin özgün içeriği 5187 Sayılı Basın Kanunu'na göre kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz. Kaynak belirtmek ve ilgili sayfaya link vermek koşuluyla sitenin tüm özgün içeriği başka yayın organlarında özgürce kullanılabilir.