| Ölümsüzlük Sırrı Ölüm her fani bedeni zora sokacak bir mengene. Kapılınca dünyalık nefeslerin rutin tavrına sekteye uğrayan süreç gözyaşı olup ya içe ya dışa çağlarken son dileklere gelir sıra. Şimdi birkaç son dileği paylaşalım sizlerle: 1.Evlatlarıma iyi bakın: Bunu söyleyen muhtemelen doyamamıştır yavrularına. En gerekli zamanda yarım kalan yalın bir sevda gibi iç burkar en fazla onun iç yoklaştıran acısı. Bir zaman sonra bu dilek rafa kaldırılır. Hayatın çetin şartlarında o çocuklar savunmasız bırakılıverirler savaş meydanlarına. Kimsenin kimseye yürekten acımadığı, en külli acının birkaç ay sürüncemede kaldığı bu kimliksiz yalnızlığın ebeveyni olurlar zamanla. Vefalı dostlar bir kalem bir silgi ile son dilekten sıyrılırlar vesselam. Vefa yenik başlar her oyuna. İşte o zaman son dilek onu söyleyene ihanet eder gibi birkaç çocuğun gözlerinden sızar. Son dilek o vakit ne işe yarar? 2.Ağlamayın arkamdan: Bu son dilek döküldüğü ağzı daha terk eder etmez yetim kalmıştır aslında. Ağlanacaktır adettir, için yanmasa bile ağlarsın, ağlamalısın kınar konu komşu. Ağlamamak için yutkunur evlatlar ya da ana, baba… Onlar ağlarken asla rahat değillerdir artık. Oysa ona değil onsuzluğa ağlamaktadırlar enikonu. Ağla, ağla, ağla… Bu dilek asla tamamlanmaz, ıslatılır yıllar yılı her bayram sabahı parlak ve rengarenk şekerler yanında. 3.Yalnız bırakmayın beni: Aman Allah’ım öldü! Ürperir insan en sevdiğinden bile soğuktur ölüm, iticidir naaş. İlk anda kaçışır dışarı başucundan ayrılmayanlar. Sonra yavaş yavaş geri dönerler. Kendini hiç bulamayan birileri ölümün şekli hakkında yorumlara girişir. Ölüm ya kolaydır ya zor, cahilliklerinden habersiz bunu da sınıflandırırlar. Derken güzel kokulu sabunlarla köpürtülerek yıkanıp bembeyaz kefenlere nazikçe sarılır ve yalnızlığa bırakılır. Yalnızlık belki ilk kez bu denli anlamlıdır. Yalnızdır, aslında kendiyle olabildiğince tanışık bir yalnızlığa gömülür vefa dışında. 4.Beni unutmayın: Beni unutmayan olacak mı acaba, diye hayıflanır hasta. Çocukluğundan beri vefanın şükran tanımayan halini inceden inceye tanımış ve tanımlamıştır. Sevdikleri, güvendikleri olmadı tahammül ettikleri bile geri dönüp bakmamıştır onun yüzüne. Kırılmıştır kalbi esen zamansız rüzgara bile. Onun için yanındakiler unutulmayan birer hatıra yumağı iken kalbi başkalarınca altta bırakılmıştır işte. Kimsenin eyvallahı kalmaz ona zamanla, herkes yavaş yavaş çekilirken etrafından vefasızlık yerleşiverir başköşeye ve ah ile başlayan her cümlenin sonrasına. Yoktur sadakat çevresinde olmamıştır belki ama aramaktan da usanmamıştır yıllar boyunca. Ölüm anındaki çetin yalpalayışta beni unutmayın derken bir şeyi unutmuştur aslında: Unutur insanoğlu seni de beni de unutacaktır mutlaka. Bu dilek de anlamsız gelir bir zaman sonra beşer hafızaya. Dilekler uzar gider böylece aranan bir tutam sevgi inancı velev ki bir avuç vefadır anlayana. Ölümsüzlük sırrıdır vefa, mühürlü yüreklerde bulunmaz asla. Şayet öleceksek hepimiz, tek sözle son veriyorum yazıma: Unutmayın bu son dilekleri Allah aşkına… |
Bu yazı 29.09.2008 tarihinden itibaren
170 kez okunmuştur. |