Öfke Giyinen Çirkinlik Soyunur

İnsanoğlu en müthiş varoluş hikayesi, sırlarla dolu bu âlemin hem efendisi hem de kölesidir. Çizgi çizgi elleri kapandığında oluşan insicam da iyi gösterir ki yumruk yapmak tas tutmaktan daha külfetsizdir.

Eşyanın tabiatında olan değişimin esası âdemoğlunu da kapsar bir açılıma sahiptir. Değişmek her zaman yenilenmek değil, elbet zaman zaman gerilemektir. Net bir çizgi üzerine indirilen insan bu çizgide her yalpalayışta ya iyiye ya kötüye meyledecektir. Tercih hür iradeyle olmaz her zaman; aile, çevre, okul kişilik mozaiğinin temel renkleridir. İyilik gibi fenalık da her yönü ile fani dünyayı çepeçevre sarmış, silkelemiştir. Riya, ihmal, suizan mantık atmosferinin koyu bulutları olarak asit yağmurları hesabı değdiği her yeri yakmaya her türlü medeniyet oluşumunu yoklaştıramaya başlar. İşte bu amansız darboğazda insanın aklını öfke tekeline alır.

Öfke iki heceli lakin iki bin bilmeceli yoğun ama sabır perdesi çekildiğinde yok olan bir duygudur. Duygu dedik, duyu organları ile algılanamadığından daim nitel daim yalınkat daim sonu acı…

Öfkelenen insan ne yapar diye soranlara; kalpler kırar, umutlar paralar, canlar alır. Olmadı sıkılır dişler, yumruklar işte o an insanlık rafa kaldırılır. Bir düşünür der ki: “Size bağıran bir insan görürseniz oradan ve ondan derhal uzaklaşınız, bilesiniz ki karşınızda bir insan yoktur artık.” İnsanlık kelimelerin gizemli tadında boy verir. İnsan olmak konuşarak anlaşabilmeyi her yönüyle anlaşılabilmeyi sabrı tamamen kuşanıp değen tokat sahibine bile sen haklısın demeyi gerektirir. Ne söylense az, ne gözlemlense eksiktir biraz; insanlık damarlarda akan kanın hızında değil akıl ile kalp arasındaki mesafenin kısalığındadır.

Hayvanlar baş seçerken, aş paylaşırken, mekan belirlerken bunu kavga ile yaparlar. Ya insanlar… Yıllanmış sorunun taze yanıtına geldi sıra her dem taze bir umutla diyoruz ki: “Konuşarak, birlik olarak, birbirimizin haklarını gözeterek yaşadığımız bir dünya temennisi bize olduğu gibi çöreklenmesin yeni nesillere.” Güzel bakabilelim artık yanlış bile olsa karşıt bir fikre. Bilelim ki kutsal olan fikir dehlizlerine salınan hoşgörü nicedir yalnız. Ne kadar insan varsa kainatta o kadar hayal, o kadar hüzün, o kadar çile vardır ve o kadar ki her insan bir bilinmezdir. Dünya bir puzzle her birimiz bir parça, bu puzzlenin tamamlanması için birlik olmamız ve artık farklı olduğumuzu algılamamız gerekmektedir, şu da biline ki çeşidin olduğu yerde güzellik şekillenir. Selametin olduğu bereketli günler temennisi ile…

 
Bu yazı 06.10.2008 tarihinden itibaren 183 kez okunmuştur.