Yorgun Masumiyet

Baba ocağında,annesinin dizinde sıcacık bir yuva….Hayatın ne denli acımasız olduğundan henüz haberin yoktur. İlkokul,ortaokul,lise…Derken üniversite gelir çatar. O sıcacık yuva yerini artık soğuk yurt ortamına bırakmıştır. Yabancı bir şehirde,soğuk bir odada yabancı bir güne uyanırsın. Günler günleri kovalarken sende yavaş yavaş alışırsın çıkar dünyasına,sahte dostluklara. Seneler geçer para kazanmaya başlarsın ,bin bir maske arasında. Her gün biraz daha tükenirsin dünyanın sevgisizliğinde. O tozpembe dünyanın gerçekleri yüzüne bir tokat gibi çarpar.

Masum, nazlı hallerini hatırladığında gözlerinde bir telaş belirir. Acılı bir sızı gözlerinden yüreğine yerleştiğinde ,artık çok geçtir. Kaldırımlara düşen yağmur taneleri gibi sağa sola çarpar saflığın. Bebek masumiyetin dönmeyecektir. Yüreğinin derinlerindedir artık. Oralara giden masumiyetin yolu uzundur,çetindir. Çağırırsın gelmez,gelemez. Onu kaybetmenin ağırdır bedeli. Ağırlaşır yüreğin, takılıp kalır yaşlar göz pınarlarına,titrer sesin… Dalar gidersin seni anlatan şarkılara,uzaklara…

Kızgınlığın ve hırçınlığın yerini suskunluk aldığında,artık içinden ona kadar saymadığında, söylenen sinir bozucu şeylere gülüp geçtiğinde yorgunluğunu ilan edersin. İşte o zaman ; yeniden masumiyetin gelir aklına. Bir kez daha doğar içinde kim bilir? Biraz yorgun,biraz ürkek…

Bebek masumiyetinizi kaybetmemeniz dileğiyle…

 
Bu yazı 08.07.2008 tarihinden itibaren 147 kez okunmuştur.