Aborjiniler ve Beyaz Adam

Aborijiniler genellikle Avustralyanın iç bölgelerde ‘medeni insanların’ yaşayamadığı yerlerde yaşarlar. Bu, biraz da beyaz insanın şerrinden korunmak içindir. Yine de buralarda yaşayan Aborijiniler, beyaz insanın şerrinden tam olarak azâde değillerdir.
Şehirlerde olduğu gibi, oralarda da Aborijinilerin en çok sevdikleri –alıştırıldıkları- nesne, şaraptır.
Macera arayanlar için bulunmaz bölgelerdir buraları. Su kıttır ve diğer tüm çöl şartları, binlerce yıldan beri oralarda yaşamayı becerebilmiş olan Aboriciniler ve birkaç canlı türü hariç, muazzam bir girdap gibi sizi yutmaya hazırdır. Eski Amerikan kavboy filimlerinde, Teksas veya Nevada çöllerinde, ara sıra ekrana getirilen hayvan kafatası ve iskelet kalıntılarına buralarda da sık sık rastlamak olasıdır.
Yıllar önce, oralarda nisbeten bir kasabaya yakın bir yerde, petrol ıstasyonu olan bir tanıdığı ziyarete gitmiştim. Petrol ıstasyonunda, bölgede gerekli tüm ihtiyaç malzemeleri satılıyordu. Ama en çok şarap.
Nedenini sorduğumda, oraya belli günlerde gelen yerli Aborijinilerin en çok şarap aldıklarını öğrendim. Özellikle de sarı etiketli şarapları. Abarijinilerin bayrağında sarı güneş sembolü olduğu nedeniyle sarı etiketli şaraplar çok satılıyor. Bunu bilen satıcı –beyaz insanın tipik bir davranış hali olan fırsatcılık nedeniyle- sarı şarapların fiyatını artırmış. Doğru dürüst para saymaya bilmeyen Aborijiniler her yönden kandırılmakta.. Bir kavga esnasında ıstasyonun camını kıran Aborijiniler, camın fiatını bilemediklerinden, adeta haraca bağlanmış. Alınacak olan iki şişe şarap parasının biri, camın masrafına kesiliyor. Bu aylarca devam ediyor. Beyaz adam cam parasının çok miktar tuttuğunu, bunu kendisi öderse şarap almaya para kalmayacağını söyleyerek beş altı Aborijiniyi haraca bağlamış.
Hun Türkleri döneminde olduğu gibi birçok totemleri olan Aborijini kabileleri, totem olan hayvanın etini yemez ve bizim Toroslarda yaşayan tahtacılar gibi ağacı da kutsarlar. Kesilmesi gereken ağaca maksat anlatılır ve özür dilenerek kesilir.
Özel mülkiyet bilmeyen, yiyeceklerini paylaşan ve her dakika birbirleriyle dayanışma içinde, yaşanılmaz denilen yerlerde yaşamını sürdüren Aborijinileri, ilkel insanlar olarak niteleyen ıstasyon sahibi cebini doldururken, beyaz insan olma utancı ile oradan ayrılıp çok uzak olmayan bir kasabaya gittim.
Amacım o gün orada duruşmaya getirilen birkaç Aborijini davasını takip etmekti..
Mahkeme koridorunun duvarında bir resim asılıydı. Resimde kürsüde oturmuş peruklu bir hakim ve sanık bölmesinde köylü kılıklı bir adam vardı. Ben resme bakarken yanıma yaklaşan bir Aborijini, resimdeki hakimi göstererek, korkulu ve kısık bir sesle, Beyaz adam, dedi. Daha sonra, resimde bölme içinde bulunan sanık adamı işaret ederek ‘sen ve ben, dedi.
Bölgede kaldığım bir hafta zarfında, kızgın güneşten esmerleşen tenim sayesinde kısa bir süre bile olsa, ben de, ilkel dedikleri bu insanlardan olma mutluluğunu yakalamıştım, o mahkeme koridorunda…
 
Bu yazı 18.11.2008 tarihinden itibaren 057 kez okunmuştur.