Edebiyat Dünyası Ana Sayfası




» Sitemize fotoğraf ve kitap taslağı gönderimleri çalışma nedeniyle geçici süre ile durdurulmuştur... » Köşe yazılarımız iki haftada bir pazar günleri güncellenmektedir. » Kültür sanat etkinliklerinizi yayınlatmak için, posta@edebiyatdunyasi.com e-posta adresine, etkinliğinizin adını ve açıklamasını, kendi adınız-soyadınız ve iletişim bilgileriniz ile birlikte yollamanız yeterlidir. Etkinliğinize ait resim, afiş veya fotoğraf varsa bunu da e-postanıza ekleyebilirsiniz. 
     
Özel Arama

  Sitede şu an 9 ziyaretçi bulunuyor.


Editörümüz Cihan Atbakan yazıyor...
Bu haftaki öykü
Takip
     
  Son eklenen amatör yazarlar
 
Şahin CEYLAN
Ahmet Can GUNAYDIN
Melih YILDIZ
ŞAKİR GÖKÇE
GÜLŞEN ŞENDERİN

 
  Çok satan kitaplar
 
Dersimiz: Atatürk
Küçük Arı
Cumhuriyet - Türk Mucizesi
Kayıp Gül (Karton Kapak)
Avrupa´nın 50 Büyük Yalanı

 
  Yeni çıkan kitaplar
 
Aspasya Yasak Aşkın Kadını
Hedefteki Adam Atatürk Nasıl Öldürüldü?
Esrarengiz Palyaço
Dilsiz Martı
Muamma


  Köşe yazarlarımız
 
    Tuğra Sezgi
   Nobel Ödüllerini Dağıttım


  Deniz Polater
   Hâlâ Seninle Doluyum


  Erhan Kanışlı
   Hoş


  Murat Arslantürk
   Miras


  Alper Duran
   Gaye 2


  Ümit Ziya Altı
   Hayatın Sırrı


  Ayşe Yılmaz
   Bahar Gönüller


  Türkay Ilıcak
   Barra Barra


  Emine Sevinç Öksüzoğlu
   Ata Yurt Azerbaycan´dan Bir Usta Kalem...


  Adem Kaltar
   Mürekkepsiz Kalemler, Duygusuz Kelimeler…


  Ömer Çoban
   Aşklar ve Ölümler
 
 

  Son eklenen biyografiler
 
Şota RUSTAVELİ
Sedat UMRAN
William SHAKESPEARE
Ceyhun Atuf KANSU
Abdurrahim KARAKOÇ


  Son eklenen haberler
 
Sinema İnatla, Umutl...
Fatih’in Az Bi...
Uluslararası Yaz Ede...
Aşık Talibi Coşkun K...
İLESAM-AKÇAĞ Roman-H...




Elektronik Bülten'e abone olun
haberler e-posta adresinize gelsin...
E-posta:

 
 
  Yazı Dizisi - Küçük Oyunlar
 



 


- 7.HAFTA -


KÜÇÜK OYUNLAR (Bu bir öykü, gerçek yaşamlar farklı, hayaller ise sınırsız... O halde herkesin hayallerinde okudukça canlanacak sahneler bambaşka... İyi seyirler...)

Seval üçüncü kez ‘’Ceyhun,’’ dedi. Sonra telefona baktı. Hâlâ açıktı.

Ceyhun ofiste ki iki kişiye teşekkür ederek çıktı. Seval’e ‘’Nerdesin?’’ diye sordu. Seval bir an ne diyeceğini bilemedi. Sonunda ‘’Evdeyim,’’ dedi.

‘’Bana adresi ver,’’ dedi Ceyhun. ‘’Sanırım konuşmamız gereken şeyler var.’’

Seval bir an tereddüt etti ama sonunda adresi verdi. Ceyhun ‘’Güzel,’’ dedi. ‘’Yirmi dakika sonra orada olurum. Kahve yapmayı biliyor musun?’’

‘’Suyu ısıt ve içine paketi boşalt,’’ dedi Seval.

Ceyhun güldü. ‘’Hayır. Türk kahvesi. Hani şu üstünde köpükler olan ve yapıldıktan sonra karıştırılmayan.’’

Seval telefonu kapattıktan sonra yirmi dakika aklına geldi ve hemen bir taksi çevirdi. Şoföre ‘’Beni on beş dakikada eve yetiştirirsen sana iki katı öderim,’’ dedi. Şoför kafasını çevirip Seval’e baktı. ‘’Adres neresi?’’ 

Kadir Balıkçıoğlu yeni cep telefonunu çıkardı ve bildiği tek şeyi yaptı. Numarayı çevirdi. Mehmet arazinin kenarında ki tek ağacın altına oturmuş düşünüyordu. Telefonu çalınca cebinden çıkardı ve numaraya baktı. Tanımıyordu. Telefonu açtı.

‘’Öncelikle bilmeni isterim ki kızın güvende,’’ dedi patron. Masasında oturuyordu.

Mehmet sakin bir sesle ‘’Benden ne istiyorsunuz?’’ diye sordu.

‘’İşlerin böyle olmaması gerekiyordu. Ama bunu tartışacak değilim. Şimdi o araziyi bugün bize satacaksın. Sanırım nakit yerine karşılık olarak kızını almayı tercih edersin.’’

‘’Tamam,’’ dedi Mehmet. ‘’Yalnız kızımla konuşmak istiyorum.’’

‘’Bu mümkün değil,’’ dedi patron.

‘’Biliyor musun, ya kızımla konuşurum ya da araziyi unut.’’

‘’İddialı laflar bunlar Mehmet Güroğlu… Tamam. Beş dakikaya kadar telefonun çalacak. Yarım dakika konuşabilirsin. Sonra da seni buraya bekliyorum. Satış işlemlerini tamamlamak için. Eğer bir aksilik olmazsa akşama kızını alabilirsin. Anlıyorsun değil mi?’’

‘’Merak etme,’’ dedi Mehmet. ‘’Aksilik olmayacak.’’

Patron ‘’Güzel,’’ dedi ve telefonu kapattı. Sekreterini aradı. Kızın tutulduğu evde ki kadını aramasını ve Mehmet’in numarasını vermesini söyledi. Yarım dakikası olduğunu tekrar hatırlattı. 

Küçük kız geniş salonda ki bordo renkli koltuklardan birinde oturuyordu. Evde kimse yoktu. Sadece önlük giyen ve annesine benzeyen bir kadın vardı. Korktuğu söylenemezdi ama yabancı bir evde olmaktan da hoşlanmıyordu.

Önlük giyen kadın telefonu kapattıktan sonra numarayı çevirmeden önce kızın yanına geldi. Yanına oturdu.

‘’Şimdi babanı arayacağım. Onunla konuşacaksın, tamam mı?’’

Kız başını salladı.

‘’Güzel. Sen akıllı bir kızsın.’’

Kadın numarayı çevirdi. Telefon ikinci çalışta açıldı. Kadın telefonu kızın kulağına tuttu.

Küçük kız ‘’Baba,’’ dedi.

Mehmet gözlerini ve sol yumruğunu sıktı. Ne diyeceğini bilemedi.

‘’Kızım. İyi misin?’’ diye sordu.

‘’İyiyim baba. Beni ne zaman alacaksın buradan?’’

‘’Bu akşam. Bu akşam eve gideceğiz birlikte. Annen bizi bekliyor.’’

‘’Neden şimdi değil baba?’’ diye sordu kız.

Mehmet ağzını açtığı sırada telefon kapandı. Mehmet elinde tuttuğu telefonu sıktı. Sıktı. Ama telefon kırılmadı. Çıtırtılar geldi ama kırılmadı. Mehmet ayağa kalktı. Araziye baktı ve telefonu yine kulağına götürdü. Telefon daha ilk çalışta açıldı ve karşıda ki ses ‘’Bana o plakayı neden sorduğunu söyleyecek misin?’’ diye sordu. 

‘’Bursan sağa… Şimdi sola… Düz… Sola dön ve… Dur.’’

Taksinin tekerlekleri kilitlendi. Araba sarsılarak durdu. Seval Taksimetreye baktı ve iki katından daha fazlasını ön koltuğa fırlatıp teşekkür ederken taksiden indi. Taksici arabayı hareket ettirdi. Son on beş dakikaya tezat oluşturacak şekilde çok yavaş yol almaya başladı. Köşeyi dönünce aniden frene bastı. Arabaya bu kez de sarsılarak durdu. Önüne aniden çıkan adama çarpmadı neyse ki.

Ceyhun taksinin yanından geçerken el işareti yaptı. Sonra sola doğru dönerek sokağa baktı. Bu apartmanlardan birisi olmalı, diye düşündü.

Seval eve girdi. Üzerini değiştirmedi. Kot pantolonu ve gömleği gayet sıradandı. Sonra sokağa baktı Ve Ceyhun’u gördü. O sırada telefon aklına geldi ve Ceyhun’la konuşurken gelen arama ekranda duruyordu. Bir Cevapsız Arama. Numaraya baktı. Önce bir şey ifade etmedi. Sonra bu numarayı kendi telefonunda da buldu. Bu patronun numarasıydı. Yani patronun odasının hemen yanında ki odada duran sekreterin kendisini aradığı numaraydı ve o sekreter kendisini ararken Ceyhun’u da aramış diye düşündü. Aklı karıştı. Pencereden bakan Seval Ceyhun’un apartmanı bulduğunu gördü. İçeri geriyordu. Az sonra kapının zili çalardı.

Seval’in aklı karışmıştı. Belki de şirkette çalışıyordu, diye düşündü ve bu mantıklı geldi. İnşaat mühendisi ya da elektrik teknikeri olabilirdi. Bunu sormaya karar verdi. Hem de gelir gelmez. 

Seda kiraladığı evine dönemezdi. Ev sahibini aradı.

‘’Artık burada ki işim bitti,’’ dedi Seda.

‘’Ya. Dönüyor musun?’’

‘’Evet. İki seneden sonra beni başka şehre atadılar.’’

Seda fazla konuşmadı. Eşyalarını almayacağını söyledi.

‘’Son ayın kirası olarak sizde kalsınlar, ne dersiniz?’’

‘’Tamam,’’ dedi ev sahibi. ‘’Aslında sana dediğim gibi bu şehirde yaşanmaz. Senin için iyi olmuş.’’

‘’İnşallah sizde iyi bir kiracı daha bulursunuz.’’

‘’Bu zamanda iyi kiracıyı mumla arasan bulamazsın. Hele bu şehirde.’’

Seda bir taksiye atladı ve ikinci sınıf bir otele yerleşmeye karar verdi. Kimliklerle pek ilgileri olmayan otellerden birinde en azından bir hafta kadar kalabilirdi. Arabasını da satacak ve bir yerlerde üzerine kayıtlı hiçbir şey olmayacaktı. Artık biraz daha fazla görünmez olmak zorunda kalacağını biliyordu.

Mehmet direk konuya girdi ve ‘’Kızımı kaçırdılar,’’ dedi. Karşıda ki ses ‘’Nasıl oldu? Kim kaçırdı?’’ diye sordu.

‘’Önemli değil nasıl olduğu ama buluşmamız lazım. Sana anlatacaklarım var ama sakın teşkilatı ayaklandırma geçen sefer ki gibi.’’

‘’Tamam, tamam. Nerdesin?’’

Mehmet Güroğlu arazinin yerini tarif etti. Arkadaşı on dakika sonra orada olacağını söyledi. 

Deniz bir hafta kadar evden çıkmayacaktı. Tüm perdeleri kapattığı evinde karanlık içinde oturuyor ve gözleriyle karşıya bakıyordu. Aklından geçenler o kadar karışıktı ki. Çocukluğundan hafızasında kalan anılar (ki bunların çoğu kendi kişiliğinde ki eksik yanların baş gösterdiği olaylardı) birlikte olmaya çalıştığı dört kişi, ailesi, (bir zamanlar ailesi vardı) ve pişmanlıkları. (hayatı boyunca yapmak isteyip de yapamadığı çok fazla şey vardı) (bunların birazı kendi kişiliğinden birazı da olayların öyle gelişmesinden kaynaklanıyordu)

Ceyhun eve adımını atar atmaz içine çektiği havadaki koku başını döndürdü. Seval O’nu içeri davet etti. Ceyhun salona girdi ve koltuğun birine oturdu. Seval de oturdu.

Birkaç dakika konuşmadılar. Arada bir göz göze gelip güldüler ama konuşmadılar. İkisi de ne diyeceğini bilmiyordu. Ceyhun sonunda ‘’Evin güzelmiş,’’ dedi.

Seval ‘’Daha hiçbir yerini görmedin ki,’’ diye tersledi Ceyhun’u.

‘’Gördüğüm kadarıyla güzel o zaman,’’ dedi Ceyhun kaşlarını çatarak. ‘’Kimdi o?’’

Seval ‘’Bilmiyorum,’’ dedi. ‘’Sanırım aklı karışık biri ve beni izliyor son birkaç gündür.’’

‘’Aklı karışık biri,’’ diye mırıldandı Ceyhun.

‘’Seni öldürmek istiyordu sanırım.’’

‘’Neden?’’

‘’Dün eve geldi ve senin oturduğun koltuğa oturdu. Konuştu, ağladı ve gitti. Anlamadım. Sonra bu sabah seninle o parkta buluşacağımızı söylediğimi hatırladım ve aklıma en kötüsü geldi. Seni aradım ve sanırım tam zamanında aramışım.’’

Ceyhun oturduğu yerde kıpırdandı ve ‘’Dün gece eve geldi ve tam buraya mı oturdu? Ve sende onunla konuştun öyle mi?’’

‘’Evet.’’

Ceyhun Seval’in gözlerine baktı. Birkaç saniye ikisi de bakışlarını kaçırmadılar. Sonunda Ceyhun ‘’Evet,’’ dedi. ‘’Tam zamanında aramışsın. Yoksa adam montunun içinde taşıdığı bıçakla birkaç delik açma niyetindeydi.’’

‘’Onu gördün mü?’’ diye sordu Seval.

‘’Evet,’’ dedi Ceyhun. ‘’Bir binaya girdim ve ofislerin birinin penceresinden onu izledim. Etrafa bakındı ve gitti.’’

Seval’in aklında Ceyhun’un telefonunda ki numara vardı. Tek istediği karşısında oturan adamın ne iş yaptığını bilmekti.

‘’Sen kim olduğunu bilmediği bir adamı nasıl içeri alırsın?’’ diye sordu Ceyhun. Sesi gergindi.

‘’Sizi de tanımıyorum beyefendi,’’ dedi Seval. ‘’ama buradasınız, değil mi?’’

Ceyhun bir şet demedi. Üzerinde gereksiz bir sinir vardı ve yüzünde ki çizgiler belirmişti.

Ayağa kalktı ve ‘’Telefonumu getirir misin?’’ diye sordu.

Seval durdu. Sonra ayağa kalktı ve salondan çıktı. Birkaç saniye sonra telefonla döndü. Arayan numaraları silmişti. Telefonu Ceyhun’a uzattı.

Ceyhun telefonu aldı. Cebine koydu.

‘’Kusura bakma,’’ dedi. ‘’Sanırım şimdi gitsem iyi olacak. Sonra görüşürüz.’’

Seval Ceyhun’a bir şey demedi. Şu anda aralarında ki her neyse, buna kendisi yön vermeyecekti. Ama Seval dayanamadı ve kapının önünde ‘’Ne iş yapıyorsun?’’ diye sordu.

Ceyhun bir an durdu ve ‘’Hiç bir şey,’’ dedi. ‘’Bu ara çalışmıyorum. Yani iki ay önce işten ayrıldım.’’

Ceyhun döndü ve gülümsedi. Seval’in gülümseyen yüzüne baktı. İçinden O’na sarılmak geldi ama bunu yapmadı. ‘’Seni arayacağım,’’ dedi ve merdivenlerden inerek gözden kayboldu.

  Ceyhun çıktıktan sonra telefonunu çıkardı ve Serdar’ı aradı. Serdar telefonu hemen açtı. Ceyhun ‘’Serdar,’’ dedi. ‘’Hemen buluşmamız gerek.’’

‘’Ama henüz uyandım ve…’’

‘’Serdar, uyandığına göre hemen buluşabiliriz. Evde bekliyorum seni.’’

Mehmet araba sesi duyunca kalktı ve Tarık’ın arabasını görünce ona doğru yürümeye başladı. Tarık Mehmet’in yanına geldi ve arabayı durdurdu. Motoru istop etti. Arabadan çıktı. Mehmet Tarık, diye düşündü. Yüzünde hiç gülümseme yoktu.

Hiçbir şey konuşmadan el sıkıştılar. Tarık ‘’Seni dinliyorum,’’ dedi. Mehmet arazide dolaşmaya başlayarak dün akşam olan her şeyi anlatmaya başladı. Tarık Mehmet’in sözünü kesmeden dinledi. Mehmet bitirdiğinde Tarık ‘’Arabadan haberim var,’’ dedi. ‘’Cesedin kim olduğu tespit edildi ama o dosya ile uğraşması için en rüşvetçi adam görevlendirildi. Sanırım bu konuda haklısın.’’

Mehmet ‘’Bu arazi,’’ dedi. ‘’Bir şey olmalı. Neden burayı istiyorlar?’’

‘’Bilmiyorum,’’ dedi Tarık. ‘’Bunu sen bana söyleyeceksin ama şimdi değil. Önce kızını bulalım. Plakasını sorduğun arabadan başlamayı öneriyorum. Adresi hatırlıyorsun, değil mi?’’

Mehmet durdu ve Tarık’a baktı. Elbette hatırlıyordu.

On beş dakika sonra evin önündeydiler. Bir adam iki katlı evin bahçesinde eğilmiş duruyordu. Tarık ve Mehmet arabadan indiler bahçe kapısını açarak içeri girdiler. Adam bahçeye giren iki kişiyi görünce ayağa kalktı ve şaşırarak baktı.

Tarık ‘’Siz kimsiniz?’’ diye sordu.

Adam ‘’Ben bu evin sahibiyim,’’ dedi. ‘’Siz kimsiniz?’’

‘’Size birkaç soru soracağız. Burada oturan esmer bir bayan hakkında. Tanıyor musunuz?’’

Adam iki kişiye de baktıktan sonra ‘’Tanıyorum,’’ dedi. ‘’Siz çalıştığı şirketten mi geliyorsunuz?’’

Tarık ‘’Biz polisiz,’’ dedi. ‘’İsmi neydi ve ne zamandır burada oturuyordu?’’

‘’İki senedir burada oturur. Bir kiracı olarak eşi bulunmaz biridir. Kendisi de işine gidip gelen, iyi biridir. İki senedir polisle bir işi olduğunu görmedim. Adı: Seda.’’

‘’Peki, şimdi nerede?’’ Mehmet hiç konuşmuyordu. Sadece adama ve eve bakıyor ve dün gece burada olanları düşünüyordu.

‘’Gitti,’’ dedi adam. ‘’Beni aradı ve tayini çıktığını söyledi. Eşyaları son ayın kirası olarak bıraktı.’’

Tarık Mehmet’e baktı ve tekrar adama dönerek ‘’İçeri bir göz atmamızın sakıncası var mı?’’ diye sordu. Adam Tarık’a baktı ve ‘’Kimliğinizi görebilir miyim?’’ diye sordu. Tarık kimliğini gösterdi. Adam gülümseyerek ‘’Tabi,’’ dedi.

İçeri girdiler. İlk kat Seda’ya aitti. Tarık’la Mehmet içeri girerlerken adam ‘’Üst kat kapalı,’’ dedi. Merdivenleri işaret ediyordu. ‘’Benim bazı eşyalarım var.’’

Mehmet ve Tarık odaları gezmeye başladılar. Tarık adama ‘’Nerde çalışıyordu?’’ diye sordu. Adam ‘’Bir tekstil firmasıydı. Alım satım işleri yapan bir şirketti sanırım.’’

Seval düşünceler içinde oturuyordu ve Ceyhun’un kim olduğunu bulmaya çalışıyordu. Aynı numara. Evet, numara aynıydı ama… Patronun Ceyhun’la olan ilişkisinin boyutu neydi? Orada çalışanlardan biri miydi? Yani şirketin yasal kısmında çalışan biri mi? Ama Seval Ceyhun’un daha farklı biri olduğunu seziyordu. 

Tarık bir defter buldu. Sonra bir disketi cebine attı. Deftere şöyle bir baktıktan sonra Mehmet’e seslendi. Adama teşekkür etti ve eğer Seda eve gelirse kendisini aramasını söyleyerek bir kart uzattı.

Adam kartı aldı ve ‘’Ararım,’’ dedi. Mehmet ve Tarık hızla dışarı çıktılar. 

Yarım saat sonra adamın telefonu çaldığında bahçeyle uğraşıyordu. Otları kesmişti. Büyümekte olan ağaçlardan biri kurumak üzereydi ve onu çıkarması gerekiyordu.

Telefonu açtı. Arayan Seda’ydı. Birazdan eve geleceğini ve birkaç özel eşyasını alacağını söyledi.

Seda evde bir şey olmadığını biliyordu ama birkaç dakika göz atması iyi olur diye düşünüyordu.

- Devamı Haftaya...

1.Bölümü okuyun ... / 2.Bölümü okuyun ... / 3.Bölümü okuyun ... / 4.Bölümü okuyun ... / 5.Bölümü okuyun ... / 6.Bölümü okuyun ... / 7.Bölümü okuyun ...


 






 



  estetik  
  Tüm hakları saklıdır 2003 © Edebiyat Dünyası
Edebiyatdunyasi.com'a eklenen yazılar ve görseller 5846 Sayılı FiKiR VE SANAT ESERLERi KANUNU'na göre korunmaktadır.
Sitenin içeriği kaynak belirtilmeden başka yayın organlarında kullanılamaz
WEB YAPIM - KARA Yazılım & Internet © 2008
En iyi 1024*768 pixel çözünürlükle Opera  ve Internet Explorer  tarayıcılarında görüntülenebilir
 
Bu yazı 10.06.2009 tarihinden itibaren 1523 kez okunmuştur.